21 Mart 2017 Salı

biramızı bitirdik, bi' istanbul'a gittik geldik ve bir kitap.



geceden
  • şuraya iki satır yazasım yok, o yüzden maddeler halinde ilerlemeye çalışıyorum. son yazıda söylemiştim zaten bi' istanbul'a gideceğiz diye. kaldığım yerden devam edeyim bari.
  • cuma akşamı büyük ev ablukada konseri vardı, biz teee kaç zaman öncesinden bilet milet almıştık hazır paramız varken alalım biletleri de, modumuz düşük olsa da gideriz, yalan etmeyiz diye. 
  • o gün okula gitmedim, mert'e iki kez fal baktırdım, evden bir türlü çıkamadım. bu gibi şeyler oldu. nadas'ta kızlarla buluştuğumuzda konsere yarım saat vardı, bu yarım saati bir bira içerek değerlendirdim.
  • tabii ki geç kaldık. hemen başlamazlar diye düşünmüştük ama hemen başlamışlar, koltuklarımıza bir takım insanlar oturmuş. biz de kolonun ardındaki merdivenlere tünedik. buradan bartu'ya sesleniyorum, biz kolonzedeleri de konserde andığın ve bize ayaküstü bir şarkı yapıverdiğin için minnettarım gerçekten kendi adıma. sonra usulca yere doğru indik, keyifliydi, güzeldi, yorucuydu. elli kere söyledim, güneş yerinde ise her şey yolundadır tabii. ne trafiklere neden oldu o şarkı, bilmiyorsunuz bunları fjshdkjfds ama başka bir tane bırakayım. (aşağıya bırakamadım bir türlü, en üstte.)
  • oradan tekrar nadas'a geçtik. biraz da orada bira içtik, benim sırtımda koca çanta, istanbul'a geçeceğiz ya. bilet milet de almadık, benim taktiğim şu böyle durumlarda, daha önce de söylemişimdir, otogara giriyorsun, mal gibi dikilip birinin seni bulmasını bekliyorsun. yine öyle yaparız diye düşündük. 
  • ben istanbul'a gitmekten cayıp, nadas'ta sabahlamaya meylederken cansu uyardı kjfhdskfds. 
  • taksiye atlayıp aşti'ye geçtik, mal gibi durduk ve birinin bizi bulmasını bekledik gerçekten. sağolsunlar "kahta turizm"den birileri bize bilet kesti, ikimizi tek adam saydıkları için, eve gidecek olsak taksiye vereceğimiz paradan daha az bir paraya istanbul'a gitmiş olduk. 
  • sabahın köründe indik, her yer kapalıydı. bulduğumuz ilk börekçiye çöküp kahvaltı ettik, zavallı begüm hasta yatağından kalkıp bizi almaya geldi. 
  • begüm ve kuzeni seda ile 2015 yazında kampta tanışmıştım. seda'yla çok uzun süredir görüşmüyorduk, begüm'le bu yıl kampta yine görüşmüş olduk. ne begüm'le ne de seda'yla 2015 yazında çok bir muhabbetim olmadı. begüm'le bu yıl adam akıllı konuşabildim. hemen seda'ya aşk acılarımı anlat- skjhkjd tamam. 
  • cansu yattı, begüm yattı, biz seda'yla onun odasına geçtik. bir yandan odayı toparladı, bir yandan sohbet ettik. beni çok seviyormuş, benim enerjimden çok hoşlanıyormuş, şok oldum tabii. nedense hep seda'nın bana sinir olduğunu düşünmüşümdür. "sen" dedi "insanların hayatını etkiliyorsun." eğer bu gerçekse, hayatını etkilediğim kim varsa özür diliyorum çocuklar, benden ne hayır gelir çünkü dkjkf. "senin arkadaşlığına alışmış olsam ve sonra sen benimle görüşmek istemesen bu beni çok üzerdi" dedi. ay ne bileyim, şaşırdım, diyorum ya. 
  • seda'nın uçuşu vardı, biz de yattık o yüzden. sonra begüm uyandırdı. biraz toparlamış kendini, cansu da uyanmış, hazırlan da çıkalım dediler. ben de hazırlandım. 
  • yanılmıyorsam beşiktaş'ta bir yere oturduk, sonra cansu'nun liseden bir arkadaşı geldi (sera). biraz sohbet ettik, bira içtik, sonra kahve içmeye başka bir yere geçtik. ondan sonra da eve döndük.
  • begüm mumlu falan çok hoş bir ortam hazırladı. cansu kahve falı baktı evde bize. bu aralar ne zaman falıma baksa uğursuzluk ve musibet görüyor. "ay" dedim "başıma gelmeyen kaldı mı allasen, daha ne olabilir. senin psikolojin bozulmuş, gayet stabil şu an hayatımız, neden durduk yere musibet çıkarıyorsun başımıza?" ay bir süre kızcağıza elleşmemeye karar verdim. 
  • ertesi gün evden çıkmadık. zaten hava kapalıydı, soğuktu, ben üşümeye üşeniyordum. begüm hastaydı, cansu'nun modu düşüktü. evde dolanıp durduk. gece de otobüse bindik. 
  • otobüste yanımda oturan kız çok tuhaftı. akıllısı çünkü beni asla bulmamalı. montunu kafasına kadar çekip kendi kendine pıs pıs bir şeyler söyledi durdu. paranoyak abla'dan sonra biraz korktum bu da tacize uğruyorum diye bağrınacak diye ama sonra ayakkabılarını çıkarıp ayaklarını toplayıp uyudu da ben de rahatladım. ben de kendi koltuğuma kıvrılıp uyudum. 
  • sabah doğruca okula geçtik. çünkü lab vardı. kahvaltı ederken hocayı gördüm, hemen yanına koşup sıkıştırdım, arazi mi yapacağız labda mı olacağız, ders kaç saat sürecek diye. çok sürmedi ders, sonra eve geçip yattık.
  • uyandığımda sağ gözüm şişmişti. cansu sarımsak sürmemi önerdi. daha o sabah metroda kocakarı ilaçlarının çok mantıklı olabileceğine karar verdiğimden sürdüm sarımsak. bu sabah uyandığımda daha da şişmişti gözüm, şöyle oldu bakınız. ben de yine sarımsak sürdüm. acıyor biraz, biraz da kaşınıyor ama şu an bu halde değil, bayağı indi. ama bunun sarımsakla bir ilgisi var mı yok mu bilmiyorum, o yüzden gözünüzle alakalı bu gibi durumlarda bence siz yine de doktora gidin... 
  • kütüphaneden bir kitap almıştım, bir sabah uyandığımda yoktum - ışıl kocaoğlan. zannediyorum bir ilk roman bu. tee kaç zaman önce görmüştüm de okumaya niyetlenmiştim. iyi ki para verip almak yerine kütüphaneden almışım zira yüz sayfalık kitap bitmedi günlerce. bitiremedim yine, bir puan verdim ve bıraktım.

    iletişim'i çok tebrik ediyorum, müthiş merak uyandırıcı bir arka kapak yazısı ile sürmüş kitabı piyasaya. müthiş bir öykü okuyacağınızdan şüphe etmeksizin alıyorsunuz kitabı elinize. üç sayfa okuduktan sonra acı gerçekle yüzleşiyorsunuz ama inanmak istemiyorsunuz. devam ettikçe de hüsranınız artıyor.

    hıhı tüketim toplumu evet. evet, plazalar, iyi maaşlı işler, beyaz yakalılar evet. evet aşkın da içini boşalttık hıhım. doğru aile ilişkilerimiz de sıçmış durumda. çok yüzeysel yaşıyoruz çok doğru. evet doğadan da koptuk, evet hep vahşi kapitalizm bunlar. hıhı, çok haklısın evet modern insan büyük bir var olamayış problemi ile karşı karşıya... çok doğru tespitler, yani şu zamana kadar o kadar çok konuştuk ki bunları, herhangi bir insan düşünmeden altına imzasını atar zaten. bu kadar klasik bir muhabbeti çok yeni bir şeymiş gibi o yavan cümlelerle bize tekrar satmaya kalkmanızı falan ayakta alkışlıyorum gerçekten... yazar bu kitabı kendi dilinde yazmadı mı bir de? hani kötü bir çeviri gibi tüm roman... dediğim gibi, yavan, samimiyetsiz.
  • bu gün okula da gitmedim, mal gibi evin içinde dolandım tüm gün. levent abi, blues'a board bırakmıştı bizim için sağolsun, cansu uğramış onu almış. üst kattaki komşu yine tepiniyor, boardı duvara nasıl monte edeceğimizi çok merak ediyoruz, şunu dinliyorum:




2 yorum:

  1. Ay nasıl da şansız bir şekilde çamaşır makinamın bozulup evin ağzına sıçılması senin İstanbul'a gelişine denk gelmiş olması felan bok gibi bir Pazardı. Acaba minnoşu görsem bir nebze iyi gelir mi diye düşündüm sonra baktım 4 makine çamaşır yıkayıp yerleri silmişim. Ceset gibiydim. Üzüldüm. Görüşemedik.
    Göz olayını ben yıllarca çektim. Nedenini hiç bilemedim. Bir gün göz doktoruna gittim. Göz kapağımdan bir şey kesip aldı. O gündür bir şey yok. Bir kez olunca %100 tekrar ediyor. Lisa ergenliğimin kabusudur. Acayip üzülürdüm. Neyse, geçmiş olsun bu da böyle bir anıydı işte.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet görüşemedik, ben de biraz üzüldüm. Biz de evde oturduk o pazar. Bizim için de biraz talihsizdi, Begüm çok hastaydı :)
      Ay umarım tekrar etmez, sarımsaktan mı bilmiyorum ama üç günde geçiverdi. Teşekkür ederim <3

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;