29 Eylül 2016 Perşembe

imeceli şalanjda üçüncü gün

selam çocuklar, çooook sıkılıyorum. bu yüzden bu yazıyı yazmaktayım. bu gün cevaplamamız gereken soru, neye  yeteneğimiz olmasını isterdik. hepinizin bildiği gibi müziğe yeteneğim olsun isterdim ama maalesef el çırparak ritim tutmaktan bile acizim. ne bir müzik kulağı, ne bir güzel ses. sürekli şarkı söyleyip bir mucize bekleyerek sesimi kaydedişlerimden ve ısrarla hüsrana uğrayışlarımdan falan bahsetmek istemiyorum fdnkgjfdk.

hayatta pek bir şeye yeteneğim olduğuna inanmıyorum. yemek yapmaktan hoşlanmak isterdim mesela, tatları karıştırıp yeni tatlar yaratmak, sonra insanlara onları tattırmak falan çok güzel olurdu gibi geliyor ama bunun için de fazlasıyla üşengecim.

sanata kıyısından köşesinden bi yerinden tutunmak isterdim ama olmuyor ve olamıyor. tiyatro ile uğraşayım desem, suratımda mimik yok, ses tonum değişmiyor. ay son derece düz bir insanım, kendimle ne yapabilirim hiç bilmiyorum. beni marmaraya dilim dilim doğrasalar cacık bile olmayabilir sanırım.

bi gün çilekli otostop tayfasıyla konuşurken -feysimde ekli olanlar görmüş olabilir- şöyle bi şey çıktı ve beni ziyadesiyle acıttı:
galiba becerebildiğim tek iş bu, onu da ne kadar beceriyorum tartışılır. yani araziler bitmiyor, ekip yönetemiyorum, sorunlara hızlı ve pratik çözümler bulamıyorum... şaşkın ördek yavrusu gibi dolanıyorum ortalıkta, ben kendime bakınca bunları görüyorum en azından. çocuklardan ve hocalardan daha farklı geri dönüşler alsam da, insan kendisinden tatmin olamayınca yorumlar çok da önemli olmuyor nedense...

resim yapmaya çalışıyorum, ona da sabrım yetmiyor. can sıkıntısıyla oturuyorum kağıdın kalemin başına, sonra daha çok sıkılarak ve hiçbir şekilde bir imgeyi tamamlayamayarak ve en sonunda tüm resmi karalayarak kalkıyorum. bu gün 3 dakika falan oturabildim galiba, onda da suratı olmayan bir oğlan ve şu deveyi çizdim:

tatmin olmasam da deveyi sevdim, develeri severim zaten. etrafta uğursuzluk kol gezdiği için bulutlar siyah... deve kalender ve halinden memnun. çünkü o bir deve. develer böyledir, böyle oldukları için onları severim. doğal olan hiçbir şeye, kara büyü işlemez çocuklar... doğal olan her şey, doğallığını korumayı becerdiği sürece kendini korumayı da becerir. önceki hayatımda şamandım, bu yüzden bunları biliyorum.

camel içiyorum, camel dinliyorum, deve çiziyorum... içim sıkılıyor biraz...

4 yorum:

  1. "doğal olan hiçbir şeye, kara büyü işlemez"
    sevdim bunu :)

    YanıtlaSil
  2. Biliyorsun uzun zamandır bir hayalim var; Fas'a gitmek (Burroguhs efekti). Develeri gördükçe burada flaşlar beynimde patladı :D Sübliminal mesaj gibi. Sesler duydum kafamda "Fas'a git, hemen bugün O_o". Develeri sevdiğimi söylemiş miydim peki ? Hayatımda birkaç kere canlısını gördüm ama sevimli gelmişti bana. Kirpikleri, tüyleri, ne bileyim inatçılığı falan :) Binmedim ama. Kıyamıyorum ben :( Sana bol müzikli günler diliyorum Cessie, bitsin can sıkıntıların. Amin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haydaa beni de Meksika'ya gönderecek bu adam, hadi bakalım. Fas'a git gerçekten. Develer hakkında çok ilginç fikirlerim var aslında. Son zamanlarda hayvanlara tuhaf anlamlar mı yüklemeye başladım, ne oldu bilmiyorum. Devede de görüyorum bir tür bilgelik, ama alaycı bilgelik, bilgeliğin çok da sakin olmayan bir türü falan gibi ne bileyim.

      Küçükken binmiştim deveye, şimdi ben de kıyamıyorum.

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;