17 Mart 2017 Cuma

güzel kızlar, dart maçı, bir minik yolculuk

şu
  • şunu görür görmez, "aha da mevzu bu" dedim. ondan aylar aylar aylaaar önce de koray'a demiştim ki "ben howl's moving castle'daki cadıyım, insanların kalbini yiyerek yaşıyorum!" eyi bari birilerimiz en azından bir parça dürüst.
  • pazartesi günü okula gittim sabahın köründe, gece de uyumamıştım. ders yokmuş. mail grubu açtılar ders iptallerini haber vermek için, mail falan gelmedi bize. gerekçe şu: cuma günü hoca derste söylemiş. e cuma gitmedim ben derse? gitmek zorunda da değilim? bu "herkes arkadaşına haber verir" hadisesi de çok ütopik, olmuyor çünkü öyle şeyler.

    kütüphaneye mert'in kitaplarını bırakmaya gittim, gitmişken kendime güzel kitaplar seçtim falan. ceren girdi koluma, bölümün oraya doğru sürükledi beni, bölümün iğrençliğinden falan bahsettik, pasif agresif bir isyan gösterisi olarak bağıra bağıra "işte" dedim "bunlar hep benim uykumdan çalınan zamanlar! geldim ders yokmuş, ders olsa sanki bir şey öğrenecektim, o da ayrı konu." 
  • salı kızlarla kızılay'daydık. birkaç gündür benim nasıl bir "acımasız, şerefsiz heart breaker" olduğumu falan konuşuyoruz, her şey dönüp dolaşıp benim götümde patladı ahahahaha. adamın yaptığı her şey normalmiş, suçlu benmişim.
    hayır ben insanların hislerini, düşüncelerini nereden bilebilirim? asgari düzeyde empati yetim var ve o da bana kadar var, müneccim de değilim. zaten bu muhabbet de hep bizim kızların ponçikliğidir diye düşünüyorum, kimsenin bir üzülmüşlüğü, bir kırılmışlığı var gibi gelmiyor.
    ayrıca da ben her zaman böyle olmuşumdur, bir şeyler kafama geç dank eder, dank edince gidip söylerim, beyler de kabul eder yani, nereden bilebilirim ben böyle olacağını aman. 
  • selcan'ın hoşlandığı bir bey var, biz ona hans diyelim. böyle ne bok yediklerini kendilerinin de bilmediği bir iletişimleri var. oğlanın da bizim kızla ilgilendiğine dair çok yüksek şüphelerimiz var ama bizim kız birinden hoşlanınca şuurunu kaybettiğinden (hepimiz gibi) oğlana yanlış sinyaller verip duruyor.
    neyse, masada oturuyoruz, selcan hans'la ilgili bir şey anlatacak, heyecanla cansu'nun metal çakmağını eline aldı veee- yanlışlıkla kendi suratına fırlattı. çakmak ağır çekimde havalandı, süzüldü ve selcan'ın ameliyatlı, minik, güzel burnuna çotank diye çarptı. bunun şoku ile selcan da yerinden fırladı ve kendini arkaya doğru attı. dakikalarca buna güldük, kelimelerim kifayetsiz, anlatımım yetersiz. video olacaktı da izletecektim, hep beraber gülecektik. 
  • birbirimizin sevdiğimiz ve sevmediğimiz yönlerinden bahsettik. şimdi sorsanız, ben çoğunu hatırlamıyorum bile ahahahah. kendime sorduğumda da zaten kızların öyle sevmediğim aman aman bir özelliği yok, "bu özelliğini hem seviyorum, hem sevmiyorum" diyebileceğim bir takım şeyler olabiliyor. öylece kabul ettiğimden hepsini, çok eleştirel de yaklaşamıyorum zaten. 
  • bir ara yine dolunay vardı, yine büyü yaptım fjshkjfs. bir resim karaladım, çizdim bile diyemiyorum, karaladım. sonra çeşitli dilekler eşliğinde resmi yaktım. çok da modum düşüktü, bir ritüel haline gelmesini dilediğimden ittire kaktıra kendimi bunu yaptım gerçekten. sonra işte tarot kartlarıma çeşitli sorular yönelttim, çok pozitif yanıtlar aldım. dolunay gecelerinde genelde çok pozitif yanıtlar alıyorum zaten. 
  • ruhani bir insan olduğum iddia edilemez. bu küçük batıl inançları bir eğlence biçimi, yeni bir oyun olarak kendime empoze etmeye çalışmaktayım. geçenlerde onu konuştuk mert'le "ben kendi oyunumu oynuyorum ve bundan da eğleniyorum. istediğime inanırım." diyerek konuyu kapattım. 
  • üç dört gündür uyuyamıyordum. dün değil önceki gün dart maçı vardı, blues'da toplaştık. nazlı'nın bayağı canı sıkkındı bir şeylere, konuşuruz demiştik ama gelen giden çok olunca konuşamadık. hoca sarhoş geldi, kendi maçına gitti. o sırada biz de kendi maçlarımıza odaklandık, çok da temiz yenildik.

    nazlı "benim maç takip edecek halim yok, sen de kal" dediği için, ben de "ben hocada kalmak istemiyorum, madem gece hocada sonlanacak sen de gel, hem konuşmuş oluruz" dediğim için, hoca kendi maçına çıkmayı reddedip inanılmaz sarhoş bir halde geri blues'a gelip "hadi gidelim bırakın maçı" diye bizi darladığı için, benim olaylara bulduğum çözümler aşırı saçma sapan olduğu için, hiç beklediğimiz gibi bir gece geçirmedik.

    gecenin sonunda ben "ay ben şu karanlık odada biraz kendime geleyim" diyerek öteki odaya geçtim, hoca zaten odasına gidip bayılmış. nazlı "iyi misin cessie?" diyerek geldi, "bir şey olursa beni muhakkak uyandır" diyerek yattı.

    skor tutmaya başladım: angara underground adult: 1 | cessie balık: 0
    haydi bakalım fkjdkgjfd.
  • twitter'da yenice arkadaşım ilan ettiğim bir oğlan var, şöyle bir şey önerdi, çok keyifli bence: anatolian rock revival project
  • üç dört gündür müthiş az uyuyordum. dün akşam bir bayıldım, gözümü yeni açabildim. çok temiz uyudum ya, iyi geldi. beni beş gün götürür bu uyku fksdjgfd.
  • bu akşam hep beraber (ebru, mert, ben, cansu) büyük ev ablukada konserine gidiyoooğruz. sonra biz cansu'yla oradan aşti'ye zıplıyoruz, istanbul'a geçeceğiz. istanbul'da ne işimiz var? hiçbir işimiz yok aslına bakarsanız. biraz bunaldık ikimiz de, görmek istediğimiz bir iki dostumuz var, onları görelim dedik. ay "geleceğim" diye söz verdiğim bir ton insan var, hiç birine de haber salmadım, vaktim de yok zaten gkjdlkgfd. 
  • bakalım, biraz kendime geleyim, size da şarkı bırakayım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;