7 Kasım 2015 Cumartesi

size laflar hazırladım

Artık kokoş pençelerim var, bunun müjdesini vererek başlıyorum. Korkunç bir haftayı geride bırakışımızı kutlamak için Mert'le Soul'a gittik. Korkunç durumda olduğumuz için kutlama gibi olmadı hiçbir şey ama olsun, pek bir şey anlayamamış olsak da lezzetli yiyecekler yedik. Giyecek bir parça bir şeyim yok (bence.) Bu yüzden kıyafet baktık ama hiçbir şey kestiremedim gözüme. Kendimi şişman hissediyorum, kışlık kıyafetlerle daha şişman hissediyorum. Lanet olsun kışa!

Penti'ye girdik hayallerimin sütyenini bulayım diye, bulamadım. Onun yerine bu terlikleri buldum. Güzel oldu çünkü ihtiyacım vardı, kışı böyle saçma şeyler giymeden geçirmek bana doğru gelmiyor çünkü ve geçen kışı böyle saçma şeyler giymeden geçirdim çünkü.

Buraya döneceğim ama önce size başımdan geçen bir saçmalığı daha anlatmak istiyorum çünkü Cessie Balık olmak bunu gerektirir.

Her seçimde olduğu gibi (-.-) bu seçimlerde de oy kullanmak için Adana'ya gittim ve nasıl oldu bilmiyorum ama hastalandım. Ciddi hastalandım böyle, inanılmaz halsiz hissediyorum, mütemadiyen yatıyorum falan... Zaten seçim sonuçlarını da biliyorsunuz. Eğer hastalık bir sol kroşe ise, seçim sonuçları bir sağ aparkat- sol high kick darbesi resmen. Neyse. Seçim akşamı inanılmaz neşeliydim çünkü galiba olup biteni idrak edemedim ya da Uğur Bey'in beklediği çok küçük çaplı mani atağıydı o, bilemliyorum. Aynı gece otobüse binecektim Ankara'ya dönmek için.

Bilet alma işini son dakikaya bıraktığımdan, daha önce hiç kullanmadığım abuk subuk bir firmayla döndüm. Aynı koltuğu beş kişiye satmışlar falan, ooo curcuna tam benlik! Çok problem çıkmadı, zaten insanlar "gidelim de nerede olursa olsun gidelim" modundaydılar.

Yanımda liseli bir kız oturuyordu, liseyi Ankara'da okuyormuş. "Aa niye öyle, erken değil mi evden uzaklaşmak için?" dedim. Bizimkiler üniversite için zor bıraktılar, lise, düşünemiyorum. Öyle istemiş, hemen kafamda senaryolar yazdım, bir üvey baba tacizi ne bileyim öyle mal mal şeyler ama kurcalamadım ahah.

Otobüste bir ara nefes alamadım. O ara tivitırdan halka seslendim, daha doğrusu çemkirdim. Sonra kendi kendime dedim ki, herkes kendince en iyi olanı yaptığını düşünüyor, yani şimdi ne hakkın var Cessie.

Neyse yol boyunca müzik dinledim. Sabah altı gibi AŞTİ'deydim. Metroyla Kızılay'a geçtim, buraya kadar iyi götürdüm bence. Kızılay metrosu tam bir curcunaydı, ittirile kaktırıla bir köşeye sinmeyi başardım. Önce üstümdekileri çıkardım çünkü sıcak bastı. Küçük sırt çantamı bile taşıyacak mecalim yoktu, her şeyimi yere bıraktım, ineceğim yer de son durak çünkü Mert'e geçiyorum... Neyse...

İki üç durak kala gözüm kararmaya, kulaklarım uğuldamaya başladı. Sonra da fenalaştım, metro birbirine girdi. Ben panikledim, ben panikleyince teyzeler de panikledi. 4-5 teyze yardım etti, ikisi koluma girdi (bu esnada son durağa geldik) bir bey şekerim düştü diye düşünerek elime şeker tutuşturdu, bir teyze de valizimle montumu falan aldı, asansörün kenarına oturdum. Sonra güvenliğe çemkirme yarışına girdiler benle ilgilenmiyor diye, oysa adam ne yapsın. Biraz kendime gelince, en mantıklısı taksiye binmek dedim ve güvenlikle birlikte taksi çevirdik.

Taksici bey (gerçi terbiyeli, kibar, saygılı da bir beydi ama) az önce ölmek üzere olduğumu fark etmediğinden seçim sonuçları üzerine konuşmaya başladı. "Bu seçimlerde ben de Ak Parti'ye verdim." dedi. "İyi yaptın." dedim içimden, dışımdan bir şey demedim. Son olaylardan sonra işler inanılmaz durgunlaşmış, esnaf da kan ağlıyormuş. Belki düzelir diye ummuşlar. Bir de yokluk görmüşler, yine son yıllar iyiymiş. Herkesin cebinde telefon varmış, bir şeyler. Ölmeyişime odaklandım, hâlâ inanılmaz halsizdim, çok da dinleyemedim... O gün de okula gidemedim, hatta ertesi gün de. Mert tavuklu şehriye çorbası yaptı bana.

Şimdi size montumdan bahsedeceğim çünkü bu montun altında sadece et ve kemikler yok, bu montun altında bir fikir var ve fikirler, kurşun geçirmez!

Instagram'da dolaşırken bir hesapta gördüm montu, işte ikinci el vintage kıyafetler satan, dedim ki BU BENİM OLACAK! Halbuki monta ihtiyacım yok, hayatta ihtiyacım olan son şey bir mont. Üstelik mesaj attığımda hesapla ilgilenen kızcağız erkek montu olduğu için kalıpların büyük olduğunu, büyük gelebileceğini söyledi. Yine de BU BENİM OLACAK! gözü dönmüşlüğümden sıyrılamadım, aldım montu. Şimdi de giyiyorum, kocaman, içinde kayboluyorum. Üzerimde yorganla dolaşıyormuş gibi hissediyorum ki bu güzel. Bu mont da vahşi kapitalizme nasıl yenildiğimin bir ispatı işte, bu düşüncelerle üzerimde taşıyorum çünkü ben de böyle bir malım.

Vahşi kapitalizme yenilişimin bir diğer ispatı da kol kıllarım. Bunca zaman tüm eleştirilere karşı durdum ve KOL KILLARIMLA MUTLUYUM diyerek kezban yaftalamalarına göğüs gerdim ama yaşamımın şu evresinde güzellik algım mahvolmuş durumda. Instagramda tanımadığım 4326434324563 güzel kızı takip ediyorum ve öyle olmadığım için de hayıflanıp duruyorum. Tüm güzel kızlara karşı bir kin var içimde ve keşke hepsi ölse. Doğru olmadığının da çok farkındayım çünkü güzellik algısı değişebilen bir şey, çünkü tektipleşen kadın bedeni, çünkü tüketim toplumu, çünkü çünkü çünkü. Ama yine de hislerimi yenemiyorum, algısal bozukluklarımı da yenemiyorum. Ama yeneceğim. Yani yer yüzündeki her bir hemcinsimi rakip olarak görmekten vazgeçtiğimde ve kendimi de olduğum gibi sevmeyi başardığımda, Parfümün Dansı'ndaki gibi moleküllerime ayrışıp dünyaya dağılacağıma ve sonra tekrar bir araya gelip pancar pişireceğime inanıyorum. Bunu da gerçekleştirmeden ölürsem, beni fil siksin.

Tüm bunlar dışında, bu gün Soul'dan dönerken koca bir kedi gördük. Mert şöyle söyledi: "Bu kedi, insanların kendisini sevmek için yaratıldığına inanıyor olmalı Cessie." Kediyi seviyorduk ki oturduğu yerden kalktı ve bir bankta oturan ve telefonla konuşan çok tatlı bir kadının kucağına meyletti. Kadıncağız gerçi tam bir kedi dostuydu, rahatsız olmadı ama eli kolu doluydu o yüzden biz aldık kediyi, benim kucağıma oturttuk. Bir süre bacaklarımın üzerinde uyukladı.

Mert kediyi eve almayı teklif edince nasıl bir bakış attıysam, sesi biraz içince kaçtı ama haklıyım. Geçen gün Miller'ın fotoğraflarına ve videolarına baktım. Çok özlüyorum onu. Annemlere de öfkeleniyorum, herkese öfkeleniyorum. Madem Mert'e taşınmama izin verecektiniz eninde sonunda, neden kedimin bana ihtiyacı varken vermediniz?! Galiba uzunca bir süre de evcil hayvan istemiyorum. Kendi evimi kurmadan, hayatım bir belirsizlik içindeyken bir daha asla böyle bir şeye kalkışamam. Neyse sonra kediden ayrıldım ve eve döndük.

Gelir gelmez yattık, ben sabahın dördünde uyandım. Galiba bu kez kabus görmedim. İki üç gecedir kabusların ardı arkası kesilmiyordu... Yastığıma o kadar sıkı sarılıyormuşum ki, uyandığımda kollarım ağrıyordu. Bakalım bunun altından ne çıkacak.

Son günlerde başıma gelenler bunlar işte, evde yiyecek bir şey var mı bakayım. Canım kola istiyor, keşke kola olsaydı.

12 yorum:

  1. Rskk almamanin bazen risk olmasi gibi, belki toplum mazosist,belki anarsist,belki biz biseyi goremiyoruz da sizofreniz, belki katiline asik,belki bok cukuruna alisik,belki toplum tedaviyi red ediyor,belki istikrar diye kaossuz yapamiyor....ne nedenle olursa olsun insanina umut vermeyen,dahasi yalan soyleyen,daha bircok sey yazilacak durumu yazmaya engel olan zihniyet siyaset gun gelir kanalizasyon cukurunda son bulur (kanalizasyon baligi, bu son bulusta artik o kanalizasyona sxxcilmaz bile)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok katılıyorum gerçekten. Benim de endişem tam olarak bu, çünkü hepimiz aynı gemideyiz.

      Sil
  2. Geçmiş olsun ya normal günlerde bile metroda bazen insan fenalık geçirebiliyor, o sıcaktan hengameden ve gelmek bilmeyen trenlerden. Seçim gecesi yola çıkmak.. Benim hiçbir şekilde cesaret edemeyeceğim bir şey; evde bile yürüyemez haldeydim koştum bloga moral depoladım. Yazmıştım, oy kullanmak ve bu sistemi devam ettirmek gibi bi niyetim yok ama son birkaç seçimdir ben de "oy kullan"cı birine dönüştüm, "istikrar" saolsun ! Tebrik ediyorum seni o yüzden, kaç arkadaşım var aynı şehirde kçını yayıp sandığa gitmiyor sonra da "terk edelim" goygoyu. Ülen daha şehir için kaldıramıyorsun mabadı, başka dünyalara göç neyine ya.. Taksici.. Ah be taksici. İnsan birine oy verdi diye gururlanır mı böyle. Meclise girenlerin birçoğu sadece kendi derdinde. Sanıyor mu ki 550 kişinin tamamı da halkın tüm dertlerine koşacak. Offf. Ben Melda Hanım'ı özledim. Koskoca mecliste hayvanların yaşam haklarını savunan belki de tek vekildi. Çok yazık. Meral Akşener de yine kedici bir vekildi, onu da harcadılar seçimde. İnsan hakları vs.ı geçtim bari şu hayvanları kurtaralım ya.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de kendimden hiç beklemiyordum zira ben de oy kullanma taraftarı değildim. Fakat son yıllarda olanlar başka çare bırakmadı, bir umut diyip düşüyorum yollara. Bence de terk edelim goygoyu yapan herkesler terk etsin burayı. Bence ben liste hazırlayayım, listedekiler kalsın, biz bize geçinip gideriz ahah.

      Taksiciyi de anlıyorum, ama keşke anlamasam. Keşke bazen sarsılmaz ideallerimiz olsa. Fanatiklik demiyorum ama, ideal diyorum. X partisiyle Y partisiyle ilgili değil de insan olmakla, yaşamla, yaşam kalitesiyle ilgili. O zaman belki bazı şeyler gözümüzü bu kadar korkutmazdı.

      Sil
  3. Seni okumayı seviyorum, çok iyi geldi ve yazma isteği uyandırdı ^^
    Çok geçmişler olsun metro olayı kötüymüş şu an daha iyi olmana sevindim.
    Bir de hipomani atağı geçirmiş olabilirsin, bunun için de ayrıca geçmişler olsun -.-'

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de seni okumayı seviyorum, çok sevindim.
      Teşekkür ederim iyice dinlendim, iyiyim :D
      Gerçekten çok neşeli olmakla hipomani arasındaki fark nedir hiç anlayamıyorum. Her şey gayet normal de olabilir gibi geliyor bana, bazen Uğur Bey'e gelmiyor...

      Sil
  4. Konuştuğum bir çocuk da akpli çıktı Cessie. Bana da aynı lafları etti, ülkenin durumu nasıl kötü olur tek başına evde kalıyorsun, son model telefonun var falan dedi. Ne diyeceğimi şaşırdım. Baya politika tartıştık, daha doğrusu o tartıştı ben sinire kaldım. Aramalarına falan dönmüyorum, ne olduğunu da anlamıyor öküz. Bu aralar akp sempatizanlarından über soğumuş durumdayım. Benim politikliğim soğuyunca geri dönebilirim aramalarına. Çok kötü çocuk sayılmaz. :D
    Her neyse metroda olan olaylar içinde geçmiş olsun. Git bir kan tahlili falan yaptır bence ne olur ne olmaz. Montuna da bayıldım bu arada.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahahah yazık oğlana. Yaptırmam tahlil falan sevmiyorum öyle şeyler. Delirneye çeyrek kala psikiyatra ölmeye çeyrek kala doktora gitme taraftarıyım :) ay teşekkür ederim mont çok büyük değil mi?

      Sil
  5. sen pençe almışsın ben ayağımda kocaman bir kurbağayla dolanıyorum.Kesinlikle haklısın kış böyle saçma şeyler giymeden geçmez.Bu arada montun gayet güzel görünüyor.Seçip deneyip beğensen belki üstünde böyle durmazdı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eminim kurbağalar da çok tatlıdır :) Teşekkür ederim, ilk giydiğimde montu Burcu'dan çok büyük olduğu ve tuhaf durduğu yönünde bir yorum aldığımdan galiba, saçma sapan görünüyormuş gibi geliyor.

      Sil
  6. geçmiş olsun cessieciğim. ayrıca montunu ben de çok beğendim. çok da üzülme kapitalizme yenik düşmemişsin aslında. ikinci el bir şey almışsın.

    bir de seni mimledim haberin olsun blogdaki son yazımda.

    ben de saçma sapan tüylü hayvanlı ev botumla pençelerinin ucuna basıp kaçıyorum. :*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ay çok sevindim bütün aklıbaşında insanlar sevdi montumu :D

      harika, hemen bakacağım mime!

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;