6 Ocak 2017 Cuma

olan biten

Pijamalarımı giyip geldim. Anlatacak çok şeyim var, ne zaman olmadı ki?! Ama uzun uzun yazamayacağım muhtemelen. Olsun.

Pazartesi günü Melike'nin doğum günüydü. Aynı gün Görkem Adana'dan gelecekti. Onu unutup kızlara söz verdim, sonra Görkem'in geleceğini hatırladım, sonra da kızlarla buluşmadım, zaten evden çıkmaya da muvaffak olamadım. Akşama doğru Görkem'i durakların birinden alıp eve getirdim.

Vizeleri, Erasmus'la ilgili bir takım meşguliyetleri falan vardı, sabahlara kadar içemedik maalesef. Sabahlara kadar içecek param da yoktu.

Kediyi almak için çıktığımız gün Görkem'le Beck House'a gittik akşam. Gerçekten ama gerçekten bazı şeyler hiç değişmiyor ve sanırım bu güzel. O akşam çakırkeyif olduğumu, çok konuştuğumu biliyorum. Görkem'in "Cessie, ne zaman ne koşulda olursa olsun, kendini kötü hissettiğinde ya da sadece biriyle konuşmak istediğinde, gecenin ikisinde beni arayıp uyandırma hakkın var, ben sana o krediyi veriyorum çünkü hak ediyorsun" dediğini de biliyorum. Bu güzel, cebimde saklayacağım, umarım kullanmak zorunda kalmam.

Madem eski dostlardan bahsediyoruz, buraya bu sabah -aslında öğlen- Büşra'dan aldığım ses kaydını da iliştireceğim. Büşra çok fazla anlatmadı ne olduğunu ama planlarının alt üst olduğunu söyledi, büyük bir kayıp verdiğinden bahsetti. Yüz yüze konuşmak üzere anlaştık. Bu süreçte buralara dadanmış, yazdıklarım onu toparlıyormuş, kucaklıyormuş, iyi geliyormuş. Tam da kelimelerimin hiç bir anlam ifade etmediğine inanmaya başladığım bir dönemde, ne bileyim.

Bir parantez daha açıyorum, çok parça parça bir yazı oluyor ama aklımda da her şey böyle zaten. Dün Frida Kahlo'nun yaşamını anlatan bir film izliyordum, sonra büyük bir öfke ve ilhamla saçımı kestirmeye karar verdim ve bu konuyu Guni'ye danışmaya karar verdim. Kararımı destekledi ama "Bu boy da iyi bence, havalı duruyor." dedi. "Hayır kestireceğim" dedim. "Güzel görünmek istemiyorum artık." "Neden, cevabını çok merak ediyorum" dedi. "Sadece istemiyorum, insanlara öfkeliyim. Artık onların kolayca hoşlanacağı veya sempatik bulacağı bir şey olmaktan sıkıldım." dedim. "Harika ya, seni gerçekten çok seviyorum." dedi. Sonra muhabbet sürdü işte o yaşamından bahsetti, ben kendi yaşamımdan bahsettim ve bu.

Görkem'le aylardır görüşmüyorduk. Büşra'yla aylardır görüşmüyoruz. Guni bana belki de hayatında ilk kez beni çok sevdiğini söyledi ve onunla yıllardır görüşmüyoruz. Bazen böyle olur, bazen koşullar sevdiğimiz insanların yanında olmamıza izin vermez. Araya mesafeler, saatler, aylar ve hatta yıllar girebilir. Gerçek sevgilerin asla boşa gitmeyeceğine inanıyorum, gerçek dostlukların eskimeyeceğine inanıyorum. Ancak gerçek olan hisler zamana ve mesafelere rağmen samimiyetini yitirmez, zaten bu yüzden onların "gerçek" olduğunu biliriz. 16 yaşında tanıştığım bir adam geçen gün bana samimiyetle, öleceğine beni ara uyandır dedi. 15 yaşında tanıdığım bir kadın senin yazılarına tutunuyorum dedi. 4 yaşında tanıdığım bir kız çocuğu da bana 23 yaşımda beni çok sevdiğini söyledi. Elbette baktığımız her şeyde samimiyetsizlik görmeye meyilliysek bu cümlelerin samimiyetini de sorgulayabiliriz ama bu insanlardan biri bu gün bana "Cessie sana ihtiyacım var gel" dese her şeyi siktir eder giderim. Her şeyde samimiyetsizlik görmeye niyetliysek eylemlerde de samimiyetsizlik bulabiliriz tabii... Her ne ise yine hiç okumayacak insanlara hiç okunmayacak şeyler yazıyorum şu an. Tüm dünya samimiyetsizlikten dağılıp dökülüyor olsa bile onu bu küçük anlarla ayakta tutuyoruz işte amk siz ne düşünürseniz düşünün.
şöyle bir şey

Bu gün Görkem başka bir arkadaşının evine geçti, 11'inde Adana'ya dönecekmiş. Cansu erken çıkmış okula gitmiş ama ders iptal olmuş. Ben de saç kestirme sevdası ile Kızılay'a yollandım iki gibi. Doooğru Müslüm'e. Bıyıklarımdan kurtuldum, saçımı kestirdim, şöyle bir şey oldum.

Cansular dolaşırken fotoğrafta üzerimde olan tişörtü görmüşler, Cansu "Bunu Cessie'ye alıyorum." demiş ve almış, geçmiş doğum günü hediyesiymiş.

Kuaförden çıkınca Ebru'yla buluştuk, Cansular da oraya geldi zaten. Yemek yedik kalktık, biz Blues'a geçtik kızlar dağıldı.

Biraz dart attık, biraz oturduk muhabbet ettik. Sonra Seda çıkageldi, Nazlı'yla Blues'da buluşacaklarmış ders notu alacakmış. Nazlı'yı da gördüm ayak üstü, o kalamadı, biraz da Seda'yla oturduk. Yol üzerinden Ebru kendine bitki aldı, biz Addax'a geçtik 20 taleye çok ihtiyacım olan bir hırka aldım ve bu günü böyle kapattık.

Otobüste gelirken dehşet içinde Ender'in şarkısının silindiğini fark ettim. Oturup ağlamaya başlamadıysam bunun tek nedeni zaten üç bin beş yüz yere yedeklemiş olmam olmalı ve bir şekilde yeniden bulacağıma inanmam. Vardır bir hikmeti diyorum ve bu konuyu şimdilik hiç kurcalamıyorum.

Bu aralar hem herkesten deli gibi nefret ediyorum, hem herkesi deli gibi seviyorum. Söyleyeceklerim bu kadar. Şarkı da gerçek dostlara:



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;