8 Mayıs 2015 Cuma

çeşitli delinişler

Senelerdir burnumda bir halkanın eksikliğini hissediyor, bunu da çeşitli zamanlarda dile getiriyordum. "Yakışır mı? Ama yakışmaz bence, kesin yakışmaz" diye kendime mani olup duruyordum. İki sene önce "Yok ya hoş olmaz, napıcan deldirme bir yerini. Zaten yakışmaz sana" diyen arkadaşlar şimdi ya kendileri de yaptırdıklarından ya da yaptırmak istediklerinden (daha çok istediklerinden) son zamanlarda gaz vermeye başladılar.

En son dün Mert tüm itirazlarıma ve çemkirişlerime kafa tutup beni götürmeyi başardı. Bu günlerde zincire vurulmuş ejderha gibiyim. Kükreyip duruyorum, bazen alev püskürtüyorum hep de Mert'e patlıyor. Dün de çok çemkirdim çocuğa. "Beni geriyorsun, hem param yok benim! Hem korkuyorum hem de utanıyorum!" gibi... "Ben sana borç veririm." dedi, düştük yola.

Daha önce de bir kulak deldirme deneyimim olmuştu, sizlerle paylaşmıştım, şurada. İki kulağımda toplam 5 delik var, altıydı, kapandı biri. En temizi yazıda bahsettiğim oldu. Kulağım yara olmadı, şişmedi, enfeksiyon kapmadı. Bir önceki seferimde, Kızılay'da saçma bir dükkanda (ki hemen hepsi de çok saçma yerlerde delindi) delmişlerdi. Kulağım şişti, o küpe kulağıma gömüldü. Enfeksiyon kaptı günlerce iltihap aktı içinden. Antibiyotikli kremlere sarıldım, doktor olan kuzenimden feci halde azar işittim. Ondan sonra da tövbe ettim işte. Abuk subuk yerlerde oramı buramı deldirmiyorum artık. O kulak macerasını (evet bunlar hep macera benim için hem de çok gergin ve korkulu maceralar, çünkü tedbirsiz olduğum kadar da pimpirikliyim ilginç bir şekilde) kazasız belasız atlatmak oraya olan güvenimi kuvvetlendirdi, yine aynı yere gittim. 

Tunalı'da bir pasajdı, oraya nasıl gideceğimizi bilmiyorduk. Didişe didişe bulduk, Tektekçi'yi de bulduk hehe. Bir gün Ebru'yu götüreyim. Fakat yolumuzun üzerinde kıyafet mağazaları vardı, daldım birine. Star Wars'lu bi' şey aldım. İnanın zerre kadar yakışmadı, yakışmayışa rağmen aldım ahaha. "Çok çirkinim. Of çok şişmanım lanet olsun." diye diye giyeceğim.

Aklımıza gelseydi, vidyo çekerdik. Tabii ki ilk söylediğim şey "Çok canım acıyacak mı?" oldu. Yok dediler, cesaretlendirdiler beni. Biraz bekledik, sonra o an geldi çattı. İğneyle deldiler, çok yavaş ve çok acılı olmadı. Ama bu yine de bayağı bir acı demekti. Gerçekten. "Derin bir nefes al" dedi. Aldım ve veremedim zaten ahaha. Paniklemeyeyim diye sanırım "Kapat gözünü, sakın açma" dedi. Açtım ve paniklemedim. Bir de halkayı soktuğu an acı vericiydi, aslında o an daha acı vericiydi. 

Koca bir öküzcük geçirdiler burnuma. Burnum şişerse diye korktuğumdan ben de tam kavrayacak bir şey istemeye cesaret edemedim. O küpe o kulağa gömüldüğünde hayata karşı duruşum değişti benim ahaha. Neyse "Birkaç gün sonra gel, daha küçük bir şey takalım istersen. En az acıyla hallederiz, biraz iyileşmiş olur" dediler. "Tamaam gelirim" dedim. 

Soul'a gittik her zamanki gibi. Yemek yedik. Param yok. Param tabii ki olmaz, asla olmuyor çünkü o para geldiği an bitiveriyor hiç anlamıyorum. 

Akşam metrodan Beytepe durağında indim. İşte biraz ileride ego durağı var, otobüsle kampüse geçiyorsun. Sıraya girdim, beş saniye sonra "Hava çok güzel ya, yürüsem mi ben, yürüyeyim." diyerek yolun karşısında geçtim ve yola düştüm. Şarkı söyleye söyleye yürüdüm, yolu yarıladığımda yorgunluktan ölecek gibiydim. Kaldırımın kenarındaki çimlere serildim, biraz dinlendim. Orada uyumaya karar verdim ama sonra mantığımın sesini dinleyerek kalktım. Otostop mu çeksem acaba dedim ama sonra odama yürüyerek varmayı gurur meselesi yaptığımdan öyle bir şey yapmadım. 

Geldiğimde sızıp kaldım. İyi oldu günlerdir sınavlar yüzünden doğru düzgün uyuyamıyordum. Uyurken burnumu çekiştirme gafletinde bulundum, gözümden ateşler çıkararak uyandım, saat yediydi. "Ihı ıhı ıhı" diye sızlanarak geri uyudum. Saat dokuz gibi de kendiliğimden, uykumu almış olarak uyandım. 

Sabah banyo yaptım. "Bir süre su değirmeyin" kuralını hiç takmadım. Sonra da gözümü kaşıyayım derken parmağımı halkaya soktum, yine ateşler çıktı gözümden. Biraz sancılı bir süreç olacak anlayacağınız. Oyuna gideceğiz bu gün Mert'le. O zamana kadar ya dizi izleyeceğim ya da film. Size bir şarkı bırakıp gidiyorum.

6 yorum:

  1. Yüzünü yıkarken, havluyla kurularken dikkat et, insanın eli devamlı takılıyor. 1-2 haftaya geçer gözden ateş çıkarmalı acısı :) Piirsingçinin dediklerini yap, temiz tut, elinle dokunma, çok güzel olmuş <3 O mor saçının da ayrıca hastasıyım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Bir sene boyunca lens kullandım, o lensler solüsyonun içinde toz parçacıkları ve çeşitli iplik parçaları ve kırıntılarla birlikte yüzdü. Bu yüzden bir şeyleri düzgün yapma konusunda kendime pek güvenemiyorum, her gün bakteri öldürücü fısfısı sıkmam falan gerekiyormuş. Elimden gelenin en iyisini yapacağım.

      21 yaşındayım ve ağır bir ergenlik geçiriyorum sanırım, mor saça başka açıklama bulamıyorum ama teşekkür ederim ahah :D

      Sil
  2. 15 senedir burnumda o şeyle dolaşıyorum ve daha gönlüme göre halka bulamadım. ya mini minnak oluyorlar, ya fazla geniş ya da fazla kaba. bulabildiğim en ince halkayı alıp içerden kıstırıyorum ben de böyle sıkıştırmak mı desem ona ne desem ay bi tarif edemedim lanet girsin. ama sayende aklıma geldi. burnumdaki 4-5 yıllık galiba, paralanmadan gidip yenisini bulayım bi ara ben.

    çok yakışmış ayrıca, dayan sakın çıkarma :) ay lav hızma <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 15 sene çokmuş vay canına! Sanırım benim akıbetim de o olacak, bu hafta gidecektim değiştirsinler diye ama biraz şişti, ben de kurcalamaya ve kurcalatmaya cesaret edemedim. Biraz da gözüm alıştı, hala bir öküzcük olduğunu düşünsem de ilk takıldığı anki kadar raharsız olmuyorum, sanırım değiştirmek için acele etmeyeceğim.

      Teşekkür ederim, burnumun düşeceğine kanaat getirmediğim sürece ölsem çıkarmam ahah :D

      Sil
  3. hay allah acımıyo şimdi de miiiii :)

    YanıtlaSil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;