3 Aralık 2015 Perşembe

çeşitli zevzeklikler, çeşitli talihsizlikler

zaman zaman ilginç senaryolar yazıyorum. birkaç hafta önce de şöyle bir senaryo yazmıştım: yıllar geçmiş, ben büyümüşüm. bir şekilde çocuğum olmuş, çocuğun babası yok. detayları netleştirmedim kafamda, babası neden yok bilmiyorum. ama her neyse, benim ufaklık küçük bir yaştayken beynimde tümör olduğu ortaya çıkıyor, çok yaşamadan nalları dikiyorum. soru şu: çocuğu kime bırakacağım? ebru ile mert arasında amansız bir savaş, savaşı ben tetikliyorum tabii ki, çocuğum paylaşılamıyor. bu kısmı gerçek yalnız. her neyse bir yere varacağım.

dün mucizevi bir şekilde sabah onda uyanmayı başardım. kar yağmış, çok mutlu oldum. botlarımı adana'da bıraktığımı idrak edene dek. hâlâ annemleri de aramadım göndersinler diye. kar yerlerde birikmeden bu işi halletmek gerek. halledilmesi gereken bir başka mesele de yurt konusuydu. cuma günü çıkışımı alıyor bu işi bitiriyorum, resmen taşındım mert'e anlayacağınız. her neyse bu yüzden kalktım zaten. mert'in daha erkendi dersi o önden çıkmıştı. eşyalarımı da getiririz diyerek yanıma bavulumu aldım. her neyse, otobüste giderken bir sıcak basması bir iç sıkıntısı hissettim, o esnada tezer özlü okuyordum. koru'ya geldiğimizde gözlerim kararmaya başlamıştı. yanımda ayakta duran kızdan yardım istedim, beni koru metro durağının oradaki parkta bir banka oturttu. o esnada sarsılmaya ve titremeye başladım galiba. kulaklarım tıkanmış gibiydi ve gözüm de bir şey görmüyordu ama bilincim açıktı, başka bir kadının telaşla yanımıza geldiğini fark ettim. ben sarsılmayı bırakınca neyim olduğunu sordular ben de açıkladım: hiçbir fikrim yok. kahvaltı edip etmediğimi sordular, meyve suyu içtiğimi söyledim. aslında saatlerdir aç kalmış da değildim çünkü zaten çok geç yatmış, yatmadan önce de karnımı çiğ köfte ve kabak tatlısıyla doldurmuştum. sonra bu balık neden şişman... her neyse bana yardım eden kızın sunumu falan varmış, çok mahcup olarak çok özür dileyerek gitti. ben de çok mahcup olarak teşekkür ettim. diğer hanım yanımda kaldı, bu esnada telaşlanıp ambulans çağırdılar.

ambulans gelene kadar yanımda bekleyen hanımla konuştuk, izmir'den gelmiş. altı yedi yıldır ankara'daymış, avukatmış. bürosu varmış burada. ambulans gelince tansiyonumu, şekerimi falan ölçtüler, her şey normalmiş, şekerin düşmüştür dediler. ben de kendimi iyi hissediyordum bu yüzden hastaneye gitmedik. beraber metroya bindik, ben beytepe'ye gelene kadar lafladık, bana kartını verdi. ona da üç yüz kez falan teşekkür etmiş olabilirim, çok utanıyorum böyle şeylerden çok mahcup oluyorum. ben olsam ben de yardımcı olurum halbuki ama, bedensel zayıflıkları asla kabullenemiyorum, çok canım sıkılıyor. neyse.

okula gelince doğruca yurda gidip gonca abla'yla konuştum, cuma günü çıkışımı yapmayı kararlaştırdık. çok iyidir gonca abla, tabii ki güleryüzlüydü bana karşı da. pişman olursan geri dönmek için tekrar başvurman gerekecek, kabul edilmeyebilirsin falan dedi. pişman olmam diye düşünüyorum dedim. odama çıktım bavulumu bıraktım. burcu odada yoktu. yemek yemek için çıktım odadan, mert'le yemek yedik. sonra odama geçtim biraz dinlenmek için, yattım. birkaç saat uyudum, uyanınca eşyalarımı topladım eve döndük.

son zamanlarda inanılmaz gerginim. katlanılmaz olduğumu biliyorum. bu sabah mert çıktı yine, ben uyumaya devam ettim. mert kızılay'a geçeceğini söyledi, kendisi için test kitapları bakacaktı, felsefe okumak istediğine karar verdi çünkü. ben de iki kitap ismi verdim, bütün gün de heyecanla kitaplarımı bekledim. geldi ve- unutmuş. kitapların isimlerini yazıp mesaj attım, bütün gün kitapların içindeydi ve kitaplarımı sormamış bile. haliyle çıldırdım, hâlâ düşündükçe öfkeleniyorum. yani gerçekten unutkan biriyim ben de ama, hiç değilse bunu bildiğimden biri benden bir şey istediyse önce onun işini hallederim unutmayayım diye. sürekli ama sürekli insanlara gösterdiğim özenin bana gösterilmediği hissine kapılıyorum ve artık gerçekten bundan yoruldum. tabii benim kuruntum da olabilir. olabilir. ama bu mert'e çokça çemkirmemi ve biraz ortalığı dağıtmamı engellemedi. şimdi de biraz vicdan azabı çekiyorum işte.

az önce oturdum idefix'ten birkaç (44) kitap seçtim. onlar arasında da bir eleme yapacağım. kitap seçmek moralimi çok toparladı. biriken kitap yığınımı düşünmemeye çalışıyorum. düşünmüyorum. merhaba tüketim çılgınlığı merhaba. biz zayıf ruhlu kitapseverlerde de kendini böyle gösteriyorsun.

mina'nın hiçbir şey almama kararını çok destekliyorum, kendimde de uygulamaya çalışıyorum ama yapamıyorum. ev kullanmadığım post-itler, not defterleri, henüz okunmamış kitaplarla dolu. düşündükçe fenalık basıyor üzerime. bu işe bir çözüm bulmak gerek.

son zamanlarda biraz okudum, mutluyum. en son tezer özlü'nün çocukluğun soğuk geceleri'ni okudum. belki bir gün uzun uzun yazarım özlü konusunda ama, şunu çemkirmeden rahat edemeyeceğim, tezer özlü türk edebiyatının lirik prensesi değil. tezer özlü prenses değil, eminim olmak da istemezdi. şu ana dek okuduğum en çarpıcı kitabıydı. depresyon, ardından gelen mani, sonrasında düştüğü koyu ve yoğun boşluk... bunlar çok yabancı şeyler değil, yaşadığım şeyler değil ama az çok yaşadığım şeyler ve ne kadar zor olduğunu tahmin edebiliyorum. hastanelerde geçen yıllar, oranın korkunç atmosferi... gerçekten bu tür zihinsel bozukluklar (böyle demek de doğru mu bilmiyorum ama) hiç ama hiç romantik değil, hoş değil, ilginç veya güzel değil. ne olur bunları methedip durmayın.

mia kendisi de yazmıştı, seslendirme yapmış, izlediniz mi bilmiyorum ama çoooook tatlı olmuş. onun linkini de şöylece bırakıyorum.

aşk-ı memnu'nun 36. bölümündeyim, büyük sebat gösterdim. o dizi de içimi çok kıyıyor ayh. bu aralar kendimi okumaya vermek istiyorum biraz, içimde beklenmedik bir enerji var. bağırıp çağırıp evi dağıtmak çok iyi geldi. şimdi dizime dönüyorum.

12 yorum:

  1. Aaa geçmiş olsun :(( Kahvaltı etmek önemli aslında, şeker düşebiliyor. Gerginlikten olabilir belki de kim bilir. Aman dikkat et kendine Cessie Balık :)

    Idefix'ten ben dört kitap alarak yırttım. Liste devasa olunca korktum hemen dizginledim.

    Son zamanlarda bende de feci bir gerilim var. Karşılığında önüne geleni haşlıyorum. Bir yerde kalpler kırılacak ama hayırlısı bakalım şimdilik bir şey olduğu yok. Her sabah uyanmaktan da bıktım son zamanlarda. Durakta otobüs beklerken düşüp ölsem umrumda olmazdı herhalde o kadar sıkıldım nedense :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de psikolojik mi diye bi düşündüm gerçekten. Önemli bir şey olduğunu sanmıyorum:)

      Idefix ah idefix. O kadar ucuz atlatamayacağım galiba bu işi... Evde bir ton kitap var oysa okunacak of of :/

      Düşüp ölsen ben çok üzülürüm bu yüzden sakın bi yerlerde düşüp ölme <3

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. Behlül effect diyosun... Ay aslında sarışın mavi gözlü oğlanlar hiç tipim değil :D

      Sil
  3. çok geçmiş olsun cessie :/ sebebi her neyse bi daha yaşamazsın umarım bu tarz bir şey. bahsettiğin fiziksel zayıflıkların insana verdiği utanç meselesini biraz biraz anlayabiliyorum galiba.
    Tezer Özlü'yü okumaya başladığımda kendimce bir jest yapıp bir ondan bir de Kafka'dan okuyordum. Bu şekilde neredeyse basılmakta olan kitaplarının hepsini 7-8 ay gibi bir sürede okudum. Çocukluğumun soğuk geceleri galiba favorim. Ama bu yazarı ilahlaştırma ya da yazarın eserleri üzerinden okuyucuyu yerme meselesi çok ama çok aptalca. Dediğin gibi kendisinin de lirik prenses olarak anılmak istediğini hiç sanmıyorum.
    Yeni evinde çok mutlu ol, güzel kitap yığınların oluşsun :) ufak sinir/öfke patlamalarını da dert etme ben onları 'fay hattında büyük enerji birikiminin önüne geçen artçı depremlere' benzetiyorum, başımıza gelen en iyi şey o ufak nöbetler. Hala diri ve tepkili olduğumuzun tek işareti onlar sanırım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim :D artık bi şeyler atıştırmadan evden çıkmamaya dikkat edeceğim.
      umarım mutlu olurum, burayı seviyorum aslında. penceremi seviyorum, koltuğumu seviyorum. zaten uzun süredir burada yaşıyorum pek çok şeyi sahiplendim bile. eşyalarımı taşıdım, yurt görevlisiyle vedalaştım geldim. :) mutluyum.

      Sil
  4. 1.paragraf:ilginç senaryolarinin en kaba ozrtinden ortaya cikardigim sonuc,boynu bukukler,kucuk emrah (bu senaryo cok alisilmis,kusura bak)mert ile ebru evlense ikiside bakabilir,evlenmese de bakabilirler gerci.cocugunun babasi senmissin,predestination...birinci paragrafla ilgili cok sey yazilabilir,mesela fantastik inanilmaz bisey olabilir senaryo,soyleki:sen buyumussun,cocugun olmus,zaman gecmis,mutku olmussunuz ve 95 yasinda tebessumle olmussun,hep guzelllik gorerek.saglicakla kaliniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kusura bakmıyorum. Yaşamın güzel sonlanması demek illa ki çocuklarımı büyütmek ve 95 yaşında tebessümle ölmek olmak zorunda değil. Küçük Emrah'ı ne kadar eğlenerek izlediysem -çünkü eğlenerek izledim- kendi senaryomu da o kadar eğlenerek kurguladım. Bunda talihsiz, acı bir taraf göremiyorum bazen. İnsan yüzünde bir tebessümle ölecekse, bu tatmin duygusundan kaynaklanan bir tebessümse otuzunda da ölebilir.

      Sil
  5. 2-3 paragraf...bi randevu alsana,kan tahlili,seker kolestrol demir vs vs.gecmis olsun,usutmus olma ihtimalin var,uc hafta once hastalanip atlatmistin,bizde o donem ve bu donemlerde hastayiz,salgin sanirim

    YanıtlaSil
  6. "otobüste giderken bir sıcak basması bir iç sıkıntısı hissettim, o esnada tezer özlü okuyordum. " sonra bahsettigin -cocuklugun soguk geceleri- kitabi miydi o anda okudugun.okumadan bahsettigin yogunlugun milyonda biri bile ic bunaltisina neden olabilir bende...deprresyon mani zihinle mi ruhla mi ilgili...zihinse parkinsonu azaltan bryin cerrahisi ve bilim dunyasi cozumler bulabilir,zamanla..ruhla ilgiliyse ..,neyse iste...beynine iyi bak

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diğer yorumları yayınlamadım dediğiniz gibi, bunları yayınlamakta sakınca görmedim. Evet biliyorum senaryonun nesinden hoşnut olmadığınızı :) Bu yüzden hiç artniyet aramadım ve kırılmadım. Evet o kitabı okuyordum, çok çarptı.
      Kan tahlili falan üşeniyorum, bakalım :D

      Sil
  7. Usenenin kitabi muzigi sinemasi olmazmis;)o nedenle kitap muzik sinema askina on dakika.bazen otobuste ters gidersem midem kalkiyo,bazen kostugumu dusununce terliyorum,bazen bi melodi xiciyo ruhuma veya tersi,etkilesen varliklatiz.enginkal

    YanıtlaSil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;