11 Haziran 2015 Perşembe


kitabımın bitmesine 30 sayfa kaldı ve ben o 30 sayfayı okumaktan acizim.
neden hiç kimsenin -ailemden hiç kimsenin- bu yazı antalyada geçirecek oluşumdan memnun olmadığını anlamaya çalışıyorum. sonra başka düşünceler bu fikri kafamdan kovalıyor.
aldığım kararları uygulayamıyorum çünkü bazen ertesi gün unutmuş oluyorum onları.
bazen bir hafta bazen bir ay sonra hatırlıyorum. bunlar normal mi?

geçen gün başımıza büyük bir felaket geldiğini düşündüm. bu ülkenin başına, bu ülkenin insanlarının başına. sandığımın aksine delirmezdim değil mi? "üstesinden asla gelemem" dediğim şeylerin üstesinden gelmeyi öğreniyorum çünkü burnum zemine sürtüle sürtüle.

atıl hocaya dedim ki, hayatta çok keskin sınırların olmadığını öğrendim. eskiden her şey birbirinden çok keskin çizgilerle ayrılıyordu, çok katı sınırlarla. ama şimdi bazen daha yumuşak geçişler olabildiğini, olmak zorunda olduğunu görebiliyorum. bazen arada griler var bazen renkler daha flu. bazı konularda da keskin çizgiler hala mevcut. aşılmaması gereken sınırlar var, her şey net ve sert. insan bunu öğrendiğinde büyüyormuş, öyle dedi bana.

geçenlerde 17 yaşında bir genç kıza, bir ergene, sevdiği adamı öptüğü ve ona dokunduğu için orospu olmadığını anlatmaya çalıştım. ben ona bunu anlatmaya çalışıyordum, aynı günlerde bir başka kadın hükümet tarafından biz kadınlara haddinden fazla hak verildiğini yazıyormuş. bu ülkede bir genç kızın sevdiği bir adamı öpmeye hakkı yok, sen neden bahsediyorsun kadın diye sormak istedim. sonra bu ülkede kadınların yaşamaya hakkının olmadığını hatırladım. yarın özgecan'ın duruşması var.

bir akşam hareket etme ihtiyacım boyumu aştı ama yatağımdan kalkmaya cesaret edemedim. bu cesaret edemeyişin nedenlerini konuşmak istemem, konuşmayalım. sonra bir defteri karaladım. sonra bacaklarıma baktım. bu günlerde sıklıkla bacaklarıma bakıyorum.

yanlış sözler verdim. birilerine şans vermek için doğru bir zaman değil. kimseye tahammül edemiyorum. üç gün sonra yola çıkacağım. neyse ki.

30 sayfamı yarına bırakıp yatacağım. bir süre uyuyamayacağım. bu uyuyamayış tanıdık, panikle uyanış da, yüzeysel ve hiç uyumamışım gibi hissettiren kısa uyku da. bu deneyi çok uzatmadan sonlandıracağım.

30 sayfamı yarına bırakıp yatacağım. üç saat sonra uyanıp kilometrelerce ötede yaşayan bir adamı uyandıracağım. bunun anlamsızlığını sorgulamayacağım. çünkü birbirimize verebildiğimiz en büyük sevgi bu. ifadesi de başka türlü mümkün değil.

sizinle çok güzel bir şarkı paylaştım.
sözlerine de bakın.

blue poles infinitely winding
as i write, as i write

4 yorum:

  1. Madem 30 sayfa ; belki de okumamalısın.. Bir kitabın sonunu kendin yazabilecek gibisin ; bu sefer senin istediğin gibi bitsin .. Hem belki hiç unutmazsın bu sefer o son olmayan 30 sayfayı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel bir öneri bu. Keşke daha önce okusaydım, son 30 sayfayı bitirmeden önce. Bundan sonra belki öyle yaparım.

      Sil
  2. bittim sonra o 30 sayfa :)

    YanıtlaSil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;