14 Mart 2016 Pazartesi

Karpuz Şekerinde ~ Richard Brautigan

Belki bir nehre bakakaldın. Yanında seni seven birileri vardı. Neredeyse dokunacaklardı sana. Daha onlar dokunmadan hissetmiştin bunu. Sonra dokundular. 
İşte benim adım o.

Gerçekten nereden başlayacağım hakkında en ufak fikrim yok. Brautigan, hayatıma sessiz sedasız girdi, sessiz sedasız ilerliyor fakar içimde tüneller açarak.  Ekşi'de şöyle bir entry okudum, aşağı yukarı bu. Tam olarak değilse de hislerimiz çok yakın.

Güzel insanların hep dramatik sonları mı olmak zorunda bilmiyorum. Bir nehre atlamak, kafamızı bir silahla ya da bir tüfekle parçalamak veya kendimizi asmak zorunda değiliz. Bir alabalık havuzuna bakarak yaşlanabilirdik oysa Richi ile ve o şöyle diyebilirdi "O kadar güzelsin ki, yağmur başladı." Ve bunu balıklara söylerdi ve ben de onu -belki de bunamaya başlamış olacaktı- sandalyesinden kaldırıp içeri götürebilirdim. Böyle bir gerçeklik de mümkün olmalıydı ve belki paralel evrenlerin birinde mümkün. Bunda değil, bu yüzden ben de elime geçirdiğim her kitabını okuyorum.

Talihsiz Kadın'ı sevmiştim, Willard ve Onun Bowling Kupaları'nı daha içli bulmuştum, Japonya Günlükleri zaten şiir kitabı olması vesilesiyle bir tık daha yukarıdaydı içimi deşme konusunda ve şimdi de Karpuz Şekerinde...

Çok tuhaf bir yazar Brautigan, ilginç bir mizah anlayışı var. Mizahının altında hep hüzün var. Öyle aman aman ajitasyonlar, türlü melodramlar -ne saçma bir cümle oluyor bu-, bitmek bilmez bir yakarış falan aman ha beklemeyin. Bu hüzün öyle belli belirsiz ki kalbinizde ufak bir sızı olarak duyuyorsunuz, o kadar, işte o. Ben bazen Brautigan okurken ağlıyorum ama, eminim siz ağlamazdınız.

Karpuz Şekerinde, her şeyin karpuzdan (sadece kabuğu yeşil ve içi pembe olan karpuzlardan değil türlü renklerdeki türlü karpuzlardan bahsediyorum) yapıldığı bir kasabada yaşayan, bir ismi olmayan bir adamın ağzından anlatılıyor.  Belki çok sıkı bir yağmur vardı ve onun adı oydu*. benÖLÜM'de (kasabanın ismi bu) karpuzdan eşya, yiyecek vs üretmek dışında yapacak çok bir işi olmayan adsız kahramanımız kitap yazmaya başlıyor. Çok durgun bir kasaba bu ve belki de bu yüzden ismi benÖLÜM.

Bir zamanlar kasaba yakınlarında kaplanlar yaşıyormuş, kaplanlar çok bilge hayvanlarmış ve insan dilini konuşabiliyorlarmış. Fakat doğaları gereği, insanları öldürmek ve yemek zorundalarmış. Kasaba halkı eskiden kaplanlarla ortak bir ataları olduğunu fakat onlar kaplan olarak yaşamaya devam ederken kendilerinin bir şekilde insan olduğunu, bu nedenle aynı dili konuşabildiklerini düşünüyorlarmış. Kaplanlar bir gün kahramanımızın anne ve babasını öldürmüş ve yemişler. O da evini terk edip benÖLÜM'de yeni bir yaşama başlamış.

Kasabanın çok uzağında, içi unutulmuş şeylerle dolu devasa bir fabrika varmış, buraya Uğursuz İşletmeler deniyormuş. Eskiden benÖLÜM'de yaşayan içtenKAYNAYAN zamanla buraya gitmeyi alışkanlık haline getirmiş, kasabayı terk etmiş ve orada, kaybolan ve tekrar bulunan şeylerden içki yapmaya ve bir çete toplamaya başlamış.

benÖLÜM'de yaşayan başka biri, bir kadın, Margaret de Uğursuz İşletmeler'e dadanmış. Neden? Bilmiyoruz. Belki hiçbir zaman benÖLÜM'e ait olmadığından, belki hiçbir zaman Uğursuz İşletmeler'e de ait olamadığından ve sonuç olarak hiçbir zaman hiçbir yere ait olamadığından kendini bir ağaca asıyor ve ölüyor. Sonra küçük bir cenaze merasimi ve işte bu kadar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;