12 Kasım 2015 Perşembe

yine bir bilinmeze yol alıyorum ve fotoğraflı mim

önce mimle başlayacağım. sonikhanım beni mimlemiş ama o mimlemeseydi de üzerime alınıp yazacaktım zaten. çünkü güzel mim konusu görünce duramıyorum! ama mimlenmiş olmama çok sevindim ehehe. yani, gerçekten buraya yüzlerce fotoğraf falan koyabilirim, ama kendime hakim olmaya çalışacağım.

tabii ki bir kamp fotoğrafıyla başlayacağım. oraya gitmemin üzerinden bir miktar zaman geçmişti ve insanlarla yakınlık kurmayı başarmıştım, ilk yakın arkadaşlarım da billur ve miray oldu galiba. bu fotoğrafları neden çektik nasıl çektik hiç hatırlamıyorum, belki de canımız sıkılmıştı ama mühim de değil. çok seviyorum ikisini de, bu yüzden birleştirip paylaştım her yerlerde. miray şu günlerde böbrek kumu döküyormuş, ona kıyamam zira o benim canım. billur ise vizelerle boğuşmakta bildiğim kadarı ile, bölüme ya hiç gitmediğim ya da alelacele derslere koşturduğumdan kimseleri göremiyorum.

biri şu. geçen yıldı, ebrulara gitmiştim, sanırım çokça depresiftim. üstelik tam o gece hastalandım, ertesi gün ingilizce sınavımı kaçırdım. ebru'yla yığınla fotoğrafımız var ama galiba en çok sevdiğim bu. çünkü her şeye rağmen -yine- gülmenin bir yolunu bulmuşuz, ebru'nun göz altı torbaları ve benim burun deliklerim takdire şayan!

işte bu fotoğrafı sevmemin nedeni de bu.

bunu seçimler için adana'ya gittiğimde çekmiştim, oy kullanacağım okula giderken. bu fotoğrafa bayılıyorum çünkü bence de. bence de tanrı türkü söylesin, dans etsin, resim yapsın, bazen sarhoş olsun. biraz rahatlasın, biraz hastalıklı faşist halinden kurtulsun. 
en sevdiğim bir diğer fotoğraf da bu çünkü bacaklarıma sarılmış uyuyan bir bebek miller'dan bahsediyoruz. sevmeme gibi bir şansım olamaz. çok net.

galiba kurcaladıkça çıkarabilirim yeni fotoğraflar ama çok abartmak istemiyorum. paylaşacağım son fotoğraf bana ait değil fakat sahibinden paylaşma konusunda izin kopardım... -.-' bundan sonra olacaklardan hiç sorumlu değilim...
bu koray. yanındaki de köpeği makbuş. hayatta en sevdiği canlının makbuş olduğundan şüpheleniyorum, bu fotoğrafı da manasızca seviyorum. koray'ı hatırlayıp hatırlamadığınızı bilmiyorum, hakkında çok fazla yazmıyorum galiba. ama şunu paylaşacağım: bir sabah koray'la skype'da konuşurken makbuş koca gövdesini lök diye koray'ın yatağına fırlattı ve kafasını dizlerine koydu. koray onun sırtını pıtpıtladı, başını okşadı ve bana aynen şöyle dedi: "bak kıskan, hayattaki en büyük aşkım bu benim! gece bile birlikte uyuyoruz!" bunları söylerken gözlerinden kalpler çıkarıyordu bilmem söylememe gerek var mı ahah. tabii ki makbuş'u kıskanmıyorum, insanların insan olmayan memelilerle kurduğu yakın ilişkiyi her zaman büyüleyici buluyorum.

bir bilinmeze yol alıyorum dedim. ama aslında bir bilinmeze yol almıyorum. hafta sonu küçük bir istanbul gezisi yapacağım. lise yıllarımda connected2me'de tanıştığım, bir süre sapık gibi yakasına yapıştıktan sonra arkadaş olmayı, sonra da mektup arkadaşı olmayı başardığım bir oğlan var: selim. ondan da zaman zaman mükemmel müzik zevkine atıfta bulunarak bahsediyorum blogda. nihayet onunla yüz yüze görüşeceğiz. bana hızlandırılmış bir istanbul turu yaptırma vaatlerinde bulundu. belki sergi gezeceğiz, muhtemelen beni sahafa götürecek, en sevdiğim arkadaş tipi! akşam da koray'ı göreceğim. bu görüşmeden bok da çıkabilir. ama eğer bok çıkarsa muhtemelen benden kaynaklanır. her ne kadar kendime "ay cessie ne olur sapıtma, dengesiz davranışlar sergileme. insan gibi güzel vakit geçir dön." desem de, kendimi gayet iyi bildiğimden kendime verdiğim bu öğütleri göz ardı etmemin çok yüksek ihtimal olduğunu biliyorum. 

yanımda belki fotoğraf makinemi de götürürüm. selim'e kalırsa kesinlikle götürmeliyim. ama ben fotoğraf çekerken utanıyorum. bir de kamptan çok sevdiğim insanlar yaşıyor oralarda bir yerlerde. bu sıkışık programa onları dahil edemeyeceğim galiba ama selim'e yüzyıllar önce söz vermiştim. galiba tuba'yı ayartıp onları görmek için bir başka istanbul gezisi düzenleyeceğim! 

tüm bunların dışında, yavaş yavaş eşyalarımı mert'e taşıyorum. vizeler kötü, hayat nispeten güzel! 

bu arada eğer yapmak isterse yeşim'i mimliyorum. şimdi gidip aşk-ı memnu izleyeceğim zira ortalık fena halde karıştı! 

4 yorum:

  1. İstanbul'a bir dahaki gelişinde boş vaktin olursa eğer bana da haber vermek istersin belki ^^

    Telefonum kırıldı, bütün fotoğraflarım gitti. Mimi şu an yaparsam çok boş olacak o yüzden biraz daha anım biriksin olur mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok isterim. İstanbul'da görmek istediğim çok insan birikti, görmek istemeyip söz verdiğim de ahah.

      Mimi dilediğin zaman yapabilirsin tabiiki *.*

      Sil
  2. Hayat nispeten güzel demek. Bunu duymak sevindirci :) O kadar yazdım çizdim haydii hooop neşelenin moral bozmak yok falan diye ama şuan benim sigortalar attı. İş arkadaşlarının hepsini senin listene ekliyorum. Topu çöpe.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahahah gitsinler çöpe itirazım yok. Ama moral bozmaya itirazım var! Hayır lütfen moralini bozma. :)

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;