2 Kasım 2016 Çarşamba

son olanlar ve diğer şeyler


güç cidden bizimle olsun zira debelenip durmaya başladım yine. geçenlerde ender'e sevimsiz ve biraz öfkeli mesajlar atmış olabilirim. sonra çocuğu engellemiş ve ertesi gün de yanlışlıkla aramış olabilirim. o arama konusunu asla anlamlandıramadık, o beni aramış olsa arayamaz, ben onu aradım desem bilerek ve isteyerek aramadım. umarım bilmeyerek ve istemeyerek de aramamışımdır zira şuursuzluk seviyemi tahmin edemiyor artık insanlar bu olaylar birikince.

o gün nazlı'yla buluştuk, kamptan. cansu ve bölümden arkadaşlarımız selcan ve eda da vardı, sonra işte dedikodular, kahve falı seansları bir şeyler... valla inanıyorum selcan'ın fallarına, tarot kartlarıma da inanıyorum. hiç hurafe diye bık bıklamayın istersem krem peynire de inanırım, bu konuda çok netim.

ya işte bir şeylerin sevimsiz noktalara gelmesini falan sevmiyorum. kendimin böyle noktalara gelmesini hiç sevmiyorum. ya ne bileyim bir avuç insanız, her şey çok basit falan, nereden çıkıyor bu kadar negatif duygu, bu kadar öfke, böyle kırgınlıklar bir şeyler. beceremedik, insan olmayı bir türlü beceremedik.

fatih "caretta dart ekibi" kurdu, ankara'da çeşitli mekanlarda maçlar falan yapılıyor, minik bir turnuva. bu yaz kampa gelenlerden bir ekip oluşturduk yani, biz de katılıyoruz, onu anlatmaya çalışıyorum. ben tabii ki bu olaya da varım amk fjhsj. dün o yüzden blues'da toplaştık, hem bir konuşalım hem azıcık dart atalım diye. EKİP-İNANILMAZ-KÖTÜ. bu gün de ilk maçımıza çıkacaktık.

işte biralar miralar, muhabbetler, oradan saat dokuzda çıkmam gerekiyordu ama cansu'yu yollayıp ben barda kaldım. çünkü malım. ertesi güne yetiştirmemiz gereken proje ödevi falan vardı hey allahım ya. annemler para gönderirse uğur bey'e gideceğim çünkü son zamanlarda hemen her gün az veya çok alkol tüketiyorum, ilaçlarımı da düzenli kullanmıyorum ve yine bu muhteşem davranış biçimim götümde patlayacak. aldığım hemen hiçbir kararı hatırlamıyorum yine, şu an elli tane kitaba falan başlamış olabilirim bu en basiti. dün akşam da "beni dokuzda oradan çıkar" diye cansu'yu tembihlemiştim mesela, kızcağız baktı hırçınlaşacağım beni bırakıp gitmek zorundaydı. o kararımı da hatırlamıyordum, hatırlasam da çok saçma bulurdum kesin. ertesi gün okula gitmeye de çok niyetliydim ama tahmin edebileceğiniz gibi gitmedim.

neyse işte böyle şeyler... valla bipolar mıyım değil miyim hiç bilmiyorum, çeşitli fikir ayrılıkları var bu konuda doktorlarım arasında ama işte bu aldığım kararları hatırlayamamalar, yeni kararlar almalar ve hiç birini uygulayamamalar falan hiç kasıtlı olarak yaptığım bir şey değil onu biliyorum.

o gece şafak hoca bizi (beni, hocayı, kendisini ve blues'da tanıştığım -hocanın dostlarından biri olan- esra'yı) hocanın evine bıraktı. okul da yalan oldu tabi, söylediğim gibi.

esra sağ olsun beni gören her aklı başında insan gibi iki çift nasihat etme gereği duydu. ya ne bileyim, herkeslere teşekkür ediyorum ama ben yine burnumun dikine gideceğim muhtemelen... zeki bir kadın değilim, olma konusunda da bir çabam olmayacaktır diye düşünüyorum. çeşitli oyunlar, insanları manipüle etmeler falan bana göre değil. hem beceremem hem yapmak istemem. esra'ya dedim ki "ben hep, taşıyabildiğim yük bana ağır gelmez diyordum ama, artık biraz geliyor galiba." dedim. "gelir", dedi "ileride daha çok gelir."

hocanın koltuklarında sızıp kaldık. ertesi gün (yani bu gün oluyor) öğlen vakti uyandım ve bir türlü evden çıkamadım. esra temizliğe girişti, sonra pırasa yiyip kısmetse olur izledik. sonunda cansu, selcan ve eda'yla buluşmak için evden çıkmayı başardığımda saat iki falandı herhalde.

bu gün falıma kimse bakmadı arkadaşlar çünkü fincan açılmadı. açılmayan fala bakılmazmış. dedim saçma saçma konuşmayın hurafe bunlar, ben açarım fincanı. açma dediler dinlemedim. açmasaymışım dileğim kabul olacakmış halbuki. önemli değil, son zamanlardaki en esaslı dileğimden şu günlerde vazgeçtim, başkaca da bir isteğim yok. o olsaydı, çok tatlı olabilirdi. o bir dilekti çünkü benim gerçekleştirebileceğim bir şey değildi. geriye kalan her şey bizde, çözeriz.

işte bir dilekten vazgeçmek falan da üzücü, bütün bunların inandığım pek çok şeye bağlanması da biraz zorladı ama neyse ki evrene olumlu mesajlar yollayıp istediğimi alıyorum, konuyla bağlantılı çok tatlı kitaplar okudum. umarım bir gün onlarla ilgili de yazacağım.

her neyse, dün akşamki toplaşmaya yakup da geldi beni ve hocayı görmek için. yakup bana mı yazılıyor, şakalaşıyor muyuz, yanlışlıkla oğlanla flört mü ediyorum en ufak fikrim yok, bunları anlamıyorum. şu sıralar kimseyi istemediğimi biliyorum, azıcık kafamı toparlayayım.

bu akşam dediğim gibi -yazı da çok dağınık oluyor, neyse- ilk maçımıza çıkacaktık ve maç pool bar'da olacaktı ve fekat rakiplerimiz gelmedi. biz de galip sayıldık. gelselerdi, bizi ezeceklerdi bu açık fjkdsjkds. bizimkiler kendileri ile çok dalga geçiyor ama ben şu açıdan bakıyorum, kazanmamızı şans olarak görmüyorum. çünkü siktiğimin soğuğunda ödevleri, okulları, işi gücü bırakıp gittik salak bara ve adamlar maçlarının olduğunu bizden öğrendiler. çok iyi dart atıyorsunuz ama sikinizde bile değil ve ekibinizi de toplayamıyorsunuz, o zaman yenilin anasını satayım. ilk galibiyetimiz hayırlı uğurlu ossun.

şimdi proje ödevini yapacağız yeniden, pizzamızı yedikten sonra. belki bir halloween partiye gitme ihtimali de söz konusu, ne olayım? ben alice olmak istiyorum. bence alice gayet ürkütücü bir karakter fkjhsdkfs.

mevzular böyle, içmeyi bırakırsam toparlayacağım işallah... alın bir de şarkı:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;