2 Ocak 2017 Pazartesi

yeni yıla nasıl girdim


Cuma günü bir buçukta yeni doktorla görüşmeye gittim. param olmadığı için, tedavisinden de fayda sağlayıp sağlayamadığıma çok emin olmadığım için yeni birini buldum. Her neyse, kadın tez yazıyormuş, beni de çalışmasına dahil etmek istedi. Test yapıp duruyor. Hastaneye gittiğimde Gülizar Hanım'ın orada olmadığını söylediler, bir buçuk saat bekledikten sonra kadınla görüşebildim, birden beri hastaneden hiç çıkmamış. Gün çöp yani durduk yere, testi de yapamadık.

Nazlı'yı aradım nerdesin diye, Ceren'le Kızılay'da oturuyorlarmış. Onların yanına zıpladım. Perşembe günü Ender yine benimle tartıştı. Tartıştık diyemiyorum çünkü tartışacak da halim kalmadı gerçekten. "Samimiyetsizliğim bu kadar ortadayken nasıl tırıvırı muhabbet edebiliyor muşum?" Yok çünkü samimiyetsizlik falan ortada. Ben anlatamadım, o anlayamadı. Neyse çemkirdi çemkirdi engelledi. Neyse onu konuştuk kızlarla, sonra kumpir yemeye gitmeye karar verdik. Yolda yürürken bir adamın ayağına çarptım. Yemin ediyorum adama hiçbir şey söylemeseydim yoluna bakacaktı "Çok afedersiniz" dedim insan olduğum için, adam döndü ve "Gözünün önünü görmüyor musun sen?" diye çemkirdi bana. Ay ben de "Özür diledik ya daha ne yapalım?! Yiyeceksin tekmeyi kafana şimdi göreceksin gününü!" diye bağrınmaya başladımf sjhgjksgjfdhj. Zaten tırlatmaya çeyrek var durumda dolaşıyorum tövbe tövbe. Nazlı bir koluma girdi Ceren ötekine, beni kumpir yemeye götürdüler.

Oradan kalkınca sağda solda dolanıyorduk Seda aradı Ceren'i. Çalıştığı yerde yılbaşı için şarap servisi yapacak birine ihtiyaç varmış. Benim de paraya ihtiyacım vardı, gelirim dedim. 10 saat çalıştım 70 papel aldım çocuklar.

O gün Ebru da sinirlenmiş neye sinirlenmişse, geldi o da bana trip attı yılbaşı programımızı sattın diye. Ay hayır beş kuruşum yok diyorum daha açık kendimi nasıl ifade edeyim? Her neyse.

Bütün gün görmüş olduğunuz gibi ayakta dikilip millete sıcak şarap sattım. İki kişi fotoğrafımı çekti, bunlardan biri hipster görünümlüydü. Bir amca fiyatı çok pahalı bulduğu için bana çemkirdi, bir tanesi dalga geçti, sanki fiyatları ben belirliyorum anasını satayım.

İkram değilse istemiyorum diye sonradan cayan mı ararsınız, ben bardak sayısı ile çalışıyorum fazladan bardak veremiyorum dediğim halde bardağımı alıp giden mi istersiniz, her gelen sıcak şarap nasıl yapılıyor diye soruyor, kimisi içinde ne var diyor ayh. Ne bileyim ben nasıl yapılıyor, içinde de tarçın ve meyve var işte alala.

Tunalı'yı kapattılar, akşam iş çıkışıma geldi Ebru. Bir taksi bulup Kızılay'a geçtik. Metroya doğru yürürken havai fişek atmaya başladılar donduk kaldık hepimiz. Her taraf polis kaynıyor, eyvahlar olsun dedim kesin bir şeyler oluyor. Havai fişeklerin havai fişek olduğunu anladığımızda bile titreyerek metroya koşturuyorduk.

Derya Teyze pilav göndermiş her zamanki gibi. Sohbet ettik, pilav yedik, yeni yıla böyle girdik ez olveyz. Ölüyordum bel ağrısı yüzünden bir de.

Ertesi gün ben pilavla olan aşkıma devam ettim, Ebru pizza söyleyecekti. Telefonumu almak için odaya gitti, üç saniye sonra dehşet içinde "Cessieeee! Cessieeee!" diye haykırmaya başladı. Gözümüzü kapatamadan Reina'yı taradıklarını duymuştum zaten. "Eyvahlar olsun!" dedim "kesin birine bir şey olmuş onun haberi geldi!" Koltuktan nasıl fırladım öteki odaya nasıl koştum bilmiyorum. "Ebru" dedim "nooldu?!" "Cessie, Ender mesaj atmış!" dedi. "Allah belanı versin Ebru" dedim. Benim elim ayağım birbirine girdi çöktüm kaldım titriyorum bu yavrum da "Ay Cessie çok özür dilerim, çok heyecanlandım n'apiym" diye beni sakinleştirmeye çalışıyor. Ben kesin biri öldü diye kalp krizi geçiriyorum, beni bir daha arama sorma ben artık yokum diyen Ender efendinin iyi yıllar dileyeceği tutmuş anasını satayım.

Havai fişek atıyorlar elimiz ayağımız titreye titreye metrolara koşuyoruz. Telefona bakmaya cesaretimiz kalmadı. Bilmiyorum hepiniz böyle misiniz, ben böyleyim valla. Canlı mı ölü mü diye sosyal mecradan sevdiğim arkadaşlarımı yoklamaktan sıtkım sıyrıldı. Hepimiz travma sonrası stres bozukluğu yaşıyoruz ülkece ben onu söyleyeyim.

Şarap satarken en az 150 kişinin iyi yıllar dileklerini aldım. Bu koşullar altında da senem kötü geçerse artık iflah olmam herhalde diyordum, yine teröre uyandık anasını satayım. Neyse, yine de 2017 için umutluyum, daha ikinci günden umudumu yitirmeyeceğim.

Bu gün Melike'nin doğum gününü kutlayacaktık, aynı zamanda Adana'dan Görkem geliyor. Onu unutup söz verdim kızlara, sonra yalan oldu tabii. Görkem de aramış duymamışım zaten, şimdi de ulaşamıyorum. Nerede ne yapıyorsa allah bilir.

Ayh içime fenalıklar bastı. Yeni yıl böyleydi işte. Kedi istiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;