17 Eylül 2015 Perşembe

çeşitli buhranlar, aşırı ergenlikler...

ahah ay özüme dönüyorum yavaş yavaş. son üç günümü uyuyarak ve pizza yiyerek geçirdim. dün mert'le soul'a gittik. güzel başlayan bir akşamüzeri, nahoş bir geceye dönüştü. kafamda deli sorular.

bakınız mesela neden blue velvet, wild at heart'dan daha iyi bir filmdir? yani tabii ki bu konuda objektif davranamadığımın farkındayım çünkü lula hayatımda gördüğüm en güzel karakterlerden biri. hayatta olmak istediğim şey lula olabilir. gerçekten. çünkü hayat aşk, seks, dans, kafayı yemiş anneler ve rock'n roll... şaka şaka sebebi tabii ki bu değil. ama yani, yine de düşünüyorum da, insan gerçekten, birilerine şunları söyleyebilecek kadar özgür veya kafayı yemiş olmalı çünkü hayat böyle yaşanır:

hayat tabii ki başka türlü de yaşanabilir. mesela pizza yiyip 321493289 saat uyuyarak, ama hayatı öyle yaşamamak daha iyi gerçekten. bu yıl buraya zorla gönderilmiş oluşumu iliklerime kadar hissediyorum. gerçi gidecek başka yerim de yoktu, evde kalsam iyice delirir ölürdüm galiba. üstelik kimse bana seni california'ya götüreceğim bebeğim demiyor. dese, "senin için dünyanın sonuna bile gelirim bebeğim" diyemem, "siktir git" falan derim ama yine de duymak güzel olabilirdi.

bazen de doğru kişi doğru kelimeleri bulabilse ne güzel olacak, alıp başımı gideceğim ama biliyorum ki bütün yolculuk hikâyeleri rahatsız kişinin kendi istemi ve kararıyla başlar. oruç aruoba yolda olmakla ilgili çok güzel laflar etmişti ama kitabı adana'da bıraktım. bir ara hususi bu konuda yazacağım kafamı kurcalayıp duruyor zira.

ilk hafta diye kendimi rahatlatıyor ve derslere gitmiyorum. kitap da okumuyorum. sanırım okumuyorum. bukowski'nin şiirlerini okudum bir de süskind'in öykü kitabını... saçımla başımla görünüşümle bozdum kafayı. şu an hayattaki tek gayen mina'nın botları kadar cool olmak olabilir fkjdsfd. gerçekten.

ama bakınız, çok götü başı dağıtmadan toparlayacağım kendimi. nasıl olacak hiç bilmiyorum ama yani. olacak, umarım. yine kuyruğumu kovalamaya başladım, cidden ürkütüyor bu beni.

mızmızlanmaktan da mızmızlanan insan görmekten de bıktım. şu an mızmızlanmıyorum umarım. hep duymak istediğim bir takım şeyleri dün gece üstü örtülü bir şekilde de olsa duydum. "hıııı ok, tmm o zaman ben kaçayım" gibi bir tepki verdim kendimce. karşı taraf nasıl anladı hiç bilmiyorum ama benim açımdan tam olarak bu.

ne anlatıyorum ben ya?
hiçbir fikrim yok. film izlemeye çalışayım bari.

2 yorum:

  1. wild at heart da iyi blue velvet da. wild biraz çılgın film ya işte o yönü güzel. blue velvet daha gizemli ama işte. twin peaks de iyi bak ikiz tepeler. lynch iyi tabii ama süper değil ya. amerikalı yönetmenlerden pek süper çıkmıyo. ben de çok seviyom linçi ama haneke yanında linç zayıf kalıyo :) kayıp otobanı da izledin herhalde :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İzlemedim kayıp otobanı henüz. Ya amerikan sineması, bilemiyorum.

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;