5 Eylül 2015 Cumartesi

Kemikler Şehri | Ölümcül Oyuncaklar # 1 | Cassandra Clare

buradan
Sıcaktan bunaldığım ve başladığım 432894832 kitabı yarım bıraktığım şu sıkıcı tatil günlerinde, sonunda yeminimi bozdum ve yeni bir seriye başladım: Ölümcül Oyuncaklar. Bloglardan takip ettiğim kadarı ile liseli tayfanın ayıla bayıla okuduğu bir seri. Benimse orada burada kitaplarını elime alıp, sonra "Buna bu kadar parayı vereceğime" deyip başka şeylere o kadar para vermek üzere bıraktığım bir seriydi. Ama dediğim gibi hem sıkıntıma hem merakıma yenik düştüm. Bir de kitap üzerine kurulu youtube hesaplarının birinde seri için Harry Potter funfiction'ı diyordu, öyle olunca kafama koymuştum okumayı. 

Tabii ki gidip kitabı satın almadım ehehe. Bir sitede pdf'ini buldum ve oradan okudum. Bu yüzden kitap künyesine yer veremiyorum. Eskiden olsa çok suçlu hissederdim, pişman mıyım? Asla. İyi ki de internetten bulup okumuşum.

Son yıllarda kitaplara çok burun kıvırır oldum. Ya ben kafamdaki önyargıları kıramıyorum kitabın sayfalarını çevirirken ya da başka şeyler... Çoğunlukla ya kurguyu zayıf buluyorum ya karakterlere burun kıvırıyorum. Herkesçe "büyük" olduğu kabul edilen kimi yazarlara da hep varoluş kaygıları etrafında dönüp durdular diye sitem ediyorum. Biraz popüler bilim kitaplarına yönelmek belki de şu aşamada benim için en hayırlısı olacak, kurgudan biraz uzaklaşmak... Ama elimde öyle çok roman birikti ki, yeni kitap alma konusunda bile eskisi gibi istekli değilim, düşünün. Bu kitap yığıntısı yüzünden artık kitap okumak benim için keyifli bir eylem olmaktan çıktı, bir maratona ve zorunluluğa dönüştü, bu da beni çok boğuyor, çok zorluyor. Bu bakış açısından da kurtulmaya çalışıyorum, bakalım ne olacak. Her neyse.

Kemikler Şehri'ne de tüm önyargılarımdan arınarak başlamaya çalıştım. Hatta Harry Potter'dan izler bulurum belki diye ılımlı bile yaklaştım. Ama son dönem yazarların üslupsuzluğu ("üslupsuzluk" derken seviyesizlik, had bilmezlik demeye çalışmıyorum. Gerçekten son dönem yazarlarının, çok satan yazarların kendi üsluplarından, kendi seslerinden yoksun oldukları izlenimine kapılıyorum. Bunu daha önce de söylemiştim, yine açıklayayım, bana Saramago'nun, Bukowski'nin, Dostoyevski'nin ne bileyim Vonnegut'ın kitaplarından bölümler okutsalar ve hangisinin hangi yazara ait olduğunu söylemeseler, bu çıkarımı yapabilirim fakat Cassandra Clare'i atıyorum bir Laline Paull'den ayıramam gibi geliyor.) bir kez daha karşıma çıktı. Neyse diyerek okumaya devam ettim.

Ama tatminsizliğim sürdü. Karakterlerin yeterince iyi işlenmediğini düşündüm çünkü kitap sayfalarından çıkıp hayata karışamadılar, ete kemiğe bürünemediler. Kitap karakteri olarak kaldılar çünkü onları birer insan olarak kabul edecek kadar tanıyamadık belki de. Melekli şeytanlı kurtadamlı vampirli, bütün gerçek dışı yaratıkları kendisinde toplamış bir kitaptı ve bu seriyi eğlenceli kılmamıştı bana kalırsa. Bu konuda da daha klasik yaklaşımlardan yanayım galiba. Mesela kurtadamlarla vampirler varsa bir kitapta, melekler ve şeytanlar durdukları yerde dursun ve onların mücadelesini izleyelim istiyorum. 

Her şeye rağmen yüzyıllar sonra ilk kez 580 sayfayı iki günde eritme mutluluğu yaşadım. Yine de on saniye sonra kendimi bir şey okumuş hissetmedim, ne kötü. SPOİLER ayrıca benim sevgili olmasını istediğim iki karakterin kardeş çıkması... Bizimla deyilsın Cassandra... SPOİLER 

Sonuç olarak sırf merakıma yenildiğimden ve eğlenceli diyaloglar yüzünden seriye devam edebilirim. Ya da sonsuza dek Cassandra Clare'e hoşça kal diyebilirim. Bu konuda kesin kararımı vermedim. Ama kafanızı dağıtmak için akıcı bir kitap okumak istiyorsanız veya bu türe ilgi duyuyorsanız -ki bu türe ilgi duyuyorsanız %90 zaten okudunuz kitabı- okuyabilirsiniz. 
  • "Hayır bilmiyorsun, sadece bildiğini sanıyorsun. Büyü karanlık ve elementlere dayanan bir şeydir, bir sürü parlak sihirli asadan, kristal kürelerden ve konuşan Japon balıklarından ibaret değildir."
    "Ben bir sürü konuşan Japon balığı olduğunu hiç söylemedim ki! Sen..."
    Jace onu susturmak için elini salladı. "Elektrikli bir yılanbalığının aslında lastik ördek olduğunu söylemek, onu lastik ördek yapmaz değil mi? Ve o ördekle birlikte banyoya girmeye karar veren salağın da Tanrı yardımcısı olsun." (sf.102)
  • "Bir Tanrı olabilir, Clarry, olmayabilir de, bence bunun bir önemi yok. Ne olursa olsun, biz yalnızız." (sf.313)
  • "Burada ne işin var ki?"
    "Burada derken yatak odanı mı kastediyorsun, yoksa bu gezegendeki ruhsal amacımızı mı sorguluyorsun? Her şeyin kozmik bir tesadüf mü olduğunu yoksa hayatın daha yüce bir amacı mı bulunduğunu sorguluyorsan, bu asırlardır cevaplanamayan bir soru. Yani ontolojik indirgemecilik sonuçta temelsiz bir iddia ama..."
    "Ben yatağa dönüyorum." (sf.371)
  • "Karşılıksız duygunun olduğu yerde," dedi Hodge, "bir güç dengesizliği vardır. Bu, sömürülmesi kolay bir dengesizliktir ama bunu yapmak akıllıca olmaz. Sevginin olduğu yerde genellikle nefret de vardır. İkisi yan yana var olabilir." (sf.405)

6 yorum:

  1. Cassandra Clare çok sevdiğim yazarlardan biridir, kitabın Hp fanfiction'ı olduğunu hatta Ron&Ginny ikilisini anlattığını ben de okumuştum ama kesin bir şey gösteren sayfa bulamadım maalesef. Yazarın tüm kitapları arasında en az sevdiğin hangisidir deseler Kemikler Şehri derdim. Hem dediğin gibi oturmamış bir şeyler var hem de sonundaki o malum olay can sıkıcı olmuştu. İlk olarak Cehennem Makineleri Serisi'nden başlamıştım oradaki karakterler de olaylar da ÖO'dan çok daha güzeldi bence. ^.^ Devamına şans vermek sana kalmış tabii ama Cehennem Makineleri Serisi'ne göz atmanı tavsiye ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilmiyorum yine böyle eserse okuyabilirim belli olmaz eheh. Önyargılı davranmamaya çalışıcam.

      Sil
  2. Seni uzun zamandır biraz da gizliden gizliye takip ediyorum :P Hatırlarsan uzuun zaman önce birbirimize kitap göndermiştik bir etkinlik çerçevesinde ama o zaman benim başka bir blogum vardı :) o etkinlikte de sana gönderdiğim kitap popüler kültürden çok uzaktı (Kabil) ben seni öyle tanıdığım için bunu okumana biraz şaşırdım açıkçası ama değişiklik her zaman için iyidir bu tarz kitaplar da dediğin gibi kafa dağıtmak için birebir. Umarım kısa sürede biriktirdiğin kitaplar erir ve yenilerine yer açılır :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabii ki hatırlıyorum :)
      Yanılmıyorsam bana çok güzel de bir ayraç göndermiştin, en sevdiklerimden biri.
      Beni hâlâ takip ettiğini bilmiyordum, galiba şu an çok mutlu oldum :D

      Sil
  3. arada okunur ya saramago pirandello arasında televizyonda bir dizi izlemek gibi filan yani :)

    YanıtlaSil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;