28 Ekim 2016 Cuma

allah rızası için biriniz kafama falan vurun...


dün selcan'la kızılay'a gittik çünkü selcan hoşlaştığı beyle buluşacaktı, benim de işim gücüm olmadığından, onunla birlikte beklemeye karar verdim. ayrıca arkadaşlar bu günler içindir, hoşlaştığınız oğlanla buluşacaksanız sizi yatıştırırlar yani. eveth. buraya kadar her şey normaldi. yemek yedik. kahve içtik ve selcan falıma baktı. bu arada dolunayda yaptığım büyü de tutuyormuş, size diyorum benim uzmanlık alanım kara büyü diye inanmıyorsunuz... neyse esas sorun, ben kızılay'da yalnız kalınca başlıyor...

dost'a gitmeye karar verdim. hayattaki en büyük sorunuma odaklandım ve dedim ki haydi bakalım karşıma güzel kitaplar çıksın, oruç aruoba mevzusu... sorunumla hiç alakası olmayan kitaplar da yüklenerek dost'tan ayrıldım çocuklar. sonra kendi kendime dedim ki, neden donkişot'a gidip bir bira eşliğinde bu güzel kitapların birini okumuyorum ki? ne harika bir düşünce değil mi? bana da çok parlak göründü ve bu fikri hayata geçirmeye karar verdim.

donkişot'a sağ salim gittim, dışarıdaki tüm masalar dolu olduğu için içerideki masalardan birine oturdum ve kitabımı okuyup biramı içmeye başladım. sigara içmek için dışarı çıkayım dedim ve ben sigara içerken bir oğlan bana çikolata ikram etti. sonra muhabbet etmeye başladık. sonra eşyalarımı alıp onun masasına taşındım. sonrası da yeryüzünün en klasik hikayesi falan işte ayh ne bileyim... şunu da şu an idrak ediyorum, birini yanağından öpmek öpüşmeye ve yiyişmeye giden ilk adım herhalde. ya ben bunu nereden bilebilirim allaşkına, ben insanları yanağından öpünce yanağından öpüyorum. yanağından öpmeme izin verdi diye dudaklarına yapışmıyorum... sonra böyle şeyler oluyor, herkes kendi rolüne bürünüyor, herkes kendi oyununu oynuyor falan. beynimin "cessie yine ne yapıyorsun amınakoyim ya mal mısın acaba?!" dediği bir noktada kendimi oğlandan kurtarıp hocayı aradım. "ev müsaitse size gelebilir miyim kalmak için?" dedim. "gel tabi" dedi, o da blues'daymış, çıkarken haber ver dedi. sonra oğlanla oturmaya devam ettik, osman abi bizi öpüşürken bastı, ahmet tuvalet parçalayayım derken elini kesti... osman abi işveren, ahmet donkişot'ta çalışan çocuk falan onlarla da tanışmış olduk... gecenin sonunda benim oğlanla ahmet kırılan klozeti aşağıya taşıyordu ben de mutfakta kalan bulaşıkları yıkıyordum. el birliğiyle donkişot'u kapattık yani anlayacağınız, bence çok tatlıyım...

çıkışta oğlanla ayrılma vakti geldi tabi artık, hocayla telefonlaştık falan. "ben gidiyorum." dedim, "ben seninle gelmiyor muyum?" dedi. "gelmiyorsun tabiiki, seni hocanın evine falan götüremem." dedim. hiç tanımadığım bir adamın evinde kalamazmışım. "seninle tanışalı da birkaç saat oluyor tatlı çocuk" dedim, "sen bi bana karışma." sonra mal mal tartıştık, ben bir daha görüşmeyeceğimizi ima ettim ve yanından ayrıldım. sakin sakin yürüyorum selanik'e doğru oradan bir taksi seslendi, gideceğiniz yere götüreyim diye. "teşekkürler ama benim yanımda hiç nakit para yok gerçekten" dedim -ki yoktu. "olsun canım, önemli olan insanlık yağmurda yürümeyin." dedi. işte bunlar hep geri zekalı otostop kafaları, "oluuur" diye atladım arabaya. ya sen mal mısın niye biniyorsun elin taksisine te allahım. bir kere altın kuraldır, kendiliğinden duran yanaşan araca binilmez. neyse sonra adam klasik taksici muhabbeti yapıyor, okuyor musun bilmem ne... ben de kısa kısa cevaplar veriyorum, bir yandan da hocaya mesaj attım "hocam ben taksiye bindim, umarım ölmem." diye kfdklfds. adam aradı hemen "cessie neredesin, taksideyim umarım ölmem diye mesaj atmışsın her şey yolunda mı?" diye, sonra beni meşrutiyette bilmemne postanesine çağırdı, oraya gel oradan eve geçelim diye. bu arada adam konuşuyor da konuşuyor, arkadaşlıktan, dostluktan, insan kazanmaktan, birlikte bir şeyler içmemizden falan bahsediyor... bir an o kadar algılayamadım ki, "ikimizin arkadaş olmasından mı bahsediyorsunuz şu an?" dedim. "evet" dedi. "anladım." dedim kjhk. adamın galerisi varmış da hobi olarak da taksiciymiş, canı sıkılınca çıkıyormuş öyle. "evet, onu da anladım." dedim. sonra numaramı istedi, ben de adamı akla mantığa davet ettim "bakın anlıyorum sizi ama, tanışmıyoruz bile, sizce de biraz tuhaf olmadı mı böyle, numaramı istiyorsunuz, bir yerlere davet ediyorsunuz falan?" diye. yok adam dinlemiyor, tutturmuş beni kazanacak, kendini de bana kazandırtacak... verdim numaramı da, o sırada da geldik zaten. "arkadaşımı ekip kendisiyle bir şeyler yiyip içmemi" on kez falan teklif etti. hocayı görünce arabadan nasıl atladım nasıl koşup adamın boynuna sarıldım bilmiyorum, plakasını alacaktım aracın o heyecanla onu da unuttum amk.

sonra hocanın evine gittik. işte başıma gelenleri anlatmacalar, hocanın da kendime sorduğum soruyu bana yöneltmesi (cessie sen ne bok yiyorsun?) benim ağlamam falan fjkksdf sonra da sızdım zaten. şunu da belirtmek istiyorum ki, taksici adem'i de engelledim. işe de gitmedim bu gün, öğlen uyanıp eve geçtim.

bu akşam da caretta partisi var yeeeeeeeeeeeeeeeeeeey aman ne güzel -.-

ya çocuklar, ben bi uğur bey'e gideceğim annemler para gönderince. sıçışlardayım, bok gibiyim, inanılmaz kötüyüm falan ve daha kötü olmaktan da inanılmaz korktuğum için bu salak saçma olayları eğlenceli hikayeler gibi anlatıp ondan sonra kendi içimde acı çekiyorum... kendime kötüyüm evet amk ya demeye başlarsam asla toparlanamayacağım diye de çok korkuyorum, ama böyle yani, kötüyüm. cidden kötüyüm, yine nerede ne zaman ipler kopacak bilmiyorum işalla yine kendimi saçma bi yerlerde bulmam.

3 yorum:

  1. ya baksana içme bira filan dışarda geceleri de barlarda öyle takılma bilmediğin kişilerle dikkat et manyak çok artık, bak sonra üzülüyon da de mi, tamam bak doktoru da unutma, neyse bak taksici manyak biri de olabilirdi valla kaçırırdı olmaz deme oluyor inan ki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay pozitif düşünürsem bi' şey olmaz diye diye yaşıyorum valla. Korkarak yaşamak istemiyorum, hep de söyledim, etrafımdaki insanlar elinde satırla üzerime atlayacakmış gibi yaşayacaksam ne anlamı var yaşamanın. Hiç tanımadığım insanların evinde falan kaldığım oldu, çok güzel de olduğu oldu, çok baydığı da oldu. Ölürsem de ölürüm aman, ölmek de mümkün. Biramı da içeceğim tabii ki.

      Sil
    2. peki tamam iyisin o zaman sevindim :)

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;