19 Ekim 2016 Çarşamba

merhabaaağ çocuklar...

bunu donkişot'un tuvaletinde çektim
hayatım tamamen kontrolden çıkmış gibi görünüyor ama aslında çıkmadı. bu gün mina'ya olan bitenden biraz bahsettim ve önerisi "bir ağaç bulup sarıl" oldu ve bence çok makul bir öneri... dertler bitmiyor, hayat çok zor ama ben iyiyim.

işte cansu'nun olayları benim de canımı sıktı biraz, biraz da evde oturup durmaktan depresyona girmiş olabilirim. o yüzden kendimi dışarılara attım. ebru bu gün tiyatro seçmeleri için okula gidecekti ama araya beni sıkıştırmayı başardı, bir saat falan görüştük. onu taksiye bindirdikten sonra biramı içip kitabımı bitirdim. sonra da soul'dan çıktım.

zeynep'le telefonlaştık görüşelim diye ama sonra görüşemedik. ben de eve gitmek istemiyordum bu yüzden kendime ıvır zıvır aldım. sonunda bordo olduğuna inandığım bir ruj aldım ama değilmiş bordo... sigara pahalı tütüne geçeyim dedim işte of sarmayı da beceremiyorum soğukta... tütünlük, pıtırtılık falan aldım, tütün de aldım.

tabii ki son derece klasik bir kızılay gezintisi olduğu için dost'a girdim, ursula'nın her yerden çok uzakta'sını aldım. sonra kulağımı deldirdim, canım sıkıldıkça bi yerimi deldiriyorum zaten anasını satayım. sonra da donkişot'a oturup kitabımı okumaya başladım.

sonra içim öyle sıkıldı ki annemi aradım... annemi, eveth. hayatımda ilk kez annemle bu kadar olumlu bir konuşma gerçekleştirmiş olabiliriz. kadına -neredeyse- heeer şeyi bir çırpıda anlattım ve o da bana akıl dolu öğütler verdi. paniğe kapılmadı, dehşete düşmedi, üzerime gelmedi. bilmiyorum, şaşırdım, sevindim, her şey birden.

"ruh ikizim benden nefret ediyor, ne yapacağım?" dedim, "bekle" dedi. "anne neredeyse bir ay olacak" dedim, "bir ay daha bekle" dedi. "iki ay çok değil mi?" dedim, "kızım bir ay da beklenir, iki ay da beklenir, bir sene de beklenir. çok değil, seven insan bekler." dedi.  "iyi de ya hiç gelmezse?" dedim, "gelir seviyorsa" dedi. "iyi de ya gelmezse?" dedim. "baktın gelmiyor, sen de dayanamıyorsun, bulursun ulaşmanın bir yolunu mutlaka" dedi. dünya piksel piksel ayrışsa falan bu kadar büyük bir işaret olamazdı herhalde, annemden bahsediyoruz. annem halihazırda sevgilim olan adamları bile unutmam taraftarı olmuştur hep... vallahi kafasına bir şey mi düştü yoksa çocuk benden iğreniyor diye içi ferahladığından mı böyle konuşuyor tam çözemedim ama samimi gibiydi.

sonra yolda düşündüm, belki de banyo köşelerinde kendimi keseceğime anneme sarılıp ağlayabilirmişim. belki de banyo köşelerinde kendimi kestiğim bir dönem olmasaymış, annemle hiçbir zaman bu noktaya gelemezdik. ah anne ah, çabalıyorsun biliyorum, seni deli gibi seviyorum ama yetmiyor, yetemiyor. yetecek bir gün, umarım birimiz ölmeden bir noktada buluşacağız. bu yapayalnızlık bu kaybolmuşluk falan hep sana istediğini veremememle senden istediğimi alamamamla alakalı herhalde. durduk yere birbirimize cehennem azapları falan yaşatıyoruz ama en azından çabalıyoruz galiba.

bu dünyada tek bir insanın bana bakışını değiştirebilecek olsaydım, belki de ender'in benden iğrenişini sabit tuttar, annemin beni kabullenemeyişini siler atardım. belki annemle barışabilsem kendimle de barışırdım ne bileyim.

alın bir de şarkı:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;