2 Ocak 2016 Cumartesi

yok canım o kadar değil eheh :')
hayatıma uzaktan şöyle bir bakıyorum, inanılmaz saçma sapan. bu blogda her şeyi ifşa etmek istemiyorum çünkü hazır değilim. çünkü hazır olmam da pek mümkün değil. bazen kendi sakinliğimden dehşete düşüyorum, uğur bey'e gitmek için delirmeyi beklemek iyi bir fikir değilmiş.

esin bunun bir kendini arayış süreci olduğunu düşünüyormuş, umarım kendimi bulayım derken yanlışlıkla kendimi öldürmem.

bir takım hadiseler bir takım mevzular oldu şu iki günde. ay iki günde iki yıllık macera yaşadım bence. günün içindeyken hayatımın en kötü günüymüş gibiydi ama, dışına çıkınca hiç öyle gelmedi. ayın 31'inde, yılbaşı gecesi, mecit abi'm tarafından adana'ya zorla getirilen ben değilim sanki. ay yaşanan her şey çok komik görünüyor gözüme, gözükmemeli.

koray "bir de normal bir şeymiş gibi anlatıyorsun" diye çemkirdi bana. normal değil herhalde ama buradan bakınca anormal de görünmüyor. herhalde bu da nahoş bir durum, galiba böyle düşünmüyor olmam gerekliydi.

sonuç olarak adana'dayım. ender'e de söylediğim gibi çok kafam bozulurse evden kaçıp bir evsiz cesedi bulacağım ve tanınmaz hale getireceğim, sonra da kendime ölmüş süsü vereceğim. hepimiz için en iyisi bu olacak galiba.

bu gün yengem de geldi bize, beni görmeye! bir sürü anlamsız soru, bir sürü anlamsız nasihat. küçükler için rol modelmişim ben. davranışlarıma dikkat etmem gerekiyormuş, beni örnek alıyorlarmış. "ben konuştum onlarla" dedim, "baştan uyardım sakın beni örnek almaya kalkmayın diye." yakında küçük kuzenlerle beni görüştürmeyecekler herhalde, bekliyorum böyle bir hamle.

yani bu bile komik geliyor, hayatıma bir heyecan bir macera, biraz trajedi. olur, bana uyar. her şeye olurum var galiba bu günlerde, kimseyle konuşmak istemiyorum, ama konuşuyorum. geçirdiğim birkaç saat birkaç yıl gibiydi, onca şey birkaç saate sığmış olamaz, imkansız.

koray'ı sevdiğime karar verdim. bu sevginin niteliği nedir çözemedim, kafamda bir yere oturtamadım ama, her nasılsa, bir şekilde bu oğlanı seviyorum. hayatın cilveleri işte, oysa hiç sevebileceğim biri değil. herhalde ben de onun hiç sevebileceği biri değilim.

ay hayatımı kontrol etmeye çalıştıkça bir yerlere bir şekilde sürüklendim. hayatımı kontrol etmeye çalışmaktan vazgeçince daha çok sürüklendim. işin içinden çıkamıyorum ama dediğim gibi, geriye dönüp bakınca her şey çok komik. öyle ki hepsini size neşeli bir hikâye gibi sunabilirim, ama değil aslında.

mina'ya uzunca bir mektup yazdım. başka da kimseye dert anlatmak istemiyorum zaten.

placebo dinlerken, ginsberg'in günebakan sutra'sını duvarıma yazmaya karar verdim, yazdım süsledim derken bir iki gün oyalar o beni. eve geldim ya, deli gibi yiyorum. günde iki dilim ekmekle yaşayan kız gitti içimden her şeyi silip süpüren bir yaratık çıktı.

bari gidip mutfağı karıştırayım.

4 yorum:

  1. Adanaya bir gün planlı bir şekilde geldiğinde görüşelim Cessie. Adanaya çok yakın yaşıyorum, Adana'da da akrabalarım var, gelmem sorun olmaz sanırsam. :D
    Bu arada boş ver teyzeni kimseye örnek olmak zorunda değilsin. Seni neden böyle bir baski altında bıraktı anlamadım. Ankaradan Adana'da ki kuzenlerin üzerinde nasıl kötü bir etki bırakacaksın anlamadım ama. :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Görüşebilirsek çok mutlu olurum Lazy. Ay üzerimde baskı falan hissetmiyorum boş boş konuşuyorlar işte, herkesin kendi hayatı kendi aklı fikri var, kimsenin beni örnek aldı diye zıvanadan çıkacağını sanmıyorum.

      Sil
  2. Bence cok cok ozel seyleri ifsa edecegin zamam bunu yeni,buradan bu sayfadan bagimsiz apayri bir blog sayfasiyla yapmalisin.seklin semalin cismin ismin vs vs belli.tabiki beni ilgilendirmez,sadece benim tercihim bu olurdu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok çok özel şeyleri defterime yazıyorum, hiçbir yerde paylaşmıyorum :)

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;