26 Haziran 2015 Cuma

çeşitli filmler

Adana'dayken film izlemeye devam ettim, biraz biriksin diye yazmadım. Ama şimdi boş gibiyim ve yazacağım. Bunlar hiç izleme sırasına göre değil yalnız, karman çorman.

Mert'le eski Türk filmi günü yapmıştık. Kemal Sunal'ın komik sahnelerini izliyorduk önce YouTube'dan. Sonra Kibar Feyzo'da karar kıldık. Bir yandan güldük, bir yandan Mert filmden çok etkilendi. Televizyonda bin beş yüz kez izlemiş olmama rağmen hiç ciddiye alarak adam akıllı izlememişim ben de. Bir yandan büyük kayıp aslında. Konusu itibari ile güzel film. Aynı zamanda kara mizah örneği herhalde. Yalnız pek karamsar, sonunu hiç sevmedim, sevmeyeceğim. Yönetmen Atıf Yılmaz, imdb puanı da 8.7. Film 1978 yapımı.

Bunu yazmış mıydım bilmiyorum ama sadece iki günde bitirmiş olmam nedeniyle gurur duyduğum The Grand Budapest Hotel var.Ya ben daha önce de söyledim Wes Anderson'ın tarzını hiç sevmiyorum. Moonrise Kingdom'ı kendimi tırmalaya tırmalaya izlemiştim. Öbür yandan herifin simetri takıntısı çok güzel sahneler çıkmasına da neden olmuş, renkler muazzam. Ama tarzı yine içimi kanırttı. Ama bir Moonrise Kingdom kadar değil bu yüzden yönetmene şans vermeye karar verdim. Bunda Mina'nın da etkisi var. Konusunu hiç yazmıyorum nasıl toparlayacağımı bilemedim, üşenmeyin araştırın. 2014 yapımı film, imdb puanı 8.1

Burada yalnızca bir film izledim o da The Straight Story. Ben bu filmi nasıl buldum? David Lynch Koray'ın çok sevdiği bir yönetmen. Bu yüzden kesin salaktır diye düşündüm. Sonra Ribony'de şaşırtıcı bir şekilde gayet aklı başında bir çocukla konuştum, çok iyi yönetmen dedi. Onu referans aldım filmlerine bakayım dedim. Blue Velvet çok bilindik film zaten. Ben bile duyduysam adını, kesin çok bilindiktir diye düşünüyorum :D Ama bu film... Bu filmin konusu beni benden aldı. Yaşlı bir herif, Alvin, yere yığılıp kalıyor bir gün. Sonra doktora gidiyor, onu yeme bunu azalt muhabbetleri, Alvin artık cidden yaşlandığını fark ediyor. Yıllardır konuşmadığı ağabeyinin de kalp krizi geçirdiğini haber alıyor. İkinci Dünya Savaşı görmüş insanlar bunlar, o ruhsal sakatlanmışlık zaten ayrı bir hadise, hep de ilgimi çekmiştir. Neyse Alvin'in ehliyeti yok bu yüzden kendisine bir konteyner hazırlayıp çim biçme makinesinin arkasına bağlıyor ve çim biçme makinesiyle ağabeyini görmek ve bu küslüğü sona erdirmek için uzun bir yolculuğa çıkıyor. Yolculuk esnasında insanlarla tanışıyor vesaire. Film bir yandan çok sade ve durağan ama ben soluksuz izledim. Zaten aksiyon filmlerini 47828432 kez durdururum, nerde hareketten yoksun film varsa ona kitlenir kalırım. Yalnız yönetmen bu filmde tarzının dışına çıkmış diye yorumlar okudum biraz. Ben çooook sevdim filmi. Film 99 yapımı, imdb puanı 8.0

Yazmadığım süre içinde iki Haneke attım. Bunlardan biri White Ribbon. İzleyeli çok oldu, Mert'le Küre gezisi öncesinde izlemiştik ama bahsetmedim galiba. Filmi anlatmaya yüreğim yetmeyecek. Rahatsız edici ögeler diğer filmlere nazaran daha fazla olmasına rağmen şu ana dek izlediğim en az rahatsız edici filmiydi Haneke'nin. Gizem ve entrika dolu bir kasaba, tek cümleyle özetledim. Siyah beyaz film, çok da isabetli bir karar. Renkli olamazdı zaten, mümkün değildi. 2009 yapımı ve imdb puanı 7.8. Galiba ödül de almış film.

Bir ara Pleasentville'i izledim ama anlattım mı hiç hatırlamıyorum. Üzerinden de yüzyıllar geçti zaten, Örümcek Adam'da oynayan bön oğlan oynuyor filmde. Muhteşem bulmadım, tatlı bir film bence. Siyah beyaz bir televizyon programı var bön oğlanın sevdiği. Oğlanın inanılmaz sığ bir de kardeşi var. Neyse bir gün kumanda yüzünden kavga ederken yanlışlıkla siyah beyaz programın içine düşüyorlar. Yalnız bu öyle bir program ki insanlar kusursuz. Seks yok, entrika yok aşk yok. Ebeveynler kavga etmiyor. Kitapların içi boş. İnsanların düşünceleri ve karakterleri yok. Sığ kız kasabaya seksi öğretiyor, sonrası çorap söküğü gibi geliyor. İnsanlar kendini buldukça kasaba renklenmeye başlıyor. Özetle böyle. Yönetmen Gary Ross. 1998 yapımı, imdb puanı 7.5.

Diğer Haneke filmi Benny's Video. Ben en çok Hidden'den etkilenmiştim izlediklerim içinde. İkinci sırada da bu var galiba. Şiddet içerikli videolara feci düşkün bir ergen var 14-15 yaşlarında. İşte bir dükkan var video kasetleri falan kiralayabiliyorsun. Sürekli orada takılıyor. Bunların çiftlikleri var, çiftlikte hayvan öldürmeye yarayan tuhaf bir tabancayla bir domuz öldürüyor çalışanlar. Bu esnada kar yağıyor. Benny (ergen oğlan) videoya alıyor olayı. Sonra da defalarca kez izliyor. Video kaset kiraladığı dükkanın önünde kendi yaşlarında bir kızla tanışıyor. Evine davet ediyor, ailesi şehir dışında, çiftlikte. Bir şeyler yiyorlar, hırçın bir şakalaşma. Haneke orada hafif cinsel bir gönderme yapmış, ben de tahmin etmiştim diyip hava atmak istiyorum, söyleşisini okudum. Çocuklar yaşları nedeniyle cinselliği yeni yeni keşfettiklerinden aralarında doğrudan bir cinsel münasebet yok ama dediğim gibi çok küçük bir gönderme var. Neyse Benny tuhaf tabancayı yürütmüş. Hiçbir neden yokken ya da biz bilmezken, durduk yere öldürüyor kızı. Kavga ettiklerinden değil, inatlaştıklarından değil, sadece öylece oluveriyor. Yorumların birinde şey diyordu "Münevver Karabulut cinayetinin Haneke yorumu." Güldüm. Domuzu öldürdüklerinde kar yağıyordu demiştim. Benny kıza izletiyor videoyu. Kızın tepkisi şu oluyor: "Aa kar yağıyor!" Ortada bir ölüm varken kızın kara takılmasını dehşet verici buluyor asıl Haneke. Neyse. Çok bile anlattım filmi, bayağı rahatsız edici bu da. 92 yapımı, imdb puanı 7.2.


My Blueberry Nights'ı izlemişim. Bu çok tatlı romantikli bir film. Yine bir kendini arayış mevzusu var. Çok duygusal anıma denk geldi ağlaya zırlaya izledim ama ağlatacak bir şey de yoktu aslında. Dedim ki kendi kendime "BENİ KOLLARINA AL JUDE LAW!" Çok hoş bir herif. Natalie Portman'ın canlandırdığı karakteri de çok sevdim. Birkaç bir şey de alıntıladım aslında onu da bırakayım şöyle. Yönetmen Kar Wai Wong, her kimse artık... 2007 yapımı, imdb puanı 6.7.


Bunun kitabı var, kitaptan uyarlanmış. Uyarlamadan ziyade kitabın ilginç bir yorumu bence, okudum ben. Fena değildi değişik bir kitaptı. Ben ana karakteri kenar mahalle delikanlısı olarak canlandırmıştım gözümde nedense. Filmde yazar gayet, entel dantel biri. Erdal Beşikçioğlu karizması da iyi bir neden ama çok etkilenmedim. Yönetmen Çiğdem Vitrinel. 2014 yapımı, imdb puanı 6.7.

Türk filmi gününde Kadın Değil Başbelası'nı izledik Mert'le. Bayağı biriktirmişim bu kadar beklemiyordum, şaşkınım. Ya ben Türkan Şoray'ı böyle çirkef kadın rollerinde çok beğeniyorum, canlandırdığı karakterler içinde en sevdiklerimden biri bu. Bir de şey var bakın anlatayım da biliyorsanız ismini yazın: Yangın Ali mi ne öyle bir karakter var şey oynuyor Ediz Hun. Çinegene bunlar hani. Aralarında abuk subuk bir aşk vardı seveyim derken öldürüyordu oğlanı. Hatırlıyorsanız yazın. Bunda da kenar mahalle dilberi, sahte evlilik yapıyor bir adamla sonra aşık oluyor yapışıyor yakasına. İşte adam zengin, bunu bir hor görmeler bir istememeler. Sonra içinden prenses çıkarıyorlar kadının, adam aşık oluyor. Niye anlatıyorsam, herkes izlemiştir zaten. Ülkü Erakalin'inmiş o da kimse. 68 yapımı, imdb puanı 6.3.
Bunu neden izlediğim hakkında hiçbir fikrim yok, hemen hiçbir oyuncuyu sevmiyorum. Ama kendi çapında fena değil gibi. Bence -eveth çok alakasız bir kıyaslama bu ama- İncir Reçeli 2'den güzel neresinden baksanız. En azından kusturucu replikler yok. Eğlencelimsi. Ali Taner Baltacı'nınmış o da kimse artık. 2014 yapımı imdb puanı 6.2.

Tatlı Meleğim var, son film. Başka da izlemedim. O da Türkan Şoray'ın Ediz Hun'la yine. Konusu öteki filmin bir değişik versiyonu bunu da herkes izlemiştir bence. Yalnız Süleyman Turan var filmde. Hiç de başrol oynadığına rastlamadım, anlam da veremiyorum. Çok karizmatik bir adam bence çok beğeniyorum ben, bunu da not düşeyim. Mehmet Dinler'in. 1970 yapımı, imdb puanı 6.2.

Valla kendi rekorumu kırıyorum, bu yıl şimdiden 45 film izlemişim. Sorun bakalım geçen yıl kaç tane izlemiştim. 24. Başarımdan ötürü beni kutlayın. Hatta şampanya falan patlatalım. 

Spoilerlı şeyler!
House bitti bu arada. Beşinci sezondan sonrasını tuvalete atıp sifonu çekmek istiyorum. Son sezondan hiç tatmin olmadım. Çok makul bi herifti bence neden var oluşundan pişman oldu onu anlamadım. Biri de demedi ki sen ne yapıyorsun? Cenazesinde şunu öğretti bunu öğretti şöyle sevdi böyle aşık oldu bıdı bıdı konuştular. E biriniz de adama demediniz ki böyle iyisin. Jerk diyip durdunuz, kör ölür badem gözlü olur tabi diyerek bu bahsi kapatmak istiyorum. 


3 yorum:

  1. vay maşallah filmlerin bazıları çok sıkı. my blueberry iyi film ya. haneke de çok önemli ama anlaması kolay değil işte :)

    YanıtlaSil
  2. nası gidiyo yaaa. yazsanaaa noluyooo :)

    YanıtlaSil
  3. Haneke konusunda kendime inanıyorum. Filmler iyiydi cidden, bunlardan sonra iki film izledim galiba, blue velvet bi de dallas buyers club. Bilgisayarım bozuldu hem o yüzden hem de vakit bulamadığımdan yazamıyorum

    YanıtlaSil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;