24 Şubat 2017 Cuma

çeşitli kitaplar

Ankara'ya dönünce itliğe köpekliğe de geri döndüm. Gerçi okulu bitirmekle alakalı falan çok radikal kararlar da aldım, bir teorik derse -derste uyusam da- ve iki laba girmeyi başardım. Bu sırada okuma tempomda da küçük bir düşüş oldu tabii. Ama yine de birkaç bir şey okumayı başardım, onlardan kısaca bahsedeyim...

Ankara'ya geldiğim ilk gün pek gergin, pek sinirliydim. Dost'ta Mert'le Ebru'yu beklerken hunharca şiir kitaplarına saldırdım. Daha önce hiç okumadığım insanların kitaplarını kucakladığım gibi çıktım kitapçıdan. Onlardan biri de Selahattin Yolgiden'in Gittiğim En Uzak Yer Sizdiniz'i idi. Buradaki şiirler aslında güzel şiirlerdi ama galiba beni pek fazla etkilemediler. En sevdiğim dizeler de şunlar oldu galiba:

herkes bir sebepten ölür,
sorun değil bu
asıl sorun yalnızlığından
kaçmaları bazılarının


Çünkü doğru tabii, herkes bir sebepten ölür, herkes deli gibi yalnız. Herkes kendinden kaçmak için bir köşe bir bucak arıyor. Bütün bunların acısını da hep beraber çekiyoruz, bedelini beraber ödüyoruz falan. Aman ne diyeyim, öyle olsun!

İkinci kitap, Hakkâri'de Bir Mevsim. Lise yıllarında hep beraber kitap fuarına gitmiştik Adana'da. Sel standına da uğramıştık Ayşe'yle. Standda çalışan kız bizi kıstırmış, beş saat Ferit Edgü'den bahsetmiş, ne kadar kıymetli bir yazar olduğunu söylemiş ve "okumasanız da böyle birinin var olduğunu bilin." diyerek tiradını sonlandırmıştı. Onun bu heyecanı ve hevesi pek etkiledi tabii ikimizi de ama alınacak başka kitaplar vardı o zamanlar. "Tamam, muhakkak okuyacağız bir dönem!" diyerek oradan ayrılmıştık. 

Galiba geçen yıldı, veya önceki yıl, anımsayamadım, bir öykü kitabını okumuştum. Kaleminin kuvvetli olduğunu fark etmiş olsam da öyküler de beni pek etkilememişti. Sonra ne yine Eren'in youtube kanalında bir videoda bu kitabın da bahsi geçti ve artık okumanın vaktidir dedim. Adana- Ankara yollarında, otobüste gerginlikten gerginliğe sürüklenerek, pek ağlamaklı bir ruh hali ile okudum kitabın ilk yarısını. Sonra araya başka olaylar girdi, bir süre öylece kaldı. Sonra da biraz koptum galiba kitaptan.

Benim ruh halimle mi alakalıydı bilemiyorum ama başta çok etkilenmiştim, yazarın kelimeleri bana dokunmuştu. Ama sayfalar ilerledikçe nedense bir samimiyetsizlik sezmeye başladım, belki de çok içten bir metin de bana öyle geliyor, bilemiyorum. 

Kitapta bir kaptan var, gemisi batmış ve kendisini dağ başında bulmuş. Kim olduğunu hatırlamıyor, kendisine ve yaşamına dair hiçbir şeyi, yüzünü dahi hatırlamıyor. Hakkari'de bir köye düşmüş yolu, nasıl olmuş bilemiyoruz. Köyün muhtarı orada çocuklara Türkçe öğretmesini ve öğretmenlik yapmasını rica ediyor, bizim kaptan da yapabileceği başka bir şeyi olmadığından kabul ediyor. Ve buradaki çocuklarla, diğer köylülerle ilişkisine tanık oluyoruz bir nebze. Açlık, sefalet, hastalıklar, hiç sebepsiz ölen insanlar, kardan kapanan yollar vesaire... Çaresizliği onunla birlikte biz de soluyoruz. Tabii küçük bunalımlarına, hezeyanlarına da tanık oluyoruz.

Verilen bir savaş var ortada. Ölüp giden çocuklar var, kaptanın kendi ölüm korkusu ile çatışıp durması var. Yalnız bu savaş temelde sağlam anlamlandırılmış ve istekle başlanmış bir savaş değil, mecbur olunduğundan ortasında olunan bir savaş. Bu nedenle de yardımcı olma arzusu alev alev yanmıyor, coşkudan çok derin bir melankoli hakim. Bu, genel olarak pek hoşlandığım bir şey değil. Yine de pek ilginç bir kitap. Bir bakabilirsiniz.

Bahsedeceğim üçüncü kitap, yine bir şiir kitabı. Şükrü Erbaş'ın Pervane'si. Kucakladığım şiir kitaplarından biri de buydu. Daha önce de hiç Şükrü Erbaş okumamıştım. Bu şiirleri ötekilere nazaran daha çok sevdim. Biraz da gönül meselelerinde çokça sıçıp batırdığım, kalbimin pek kırgın olduğu bir ana denk geldi, o duygusallıkla daha bir etkilenmiş olabilirim.

Geçenlerde Ender "zaten kırılmış bir kızsın" dedi. Hani demeye çalıştığı galiba şöyle bir şeydi, "zaten kırılmış bir kızsın, bir miktar da ben kırayım, seni bozmaz." Ben de dedim ki "Evet biz kırıldık, daha da kırılırız / kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza" Bu dizeler Cemal Süreya'ya ait. Ertesi gün kitabın içinde lök diye karşıma çıkması da pek hoş olmadı, yaşamın garip tesadüfleri işte.

İnsan yaşıyorken sever kendini
İnsan yaşıyorken öldürür

diyor Şükrü Erbaş. Kaç kere öldük, kaç kere sevemedik kendimizi, kaç kere "dünya omuzlarımızda yükseliyor" falan dedik bilmiyorum ama bütün bu buhranlarda, tüm bu parçalanışlarda falan ben de bir miktar yaşam ibaresi görüyorum. 

Ey gövdede çiçeklenen zaman
Kendini sevmeden kimseyi sevemezmiş insan

diyor.

Yeni bir büyümedir bu, acının bile yaşama gücüne, dünya bağışına dönüştüğü.
(...)
İnsanın kendi sesinden daha dokunaklı ne olabilir bu kalabalıkta...

diyor.

Üç gün akıllıysam beş gün deliyim
Şimdi herkesi unuta unuta
Yüz bin yalnızlıkla bir kalabalık büyüttük

diyor.

İşte insan kendinden bir şeyler bulunca daha çok seviyor, daha çok inciniyor. Üç gün akıllıysam beş gün deliyim, kimseleri unutamadan kocaman bir yalnızlığın içinde oturuyormuş gibi hissediyorum. Sizler beni unuttunuz, iyi ki de unuttunuz çocuklar, aksini istemezdim. Bu beni biraz kırmış olsa da biliyoruz ki biz kırıldık, daha da kırılırız...

Bahsedeceğim son kitap Pamuk Prenses, Donald Barthelme'in. Bu yazar kimdir, necidir hiç bilmiyordum. Amerikalı, postmodernist kısa öykü ve roman yazarı imiş kendileri. Kitabı da Siren'in sitesinde dolanırken gördüm. 

TIME koca koca "Mizahla ışıldayan, absürd bir roman." demiş. Yani modern bir Pamuk Prenses masalı okuma fikri hoşuma gitti benim de. İşte şey diyor tanıtımda da "hepsi bir arada, tam iki adam edemeyen, yedi çalışkan adam. Gözü kendisinden başkasını görmeyen sözde bir prenses." Ben mi malım, böyle bir Pamuk Prenses yorumu size de ilgi çekici gelmiyor mu bilmiyorum ama müthiş bir hayal kırıklığı oldu kitap benim için. 

Ya işte Pamuk Prenses'in cücelerle duş seansları var, bir yandan bunu toplumdan saklama kaygısı var. Cücelerin kadına duyduğu hastalıklı aşk var, hepsi kendisine istiyor, hiç kimse kendisine ait olamayacağını biliyor. Pamuk Prenses'in saçlarını pencereden sarkıtıp savuruşu falan var, bitmek bilmeyen bir bekleyiş var. Beyaz atlı prens bir türlü gelemiyor, zaten o çağda at da yok ayrıca. Bana komik gelmeyen ve argoya kaçan söz oyunları var... Ne bileyim mizahla ışıldayan hiçbir şey göremedim kitapta. Minicik bir kitap olduğu için, başlamışken bitireyim diyerek birkaç saatte bitirdim ama dediğim gibi, elimde kalan bir avuç hüzün ve keder... 

Şimdi Kırmızı Pazartesi'ye başladım. Rakı-balık gecesinden kalan bulaşıklar hâlâ duruyor, akşam Melike ve Selcan gelecek, ev boş bira kutuları ile dolu... Yarabbim son on gündür falan mütemadiyen içiyoruz yine galiba ve bu pek hoş değil. Şimdi kalkıp Mert'le evi temizleyeceğiz. Sonra duşa girerim. Kızlar akşam bana belki fal bakarlar, belki ağlamaya muvaffak olurum. 

Her şey öyle beklendik ki şaşkın bile değilim allahım. Size bir de şarkı bırakayım:

2 yorum:

  1. Pamuk Prenses'i merak ediyorum ya bir şans versem mi her şeye rağmen ? :/

    Bu şarkıyı çok severim. Fakat albüm bu şarkı kadar iyi değildi.

    İyi haftasonları olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya ben hiç ama hiç sevmedim. Çok iyi bir hafta sonu olmayacak galiba, bakalım...
      <3

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

  • YARIM HAYAT - Dünya hayatı kısa bakarsın Rabbim beni yanına alır bazen diyorum Rabbim beni yanına al. Hayat kısa biz kimseyi kırmamaya çalıştıkca biz kırılıyoruz ve şu...
    9 saat önce
  • Denemeler - 7 - -I- Beni var eden ya da başka bir deyişle varlığımın tozlu sayfalarının arasında gezinirken, harcadığım zamanımı anlamlandıran tüm kelimelerin; tozlu kı...
    12 saat önce
  • Röportaj: The Radio Dept. - 1995’te kurulan İsveçli shoegaze, dream pop grubu The Radio Dept. ismini bir benzin istasyonundan aldı. Politik duruşlarıyla tanınan, Pet Shop Boys esint...
    1 gün önce
  • KOKULAR* - Öğleden sonra boyamı ve kitabımı yanıma alıp kuaföre doğru yola koyuldum. Onlarca kere yazdım, bir kere daha yazacağım, bu kadar çabuk uzayan saçlarımdan d...
    1 gün önce
  • fakat müzeyyen bu derin bir uyku. - hellö okuyucu! sana şu an iki haftadır kesintisiz dört saat uyumuşluğu olmayan beyazı yerini kan kırmızıya terketmiş gözlerimle bakıyorum. hayır, bi hayl...
    1 gün önce
  • Roskilde, Danimarka - Müzikle biraz ilgiliyseniz Roskilde adını muhtemelen daha önce çok kez duydunuz. Roskilde diye internette arasanız 50 bin nüfuslu şehrin kendisinden ziyade...
    2 gün önce
  • Yok - Yazamıyorum dostlar, yazıp yazıp siliyorum. Bana ne oldu böyle bilmiyorum. Aslında çok sinirliyim, aynı zamanda da değilim. İki şehrin hikayesi gibi bir öy...
    3 gün önce
  • Tarla Kuşları - *"Konuşmak yalan söylemektir."* William Burroughs'a atfedilir ifade. Kim söylemiştir inanın ilginemiyorum. Fakat sözün doğruluğu önemli. Sözcükler hiçbir z...
    6 gün önce
  • Bu da geçer, alışmalısın alışmalısın Vişne - Günler yine birbirinden habersiz geçip giderken yine hiçbir şeye yetişememenin verdiği telaşla sürekli bir yerlere koşuşturuyorum. Şu sıralar hayatımın ar...
    1 hafta önce
  • sefiller - *victor hugo* akıllı insan azla yetinerek yaşar. şatafatlı hayattan hoşlanmam. sırmalı, işlemeli elbiseler giymedim hiçbir zaman. kötü şekillenmiş ruhlara ...
    1 hafta önce
  • Senin Sevdiğin mi, Seni Seven mi? - "Spotim ne zamandır platonik aşık olmuyor?" diyen biri oldu mu içinizde? Olduysa şunu söyleyeyim tam bir aydır platonik aşıktım. Ama ne oldu? Şimdi içimde...
    1 hafta önce
  • Hayır Canım Ne Domol'ü? - Birbirimize ağrıyan yerlerimizden bahsetme yaşına geldik. Şikayeti olanımız dev bir "AOOOAAAA HEMEN YARIN DOKTORA GİDİYORUZ!" korosuyla karşılanıyor, koroy...
    1 hafta önce
  • - odanın kapısını yumruklamak, duvarlara elime ne geçerse fırlatmak istiyorum. sonrasında belki camdan atlarım. evim dördüncü katta, sürtüklerin meskeni bir ...
    3 hafta önce
  • - "İyi düşünürseniz iyi olur." Peki ya kötü düşünürsem? "Kötüyü çağırmayın." Ya istemeden çağırırsam? İyi düşünmeye çalışırken, kovmaya uğraştığım kötü düşünce...
    3 hafta önce
  • Apartman Sohbetleri ve Bir Mim - İş yoğunluğumdan üzerine düşünüp yazamadım. Hepiniz yaptınız, sincice arkadan okudum, çok eğlendim. Ben de bir yolunu bulup, blogspot ahalisi ve özellikl...
    4 hafta önce
  • Bu bir dönüş yazısı diil - Buralar ciddi anlamda issizlasti. Bu bir donus yazisi degil cunku hala bilgisayarimi yaptirmadim. Bu kisa yaziyi da telefonumdan yaziyorum. Ingilizce kilav...
    5 hafta önce
  • Şarkı boyunca gözünü kapat dedi çekik gözlü kadın. - ... https://www.youtube.com/watch?v=ZKuF5ElELgU . bir lunaparkın ortasındayım, hiçbir şey dönmüyor. . yeşil bir bahçede kurumuş bir saksı çiçeği gibiyim, izl...
    5 hafta önce
  • zeytinyağı ve zamanlama hatası - Zeytinyağına ekmek banıyorum. Neşeli müziklere neden acıklı sözler yazıyorlar bilmem. Aylardır gidip geldiğim yol üzerinde güvercinlerin yayıldığı bir arazi...
    1 ay önce
  • 08 - geçmiş ne acayip bir şey. eski fotoğraflara bakarken zaman hiç geçmemiş gibi hissediyorum. bir kaç gün önce oldukça sarhoşken yazdıklarım nerede bulamıyorum ...
    2 ay önce
  • #17 çelınc / soru:17 - soru on yedi diyor ki: 2017'de olmasını çok istediğin bir şey. çelıncı başlatırken, soruları seçerken falan cevapları hakkında pek fikrim yoktu aslında. ç...
    2 ay önce
  • Ocak'17 - Buraya çok nadir uğrar oldum. Takip ettiğim blogların yayınlarını bile açıp okuyamıyorum. En azından blogum boş kalmamış olur diyerek meydan okumaya katıl...
    2 ay önce
  • YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı! - [image: haydar-colakoglu-yolo-uygulama] *Ulaşımda En Pratik Yol O! sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için ger...
    4 ay önce
  • Taşra ve Vampirler - Köy yaşamı ne güzeldir değil mi? Yeşillikler içinde, sessiz sakin, herkes birbirini tanır, birbirine destek olur... YANLIŞ! Köy yaşamında sükunet, roll...
    7 ay önce
  • Elveda Ayın Aydınlık Yüzü - Evet, blogumu taşıyorum. Altı yıldır yüzlerce anı, duygu ve düşüncemi aktardığım bloğum artık Önüm Arkam Kitap ismiyle yoluna devam edecek. Sadece isim ...
    7 ay önce
  • sen en güzel tutkuydun şimdi de en güzel vedasın - Ben bu bloga veda etmiştim biliyorum ama hikayesini hep burada anlattığım adamla sonumuzu anlatmadan gitmek istemedim.Okuyun bunu çünkü sanırım ilk defa...
    7 ay önce
  • Film: Eagle vs Shark - *-Eagle vs Shark-* *Dir: Taika Waititi* *-2007-* Eagle vs Shark, toplum tarafından dışlanmış, asosyal diyebileceğimiz iki karakterin birbirleriyle tanışmas...
    11 ay önce
  • BOWIE ŞARKILARIYLA EFSANELEŞEN FİLM SAHNELERİ - "We can be Heroes, just for one day" sözleriyle aklıma kazınan ve yapılmaya çalışılanın aksine ölümüyle değil, yaşadığı zaman yaptıklarıyla efsane olan ...
    1 yıl önce
  • ♥ ♥ ♥ - Bu günün şarkısı Şebnem'den "hoşçakal" olsun... Daha yaşanacak ve yazılacak çok şey var. Ama bundan sonrası kendime kadar... Bugüne kadar yaptığınız tüm güz...
    1 yıl önce
  • affet beni nolaaarr - kocaman sevgiler kucak dolusu öpücükler benim canım canım canım arkadaşlarım; öncelikle, ben samsunda kyk da kalıyorum ve bu yurt yeni yapıldı o yüzden int...
    1 yıl önce
  • ups & downs - *Ocağı ve şubatın ilk haftasını dışarıya -neredeyse- kapalı olarak geçirdim.* Bu durum yine çaktırmadan "kafa" oluşturmuş bende. Dışarıya çıkıncı fark ett...
    1 yıl önce
  • something in the way - taşınıyorum-uz. annemle. buraya iki aydan uzun süredir uğramadım ve şu an konuşabileceğim başka bir yer yok gibi. (*17 Ocak 2016 - 02:36*) cevap beklemiyo...
    1 yıl önce
  • Romantik Komedi - Bu aralar romantik komedi filmlerine taktım. Hepsine bayılıyorum! Bu filmleri izlemek insana mutluluk veriyor. Fazlasıyla eğlendiriyor. Ve farkettim ki izl...
    5 yıl önce

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;