3 Ekim 2015 Cumartesi

ne saçmalayacağım hakkında hiç fikrim yok

hayatımda ilk kez bir fotoğrafta ufak tefek çıkmış
olabilirim.
Şimdi bu yazıyı inanılmaz sıkıldığım ve inanılmaz konuşmak istediğim için yazıyorum. Dün ilk kick boks antrenmanına gittim. Yanımda Billur'u da sürüklemiyor olsaydım, galiba gücümü toplayıp gidemeyecektim. Mert de başladı. İkinci antrenmandı bu, ilkini Ebru'yla sözleştiğim için kaçırdım.

O da bol saçmalıklı bir geceydi. Çok korkunç sonlandı bence. O yüzden hiç söz etmek istemiyorum mümkün olsa kendi hafızamdan da ebediyete dek sileceğim. Hayatımda ilk kez bunu söylüyorum. Ben ki gerçekleri kendi suratına çarpmaya ve unutmamaya manyakça takıntılıyım. Her neyse.

Tahmin edebileceğiniz gibi öldüm. Antrenman bittiğinde hâlâ "Enerjieaeee" diye bağırabiliyor ve zıplayabiliyordum ama toz... Yemin ediyorum beni toz öldürecek. Allerjik bir durum söz konusu galiba, kendime gelebilmiş değilim. Dün akşamdan beri hapşırıyorum, burnum akıyor, yer yer gözüm yaşarıyor. Ayrıca bilmem söylemeli miyim, her yerim ağrıyor. Ama pes etmek yok, o göbekler eriyecek kızlar!!!

Bunun dışında bu gün kamptan tanıdığım iki arkadaş geldi kampüse. (Ece ve Ekin, bizim bölümden mezunlar) Onlarla ve onların arkadaşlarıyla görüştüm. İki haftada toplam üç buçuk kez falan derse girmiş olabilirim. İnanılmaz hazırlıksız bir vaziyette deneysel biyokimya labına girdim, raporumu hâlâ yazmadım. Aslında sıçtım galiba. Ama olsun bunlar mühim değil. Mühim olan izleyici etiği, bu dönemki favori dersim. Sadece kitap okuma ve film izleme üzerine kurulu bir ders, nasıl minnoş bir ders. Hoca çok keyifli bir kadın. Galiba o sınıfta yaşamak istiyorum.

Pazartesi günü için ödevimiz Kieslowski'nin dekaloglarının ilkini izlemek. Daha izlemedim. Öldürme Üzerine Bir Film miydi, öyle bir şeylerdi, önermişti Deep de. Onu da izleyemedim yıllardır. Umuyorum pazartesiye kadar 53 dakikalık filmi izlemeyi başaracağım. Umuyorum. Bir diğer görevimiz Hesse'nin Bozkırkurdu'nu okumak. İnş cnm yha. Olacak olacak çok keyifli bir ders olacak.

Yarın Fatih (kamptaki arazi şefimiz) geliyor Ankara'ya. Bir kamp toplaşması ayarladık, sevinçliyim. Ekin'e kampla ilgili dosya işlerinde yardım sözü, Billur'a Sıhhiye kampüsündeki dans eğitim tanıtımlarına gitme sözü verdim. O kitap ne zaman okunacak?! Neyse ya. Bakacağız bir çaresine.

Mert'le her şey çok ilginç çok saçma sapan. Ara sıra ölsem falan ne güzel olur demiyor değilim... Hamlet'i okudum, Shakespeare iyi ki ölmüş.

Bir de yüzyıllar önce üç film izledim. Onlardan bahsedeceğim bunca konuşmuşken. Sonra gideceğim.

İlki Night on Earth. Yandaki ss o filmden. Jim Jarmusch filmi. Ya bu filmi inanılmaz sevdim bu yüzden inanılmaz güzel anlatmak istiyordum ama kısmet değilmiş. En azından bu geceye değilmiş. Kesin bir daha izlerim filmi, o zaman anlatırım.

Filmde beş farklı şehirdeki beş farklı taksicinin hayatından minicik birer kesit var. -bok gibi açıkladım-. İşte biri 18 yaşında şöhret vaatlerinin tepip araba tamircisi olmayı hayal eden bir kız. Biri eskiden palyaçoluk yapan bir göçmen. Biri atarlı bir zenci. Biri sapık bir tavuk sikici. Şaka yapmıyorum adam cidden önce balkabağı, sonra tavuk, sonra kuzu- ne diyorum ben ya. Bir tanesi de dertli normal bir herif işte. Tabii yolcuların da her biri bir çeşit. Ben inanılmaz kötü anlatmış olsam da film ÇOK GÜZEL. Bu yüzden izleyin. 1991 yapımı, imdb puanı 7.8

İkincisi (bu izlediğim ilk Polonyalı film olabilir ve ismi çok zor olduğundan İngilizce yazacağım) Suicide Room. Galiba bir ara da bayağı konuşulmuş. Ben bu filmi inanılmaz saçma bir şekilde buldum hemen anlatmak istiyorum: Ribony'de bir kız bio'sunda şu linki paylaşmış. Şimdi şayet linke tıklarsanız çok ergen bir şarkı ve video göreceksiniz. Ben de inanılmaz ergen bir film izlemek istiyordum zaten, o niyetle izlemeye başladım filmi. Biraz ergen bir film ama öyle inanılmaz ergen bir film değil. Shakespeare'in tüm oyunlarını okumadığından bilemiyorum ama Shakespeare'e çeşitli göndermelerin de olduğu söyleniyor filmde. Bense çok iyi tespitler olduğunu düşünüyorum. Özellikle kendine zarar verme ve intihar konusunda... İnanılmaz dokundu bu film bana ya. Cidden. Hem üzerine çok konuşmak isterim, hem hiç konuşmak istemem. Jan Komasa yönetmen. Film 2011 yapımı, imdb puanı 6.9

Son film de Pulp Fiction! Evet sonunda Mert'in yoğun ısrarları sonucu ben de izledim filmi. Yani izlemeyen bir insan evladının kalmadığına yürekten inanmakla beraber şunu söylemeden edemem, film İNANILMAZ. Yani her bir karakter, onların kesişen yolları. Kahkaha dolu aynı zamanda şaşırtıcı. Hareketli ama bomboş değil. Çok enteresandı gerçekten. Bu filmi de birkaç kez izleyebilirim bıkmadan. Bir de Uma Thurman var... Yani, sizce de efsane güzel bir kadın değil mi? Yooo Pulp Fiction demişten o videoyu (eveeet bildiniz) eklemeden konuyu kapatmayacağım. Ama önce künye, yönetmen -zaten biliyorsunuz-  Quentin Tarantino. Film 1994 yapımı, imdb puanı 8.9.

Bu yıl film izleme konusunda harikalar yaratıyorum, kişisel nirvanam. İnanamıyorum kendime. 54 film izlemişim. Harika bir sayı benim için.

İzleyici etiğinde üç kısa film izledik. Üçü de çok güzeldi bu yüzden üçünü de sizinle de paylaşacağım. Bunlardan ilki Skhizein. Bu filmi herkesler biliyor, ben de biliyordum. İnanılmaz da nefret ediyorum filmden. Adamın çaresizliği çok sinirimi bozuyor. Çaresizlik her zaman sinirimi bozar. Bir sürü de ödül almış film. Diğeri Zero, bu da inanılmaz etkiledi beni. Çok daha kolay bir film bu, sikik toplum, sikik önyargılar, meh. Diğeri de Tim Burton'ın Vincent'ı zaten.

Bolca konuştum, şimdi ya biraz kitap okur ya da yatarım. Ya da film izlerim.
Oh rahatladım.

6 yorum:

  1. Night On Earth'ü ben de çok severim!
    Jim Jarmusch'ın kendisini severim ve sen de sevdiysen Coffee & Cigarettes, Mystery Train'e falan da bir bak derim.
    Tarantino'dan da şayet izlemediysen Reservoir Dogs da çok güzel.

    Ayrıca bahsettiğin ders de ne güzelmiş ^^
    Ve Shakespeare bence de iyi ki ölmüş, bir tiyatro öğrencisi olarak her gün fenalık geçirmeme neden oluyor sdfgldkgdl

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevdim Jarmusch'ı. Coffee and Cigarettes de bilgisayarımın bi köşesinde izlenmeyi bekliyor. Film izlemekte çok zorlanıyorum bu yüzden pek az film izledim. Quentin'in bahsettiğin filmini lise yıllarımdan beri biliyorum, iyi bir film olduğunu vs ve izlemek de istiyorum ama bunca senedir bunu gerçekleştiremedim ahah.

      Tiyatro öğrencisisin demek çok hoş bu. Ay lav sanat ay lav sanatla uğraşan pipıl. <3

      Sil
  2. Bozkırkurdu benim de okunacaklarımın arasında ama henüz cesaretimi toplayabilmiş değilim. Sakin kafayla okumak lazım gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dünden beri ben de hayatın garip tesadüflerini düşünüyorum. Siddharta'yı okumuş pek fazla etkilenmemiştim. Bozkırkurdu'nu da ömrümce okumayacaktım belki, halbuki hayatımın kitaplarından biriymiş. Uzun süredir böyle okumamıştım yarısını bitirdim. Ama zamanlama önemli tabii bazen her şeyin vakti var gerçekten.

      Sil
  3. kieslowski çok önemli tabii yaa :) bozkırkurdu oleey. hesse en sevdiğim yazar. jarmusch da çok iyi. pulp fiction o dans sahnesi güzel. tarantino iyi yönetmen ama kötü filmler çekiyo yaa :) biraz sert ve kanlı şeyler çekiyo. tarantino yüzünden amerikada çocuklar şiddete bulaşıyo yaa. kieslowski ve carmuş ama oleeey :) pavyona ne zaman gidiyon bi deee :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay çocukların ne alakası var Tarantinoyla? Ebrveynleri şiddet dolu şeyler izletmesin?

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;