23 Ekim 2016 Pazar

olan biten vol.bilmemkaç

cuma günü okula gittim, daha doğrusu işe gittim aslında. aşçı çocuklardan biri gitmiş, başka bir kadın gelmiş. bağırdığımda sesim çıkmıyormuş bir de, kızlar öyle diyor. oradan çıkıp kızılay'a indik kızlarla. beytepe otostopları beni öldürüyor lol. ayrıca otostop demişken cuma günü bizi allahın toki turkuazından beytepe durağına kadar bırakan abiye de buradan bir selam çakıyorum.

her neyse oturduk, kahve içtik, fal baktık. fkndkfs cuma günleri eğlencemiz kahve falı. selcan birli vakitler için bana yine öpücük öngörüyor ve fekat bu kez hoşlandığım biriyle öpüşecekmişim fkdsk hadi inş.

sonra ben kalktım dağcılık kulübünün toplantısına gittim, dönüşte de selcan'la eda'nın (bir yere çökmüş bira içiyorlardı) yanına uğradım. sonra beni felaket bi' şekilde gaza getirdiler ender'i aradım, yine anne sözü dinleyemedim çocuklar. "yavrum sen bunları çok kafana takmışsın bu aralar, sonra konuşuruz" mu?! bu aralar mı?! bu inanılmaz başarılı (!) telefon görüşmesinin ardından biraz çökmüş olabilirim. YA BEN BEŞ AYDIR YATIP KALKIP SENİ DÜŞÜNÜYORUM VE SEN BU ARALAR BUNLARI KAFANA TAKMIŞSIN MI DİYORSUN?! djskdjsajdka ayh. ayrıca bunları kafama takmamalı mıydım gerçekten? normal insanlar takmıyor mu bunları kafaya? benim çevremdeki herkes takıyor böyle şeyleri kafaya? koray'ın kırılmış olmasına ve ender'le arkadaş dahi olamamamıza samimiyetle üzülmek de değil yalnız, gereksiz yere gereksiz bir konuyu kafaya takmak demek. tabi sms bağımlılığından ileri gidemeyen arkadaşlıklarımızın bitmesi konusunda bir insanın kendini bu kadar hırpalaması da yersiz, sms bağımlılığından ileri gidemeyen arkadaşlıklar yüzünden- ayh aynı şeyleri söyleyip durmayacağım allahaşkına. kendime söylemekten de yoruldum, hiçbir şey söylemeyeceğim. teşekkürler çocuklar, teşekkürler türkiye kfsfds.


eve gelir gelmez yattım. kimseyle de bir şey konuşacak halim yoktu. ertesi gün cansu ben uyanmadan çıkmış ev bakmak için, gelirken de bira almış. koca bir kağıda yuvarlaklar çizmişti, onların içine de çizgi film karakterlerini çiziyordu. geçen gece yaptığımız rick'leri duvara astıktan sonra benim için de yuvarlaklar çizmeyi teklif etti, içlerini de nasıl istersen doldur dedi. sonra biralı, rakılı, kuru boyalı hadiseler vuku buldu.

neyse en azından artık buhranlarımı kuru boyalar yardımıyla atlatmayı öğrendim, geçtiğimiz iki senenin böyle bir getirisinin olması da çok tatlı. fkdjskl.

bakalım allahın belası resmi ne zaman bitireceğim, ürettiğim şeylere yaklaşımımın tam olarak böyle olması da çok tatlı fkdns. of, çocuklar ya... yine mi yanıldık diyorsunuz? halbuki bu kez yanılmış olamayız, olabilir miyiz ki? bence olamayız.

dün the huntsman: winter's war'ı izledim, 2016 yapımı bok gibi bir film. aslında çok bok gibi değil. efektler falan çok tatlı, karakterleri de sevdim de hikâyedeki mantık hatası yenilir yutulur gibi değil. henüz avcı'nın avcı olmadığı zamanlar ama her nasıl olduysa pamuk piremses krallığını kurmuş, yakışıklı prensiyle evlenmiş, ayna çalınmış, prens avcıyı bulup aynayı uzaklara götürmesini istiyor falan ama avcı avcı değil, pamık piremses pamık piremses değil ve hiç karşılaşmadılar bile, eveth çok güzel. teşekkürler amerikan sineması, sana da teşekkürler...

gideyim de biraz kitap mitap okuyayım, resim yapmaya çalışayım. size şarkı da bırakayım.




2 yorum:

  1. O resim çizme tekniğini 2016 yaz tatilinden beridir kullanıyorum. Cidden çok işe yarıyor. Hatta derslerde de bir miktar çiziktirip eve geldiğimde içlerini boyamışlığım vardır.

    Bir de şunu eklemek istiyorum. Keşke bizim üzüldüğümüz gibi onlar da üzülse. Biz gerçi üzülmüyoruz da başka bir şey oluyor. Çıkış yolumuzu kendimiz kapatıyoruz. Gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet evet deve çizmek hayatımı falan kurtarmış olabilir fndkfds.
      Öyle de düşünmüyorum, yok yahu kimse üzülmesin, biz de üzülmeyelim. Takmamak gerekiyordur belki de.

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;