23 Şubat 2017 Perşembe

Apartmanlı Şalanj 6 ve güçlü kalamıyorum

En sevdiğim bakkal ürünü tartışmasız şu. Biz Guni'yle buna "ağlatan güldüren sakız" derdik. Önce inanılmaz ekşi ondan sonra inanılmaz tatlı bir şey oluyor, hepiniz biliyorsunuzdur. İkinci favorim de galiba ağızda patlayan şekerler.

Bahsettim, çok saçma şeyler yaşıyorum diye. Hep bilinç altıma da yansıyor bunlar. Üç beş gündür rüyamda Ender'i görüyorum. Çok fena patladık, öyle böyle değil, herhalde tamiri de geri dönüşü de hiçbir şekilde mümkün değil.

Bir güzel ağlayamadım, ona yanıyorum. Büyüdüm mü, katılaştım mı bilmiyorum, pek kolay ağlayamıyorum artık. İki sene önce olsa gözlerim yerinden çıkmıştı. Şimdi aman aman bir şey de hissetmiyorum öyle, sadece iç sıkıntısı ve göz devirmeleri falan mevcut. Sinirim geçince belki daha doğal ve normal tepkiler verebilirim.

Dün gece Cansu'yla, önceki gece Ebru ve Mert'le konuştuk. İşte verdiğim aşırı tepkiler, durduğum yerde duramamalar falan beni çok zor durumlarda bırakıyor ama eninde sonunda bir ders çıkarıyorum, ona seviniyorum.

Dedim ki çocuklara: O gece orada, dışarıdan bakan herhangi biri için çok zavallı bir haldeydim. Kendimi zavallı gibi hissetmiyordum ama, aksine tüm bu saçmalıklar, basıp gitmeler falan bana kendimi güçlü hissettiriyor-du. Artık hissettirmiyor. Yanlış insana güvenmiş olabilirim, Ceren'in dediği gibi belki benim büyük hatalarım vardır fark etmediğim, zira hâlâ fark edebilmiş değilim ama bütün bunlar da çok önemli gelmiyor.

O gece orada iki kişiydim. Kendim ve kendim. Size yemin ediyorum yanı başımda duruyordum kendimin. Dedim ki, bu kızın gecenin bu vaktinde buralarda ne işi var Cessie? Sen bu kıza ne yapıyorsun Cessie? Sen bu kıza daha ne gibi eziyetlerde bulunmayı düşünüyorsun?

Şu karşındaki kız 23 yaşında, soğukta götü donuyor ve hiç açılmayacak bir kapının önünde duruyor ve onu buraya sen getirdin. Şu karşında duran kız düşmanını bile böyle bir durumda bırakmaz. Şu karşında duran kız Cessie, kime ne yapmış da sen onu böyle acımasızca cezalandırıp ondan bu kadar nefret ediyorsun?

Cessie, bu kız karınca bile ezmez. Cessie bu kız bir kediyi, bir köpeği başından gitsin diye kabaca itelemez bile. Bu kız hiçbir çocuğa sesini yükseltmiş değil. Bu kız hiç tanımadığı bir adamı bile sırf konuşmaya ihtiyacı var diye, yalnız diye kolundan tutup evine getiriyor ve misafir ediyor. Bu kız kimi (az veya çok) incittiyse acısını çekti. Bu kız değer verdiği veya bir zamanlar değer vermiş olduğu herkesin ama herkesin hâlâ yanında. Bu kız affedemediği herkes için hâlâ kendisine kızıyor, ya da sen ona kızıyorsun. Cessie, bu kızın eline dünyanın en kanlı diktatörünü, en sefil katilini falan getirseler bu kız onun bedenine zarar veremez ve sen de veremezsin. Ama sen bu kızı kesiyorsun, sen bu kızı dağıtıyorsun, sen bu kızın boğazından aşağıya ilaçlar tıkıyorsun. Bu kız birilerini dağıtmamak için sustukça sen bu kıza carlıyorsun, sen bu kızı darlıyorsun, sen bu kızı dağıtıyorsun.

Cessie, sen Koray'ı ardında bırakamadın -ki o seni o kadar kırmıştı ki on gün yemek yiyemedin. On gün yataktan çıkamadın. Cessie, Ender tüm bu süre boyunca yanındaydı ve sen ona olan biteni anlatmadın bile, sırf arkadaş oldukları için, iki arkadaşı birbirine kötülemek istemediğinden. Sen bu adamın peşinde iki sene koştun, o kızı da kolundan tutup sürükledin. Cessie sen Mert'i de ardında bırakamadın ve Mert o kızı çok kırdı, Mert senelerdir o kızı kırmaya devam ediyor. Cessie sen Nohut'u bile ardında bırakamadın. Ki o senin sevdiğin ilk adamdı, ki o senin kalbini korka korka açtığın tek insandı. Şimdi arasa ona da "Öeeh siktir git" diyemezsin.

Cessie, sen bu kızı daha 19 yaşındayken gecenin bir köründe midesine stresten kramplar gire gire İstanbullara sürükledin. Hiç acımadın. Sen bu kızı 21 yaşında, gecenin köründe Tekirdağ'a sürükledin, bu kız başına ne gelecek, karşısında kimi bulacak hiçbir şeyden emin olamıyordu. Cessie sen bu kızı 23 yaşında, kolundan tutup açılmayacak bir kapının önünde saatlerce beklettin. Aferin Cessie Balık, çok güçlüsün. Çok kibirlisin. Burnundan kıl aldırmıyorsun. İnsanlar cesaretine hayran oluyor, bravo.

Cessie, bu kız hiç tanımak istemediği insanları tanıyıp sevdi. Öyle kolpa bir sevgi de değildi, hepsini sevdi, çünkü bu insanların dostlarını sevdi. Bu kız Ender'le tanışmayı hiç istememişti Cessie, bu kız Koray'la güzel bir gece geçirmek istemişti. Sen bu kızın isteklerini savunmadın, çünkü burnundan kıl aldırmazsın sen. Bu kız Akçay'a gittiğinde dağ bayır dolaşacak halde değildi Cessie. Yemek bile yiyemiyordu, her gece kâbuslar görüyordu, daha o sabah küçük bir panik atak krizinin eşiğinde uyanmıştı. Bu kız Cessie, o gece, o otobüste olmak istemiyordu.

Cessie sen hep çok açık sözlü oldun. O kadar çok bağırdın ki bu kızın fısıltılarını duymadın. Cessie sen sevdiğin adamlara seni seviyorum demekten hiç korkmadın, bu kız korkuyordu. Senin pervasızca atıldığın her maceradan bu kız korkuyordu. Senin gözü karalığından bu kız hep korktu.

Cessie, sen bu kızı karşında ne zaman görsen yargıladın. Sen bu kıza hep öfkeliydin. Sen bu kızdan hep nefret ettin. Sen bu kıza aptal olduğunu söyledin, sen bu kıza çirkin olduğunu söyledin, sen bu kızı beş para etmez insanlarla kıyaslayıp yerin dibine soktun. Sen, Cessie, çevrendeki insanlara o kadar acıyorsun ki, bazen kırılıp parçalanmalarından korktuğundan ağzını bile açmıyorsun. Ama bu kıza hiç acımadın. Sen bu kızı paramparça etmekten hiç korkmadın, hatta Cessie hanım, sen içten içe bunu istedin. Sen bu kızın dağılıp yok olduğunu görmeyi deli gibi istedin. Hiç kimseye, asla yapmayacağın şeyleri bu kıza yaptın sen. Hiç kimseye asla vermeyeceğin kadar zarar verdin bu kıza.

Bravo Cessie hanım, sen güçlüsün. Sen gözü peksin. Sen basıp gidersin ve hiç kimseye hesap vermezsin, nereye istediysen. Bu kıza bile hesap vermezsin sen, sana n'apıyoruz biz diye sorduğunda hırçınlaşırsın, kabalaşırsın, öfkelenirsin. Aferin sana. Bu kız aptal değildi Cessie, bu kız çirkin de değildi. Bu kız, senin insan olmanı sağlayan tek şeydi. Bu kız senin göz yaşı dökebilmenin tek sebebi, bu kız senin birini sevebilmenin tek sebebi. İşte bu kız, senin yaptığın her bir saçmalığın acısını çekiyor. Sen pek sağlamsın, eğilmiyorsun, bükülmüyorsun, kırılmıyorsun, bu kız kırılıyor. Bu kız olmasaydı, bir insan olmaktan çok bir canavar olacaktın belki de.

Nohut çok değerliydi çünkü kalbini ilk kez ona açmıştın. Çok sıkıntılı zamanlarında yanında olmuştu. Nohut o kadar değerliydi ki ona yetememe fikri katlanılmazdı, onu kaybetme ihtimalinden de deli gibi korkuyordun. Böyle hissettikçe de hırçınlaşıyordun çünkü Nohut, her sıradan insan gibi, her şımarık çocuk gibi, çekip gitmesinden deli gibi korktuğunu fark ettiğinde seni saçıp savuracak bir insandı.

Mert çok değerliydi çünkü ilk kez bir gece vakti sana anlaşıldığını hissettirmişti. Mert çok değerliydi çünkü birlikte bir kitap okuyup üzerine beş gün boyunca tartışabildiğin tek insandı. Mert, aynı zamanda bu kız dağılıp giderken kendisini evine kapatıp ya da yatakta sırtını dönüp uyuyabilen bir insandı. Bu kız Mert'e asla bunu yapmadı Cessie.

Koray çok değerliydi değil mi Cessie hanım? Çünkü çok zekiydi, çok iyi bir sanat zevki vardı. Çok güçlü bir adamdı değil mi? Koray bu yüzden değerliydi. Koray bu kızın hislerini, bu kız hastanelik olana dek bir an bile umursamadı Cessie. Bu kız, o geceden sonra Ebru'ya şu soruyu sormak zorunda kaldı -ki bu soru Ebru'yu hüngür hüngür ağlattı-: "Ebru, insanlar beni ancak öldüğümde seviyor. İnsanlar beni ancak ben ölürken sevmek zorunda mı?" Çünkü bu kız -hemfikir olduğunuz yegane konu bu olabilir- ölürken yanında kimseyi istemiyor Cessie, o yaşarken insanlara dokunabilmek istiyor.

Ender çok değerli değil mi Cessie? Ender için buraya kaç mazeret sıralayabilirsin? Nasıl da anlaşılabilir geliyor değil mi? Sinirleniyorsun, bağırıp çağırıyorsun, sonra da canı sağolsun amaan diyorsun. Sen herkesi affettin Cessie, sen bu kızı affedemedin. İşte asıl ikiyüzlülük bu.

Herkes bu kadar değerliydi de bu kız neden değildi? Bu kız sana ne yaptı da bu kadar nefret ediyoruz bu kızdan? Çok mu uyumsuz görünüyor, çok mu zavallı görünüyor? Bu kızda katlanamadığın şey nedir? Hisleri olan bir insan olması mı? Yerli yersiz gözleri mi doluyor, seni zor durumda mı bırakıyor? Sen saf mantıkla insanlar için bahaneler üretip dururken o çok içten bir şekilde sadece affedi miveriyor? Ve sen buna deli mi oluyorsun? Çünkü o öfkeden kurtulamayan sensin, o nefret ettiğin kız değil. Çünkü "evet, insanım" diyebildiğin ne varsa, o kızın başının altından çıkıyor.

19 yaşında, 21 yaşında, 23 yaşında yaptığın şeyi 25 yaşında yapmayacaksın Cessie. Bu kızı kolundan tutup başı sonu belli olmayan işlerin içine sürüklemeyeceksin. Bu kızı dağıtmayacaksın Cessie. Bu kızı kırmayacaksın. Bu kız olabileceğin en güzel şey. Bu kızın kırgınlıklarına mızmızlık demeyeceksin. Bu kızı yaftalamayacaksın, bu kızı saçıp savurmayacaksın. Çünkü ne kadar insansan, o kadar borçlusun bu kırılgan ve ürkek kıza. Ona kulak vereceksin ve uzlaşmanın bir yolunu bulacaksınız. Çünkü kendi kaprislerine bu kızı kurban edip durman, hayatının en büyük ikiyüzlülüğü işte, daha önce de söylediğim gibi.

İşte bu, işte bu yolculuktan da bunu öğrendik. Evet, zaten kırılmış bir kızım, evet beni çok kırdınız. Evet, mantığım sizi anlıyor ama affetmiyor ama kalbim size kızgın bile değil. Ve evet, aynı zamanda "Biz kırıldık, daha da kırlırız / kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza" -bu da ikimizin de hemfikir olduğu konulardan biri-

Evet neydi? Ağzıma mı sıçmak istemiştin, öyle bir şeyler miydi? E iyi o zaman you win i'm sadder than you.  Zaten ne ben, ne de kolundan tutup kapına kadar sürüklediğim kız senin daha kötü durumda olmanı istemezdi. Bu konuda da hemfikiriz.

Benim çok canım sıkkın olunca dün Cansu küçük kısa film projesine beni de dahil etti, ilham aldığımız şarkı Soko'dan, vidyo da ilişikte.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;