13 Ekim 2015 Salı

yemin ederim kızgın değilim...

dün veya önceki gündü sanırım, çok doldum her yerde yazdım durdum. tumblr hesabımda da şöyle yazmıştım. hâlâ geçerli yazdıklarım, ruh halim sabit. kızmaya takatim yok gerçekten ama isyan etmekten kendimi alamıyorum.

levent kırca ölmüş. çocukluğumun bir parçası, babamla en büyük ortak zevkimiz, ortak paydamız belki. çünkü biz katıla katıla gülerdik onun sarhoş tiplemelerine. sonra beni güldürmek için babam taklidini yapardı, daha çok gülerdik. haber vaktim, "alkolik öldü" diye haber yapmış. sonradan haber başlığını "levent kırca öldü" diye değiştirmişler ama... haber, haberde kullanılan fotoğraf, haberin altına yapılan yorumlar, hepsi birbirinden kötü. (bkz.mynetde şöyle şeyler yazmışlar)

son zamanlarda o kadar çok sigara içtim ki gözlerim çöktü. bu benim yeni kendimi yok ediş yolum olabilir. sanırım çıldırmadan, bütün halinde ölmek istiyorum. başka açıklama bulamıyorum. bakınız ben gerçekten iyi değilim...

üzerine bir de ekşi'de şöyle bir başlık gördüm. neyse ki ekşi sözlük var, samimiyetine inanmak istediğim hümanist ekşi sözlük yazarları var. yemin ederim hiçbir şeye değil, bir ağaca sarılıp ağlamak istiyorum. böyle kuru, pürüzlü gövdesine sürtmekten yüzüm gözüm parçalansın, belki biraz insan olurum. hepimize de tavsiye ediyorum, hepimizin ihtiyacı var.

hepsini birleştireceğim, kırca'nın ölümüne yapılan yorumlarla patlama hakkında yapılan yorumlar aynı insanlıktan kopuşun eseri nasılsa. öncelikle şunu söylemek istiyorum, siyaset adamlarına değil, haber yazarlarına değil, senin gibi benim gibi otobüs durağında beklerken ölme ihtimali çok yüksek olan her bir insana sesleniyorum, o yorumları yazan, yazabilen, "kan vermeyin orospu çocuklarına" diyebilen vatandaşa sesleniyorum: ben sana kızmıyorum canım kardeşim. benim sana kızmaya takatim kalmadı. yemin ederim, öfkelenmeye takatim kalmadı, kolum kanadım kırık. kendi sefilliğimden yakamı sıyırmaya uğraşıyorum, hayatımda hiç olmadığım kadar insan olmaya çalışıyorum. içimde kala kala cılız bir isyan kaldı, onu da kaybetsem ne kalacak geriye? yoğun ve yoğun olduğu kadar öldürücü kabulleniş. ben de bu yüzden o cılız isyanla birlikte çırpınıp duruyorum işte. sen güzelsin, doğrusun. bir o kadar da inançlısın. inancına sarılıp ne de güzel ne de ateşli beddualar ediyorsun öyle. cehennem diliyorsun birileri için ve ne tuhaftır ki kalbindeki bu nefretle cennete gideceğine eminsin... ve sen, diğer canım kardeşim, sen kalbini o kadar karartmış olmasan da "dua istemem demiş, söyleyecek çok bir şey yok" diyebiliyorsun da sırf kendi inancın, sırf kendi iyi kalbin adına "mekanı yine de cennet olsun" diyemiyorsun. çünkü sen inandığın tanrı adına öfkelisin bu adama, ama bilmiyorsun ki o tanrı. varsa şayet her türlü insani duygunun üzerinde, senin nefretine de öfkene de ihtiyacı yok. gerçekten iyi bir tanrıysa ona bu şekilde yaranamazsın da zaten. sana öğretilen her şeye de ters zaten söylediğin, öğretilmesi gereken her şeye de ters. çünkü aynı sen başın sıkışınca "islam hoşgörü ve barış dini" diyeceksin ve yine sen allah'ın herkese olan sonsuz sevgisinden ve merhametinden bahsedeceksin. müsaadenizle söyleyeceğim, müsaade etmeseniz de söyleyeceğim, siz bu kadar cahil ve nefret dolu olduğunuz için ölüyoruz. sizdeki bu cehaleti ve nefreti kaşıyıp durdukça öldürüyorlar bizi. en kötüsü de bu cehalet ve nefret bir gün sizi de öldürecek. neden en kötüsü bu biliyor musunuz? çünkü siz inandığınız her şeyin çöktüğünü göreceksiniz ve biz de artık hiçbir şeyin anlamı olmadığını. o boşlukta ve o anlamsızlıkta çocuklarımızı yetiştirmeye, nefretle ve sevgisizlikle sakatlanmamış iyi ebeveynler gibi davranmaya çalışıp başaramayacağız. bunları da düşünmüyor musunuz? insan olmayı hiç öğrenememiş olduğumuzdan çocuklarımıza da öğretemeyeceğiz, bunu da mı düşünmüyorsunuz? bir türlü ders alamadığımız ölümler, bu karanlık günler daha küçücükken onların üzerine de karabasan gibi çökecek, anlamıyor musunuz?

hadi içinizi rahatlatayım, ölümüyle derin bir nefes alıp oh çekeceğim insanlar var benim de. "ne olursa olsun insan o da" diyemiyorum, insan olduğuna inanamıyorum çünkü. bu da benim sefil ikiyüzlülüğüm olsun, bu da bir köşede dursun. korkunç kötü olduğumu, korkunç kötü olduğumuzu biliyorum ama yemin ederim, iyi olmaya çalışıyorum. yemin ederim "o da insan." demeye çalışıyorum. sen ne yapacaksın peki? sen o kopkoyu kalple o nefretle ne yapacaksın? nasıl çocuklar yetiştireceksin sen? çıldıracak gibi oluyorum bunları düşündükçe.

bir de olan bitenin farkında bile olmayan, dünyayı anlamadığı gibi anlamaya da çalışmayana sitemim var sonra siktirip gideceğim. sen yanıbaşımdasın. hiçbir şeye anlam veremeyerek küçücük gözlerini kırpıp duruyorsun, bedenin kocaman, kurduğun cümleler kocaman, oysa zerre derinlikleri yok. işte en çok da senden nefret ediyorum, ne cehaleti kabullenebiliyorsun ne bilgiyi kaldırabiliyorsun, etmemeye çalışıyorum. kendi kabuğunda, izole dünyanda öyle rahatsın ki tanıdığın hiç kimseye "canlı mısın? iyi misin?" diye sormadın bile. hangisi daha kötü bilmiyorum, yanlış şeylere inanmak mı yoksa herhangi bir şeye inanmaya, herhangi bir şeyi savunacak kadar düşünmeye tenezzül etmemek mi. bunları düşündükçe de çıldıracak gibi oluyorum. keşke daha sakin kalabilsem.

ve son bir şey sormak istiyorum, sen neden bu kadar ilgisiz, sense neden bu kadar nefret dolusun? ve biz tek derdimizin insanca yaşamak olduğunu size anlatmak için tam olarak ne yapabiliriz? önce tesettüre bürünüp sonra hükümet binasının önünde kendimizi mi yakalım? o zaman inanacak mısın korumaya çalıştığımızın "senin de" yaşamın olduğuna, "senin de" ülken, "senin de" dünyan olduğuna?

insanlar öldü dedik, şehitlere üzülmediniz dedin. ağaçlar kesilmesin dedik, insanlar ölürken üzülmedin dedin. sokak hayvanlarını doyuralım dedik, aç insanlar var, onlar umurunuzda değil dedin. bari caretta kurtaralım dedik, minicik bebeğin caretta kadar değeri yok muydu dedin. sen kahveni yudumlayıp candy crush oynayan ilgisiz arkadaşım ve sen oturduğun yerden millete bol cehennemli ölümler dileyen güzel kardeşim, ben ne yapayım? ben kime üzüleyim, ben kimi doyurayım ben neyi koruyayım? ben parçalanmaktan bir hal oldum. ben bütünlüğümü korumakta zorlanıyorum, ben daha ne kadar üzüleyim, ne kadar parçalanayım istiyorsun?

allahım hepimiz hakediyoruz cehennemlerde yanmayı. her şeyi bir kenara bırakıp "onun da canı var" diyerek bile olsa, sırf bu nedenden bile olsa, bir başka insana, bir karıncaya, bir köpeğe üzülemedik, hepimiz başımıza geleni hak ediyoruz. biz kendi ellerimizle ördük bu cehennemi. hepsini hak ediyoruz.

9 yorum:

  1. Özellikle sabah kalkıp baktım internetten gazete manşetine, akit: "kanserden ölen ünlü 'alkolik' tiyatrocu levent kırca, 'herkes bana dua etsin' gibi lafları sevmediğini söylemişti". Utanmadan sıkılmadan bunu yazabilmişler. Daha bunun hakkında konuşmayacağım.

    Sartre'dan gelsin; "cehennem başkalarıdır".

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet adamcağız iyi bir hayatı olduğunu hayatından tatmin olduğunu herkesin kendisine dua etmesi gibi bir isteği ve beklentisi olmadığını söylemiş çarpıtarak bu hale getirmişler. Ama bu edepsizliği de biz besledik. Hak ediyoruz her şeyi :(

      Sil
  2. bu yazıyı okumadan önce, linki twitter'dan önüme düşen canlı bombacılar listesine bakıyordum.ve bu çok saçma. buraya da ne yazacağımı bilemedim bundan başka. her şey çok fena bu günlerde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de ne diyeceğimi bilemiyorum...

      Sil
  3. Sana mı alkolikti? İlkokul çocuğu seviyesinde habercilik anlayışları var.
    Ayy yok sinirlenip kötü şeyler söylemeyeceğim ama tiksiniyorum.
    Tüm bunlardan, yaşananlardan öyle üzüldüm öyle yıprandım ki...

    Başımız sağolsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yaşananlardan dolayı/ötürü* eklemeyi unutmuşum, ups ^^

      Sil
    2. Terbiyesizliğin de çeşitleri ve katmanları var işte... Söyleyecek çok şey yok.
      Ölenleri anmaya çalışırken ölebiliriz falan. Rezil bi haldeyiz, akıl sağlığımızı korumak büyük başarı galiba. En azından benim en büyük hedefim bu. Acı.

      Sil
  4. insan kötü değil mi. her doğan da kötü doğuyor genetik olarak. aynı yerde kimlerle yaşıyoruz yaa.

    YanıtlaSil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;