22 Şubat 2017 Çarşamba

Apartman Sohbetleri Şalanjı 2-3 ve 4 ve 5


Yine o kadar saçma şeyler yaşıyorum ve bunlara öyle manasız tepkiler veriyorum ki. Pazar günü hava güzel gibi gelmişti bana, külotlu çorapla şortla evden çıktım. Pazar gecesi hocada kaldım, bunu planlamamıştım. Pazartesi sabahı evden erkenden kaçıp okula gittim, gün boyu Kızılay dolaylarında sürttük kızlarla. O gece kendimi yine AŞTİ'de buldum, eve dönebildiğimde salı sabahıydı, saat sekiz dolaylarıydı. Yine bok gibi şeyler yaşıyorum ve müthiş şeyler öğreniyorum. En azından bu saçmalıklardan bir şeyler damıtabiliyor olmak güzel.

Cansu eve taşındığından beri bir rakı-balık yapma fikrimiz vardı. Aylardır asla yapamadık. Günler öncesinden planlamıştık, Seda gelecekti (çeşitli aşk acıları içinde, ben de öyleyim) içip ağlayacaktık. Ben böyle saçma bir yolculuk gerçekleştirince Cansu iptal edelim mi diye sordu ama etmeyelim dedim. Ebru da o gece benimle birlikte perişan oldu tabii, çok uykusuz, beni çok görmek istiyor, o da geldi.

Sonrası şöyle şeyler... Ben yattım, o sırada Cansu markete gitmiş, balıkları almış. Uyandığımda mezeler hazırdı, Ebru gelmişti, Seda odadaki ufak kanepede yatıyordu. Pek ağlamalı bir gece olmadı. Hezimetlerimizden konuşup güldük daha çok. Keyifliydi.

Bir ara Cansu ve Seda yürümek için çıktılar. Mert, Ebru ve ben içmeye devam ettik. Küçük yolculuğum esnasında yaşadığım aydınlanma üzerine küçük bir konuşma yaptım ve ortalığın ağzına sıçtım. Ender muhabbeti de inşallah kapanmıştır artık. Mal olduğum için bir garanti de veremiyorum, seviyorum adamı. Ama artık kendimi de sevme niyetindeyim. Çünkü Cansever'in de dediği gibi anlamak yordu beni çocuklar ve herkes adına bahaneler üretip herkesleri affedip her şeyin acısını kendimden çıkarıp herhangi bir konuda kendime karşı bu kadar acımasız ve katı bir tutum sergilemek de yordu. Bunu da bir yazarım herhalde, kendime not olsun diye.

Gelelim şalanja. İkinci soru, çocukluk eğlencen neydi?
Çeşitli mimlerde ve şalanjlarda kesin bahsetmişimdir, çok yaramaz bir çocuk olduğumu düşünmüyorum. Eğlencelerim de sakin ve kendi halinde eğlencelerdi. Okumayı öğrendiğimden beri bir şeyler okuyup duruyorum, bu var. Küçükken öyküler yazıp resimlerdim bu var. Ağaçlara tırmanırdım, büyüteçle otları, böcekleri, yaprakları incelerdim. Çamurdan pastalar börekler yapardık, pastane açardık. Çizgi film izlerdik her çocuk gibi, resim yapardık. Eğlencelerim böyle şeylerdi.

(3) Yedi yaş pantolonumu bulsanız içinden ya taş ya da ciklet kâğıdı ve çeşitli çer çöpler çıkardı galiba. Çünkü çocukluğumdan edindiğim bir alışkanlıktır, çöplerimi yere atmaktan ziyade "çöp bulunca atarım" diye düşünüp bir yerlerime sokuşturup orada unuturum.

Çocukluk kahramanım kimdir... Bilemiyorum, çok kahramın olmadı galiba öyle. Yine de ilk aklıma gelen Zeyna herhalde, savaşçı piremses.

Prensesleri pek sevmiyorum, küçükken de galiba pek sevmiyordum. Savaşçıları seviyorum zira yaşam karşısındaki tutumum da genel olarak mütemadiyen irili ufaklı savaşlar vermekle bezeli galiba. Şimdi düşününce bakıyorum, durum küçükken de böyleymiş. Mücadeleyi her nedense durağanlığa tercih edip ondan sonra da sızlanmak gibi bir adetim var. Elle tutulabilir hiçbir şey için mücadele etmediğimden, bu irili ufaklı mücadeleler hep çok gereksiz mücadeleler ve dönüp dolaşıp kendimi de incittiğim mücadeleler. Biraz daha büyüdüm galiba, bu mevzuyu da çözeriz.

Kahraman dediğimizde anmadan geçersem kendime çok ayıp etmiş olacağım. Tabii ki en esaslı çocukluk kahramanım Harry Potter'dı. Bizim kuşağın büyük çoğunluğu için de öyledir herhalde.
Bu Hogwarts dünyasında delice sevdiğim bir sürü kahraman vardı. Harry Potter sadece bir isim. Onu aptal bir oğlan olduğu için seviyordum, benim için efsane müthiş bir yanı yoktu. Hepimiz gibi saçma sapan işler yapıp duruyordu, sevimli kılan da bu hepimiz gibi olma haliydi belki...

Ve son soru, saçma bir yeteneğim yok. Mantıklı bir yeteneğim de yok. Yanaklarımı dişlerimin ağzına sıkıştırıp ağzımı balık ağzı gibi yapabiliyor ve dilimi yuvarlayabiliyorum, şayet bunlar sayılıyorsa. 
Bu da şarkı;


2 yorum:

  1. Kendi halinde çocuklarmışız demek :) Şalanjda bunu anladım yani. Sonradan açılmışız ahahaha. Söyle Cem Baba.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay ben hâlâ çok kendi halimde olduğumu düşünüyorum. "Anneme kalp krizi geçirteceğim" endişesi üstümden kalkınca orijinal dengesizliğim biraz arttı tabii, onun dışında çok bir şey değişmedi galiba :D

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;