19 Kasım 2017 Pazar

kısırdöngümehoşgeldik


Eğer bir daha kendimi keyifsiz hissettiğimde "Ay galiba depresyona giriyorum" gibi bir cümle kurar isem ağzıma kürekle vurun ve bana tam olarak bu günleri hatırlatın. 19.11.2017 tarihinde yazdığım şu yazıyı açın ve okutun arkadaşlar.

Günlerdir uyuyamıyorum ve uyanamıyorum ve herhangi bir şey yapamıyorum ve tüm bu uyanıklık esnasında ve uyku esnasında da acı çekiyorum. Bunu söylemeyi pek sevmem ama gerçekten acı çekiyorum. Eğer ruhum ya da psikolojim, artık bu acı çeken parçam her ne ise, somut bir organ olsaydı gider ve onu aldırırdım.

Gecelerce kâbus gördüm, ge-ce-ler-ce! En sonunda biraz sarhoş olmaya karar verdim ve bunu yaptım, sarhoş oldum, ağladım ve yattım ve kapkaranlık bir uyku uyudum, sonunda! Ve ertesi gün çok gergin ve çok kıpırdak bir haldeydim. Sakinleşmem asla mümkün olmadığı için tekrar uyudum.

Tüm bunlardan çok sıkıldım, gerçekten yani bütün bu olan bitenden çok sıkıldım. Hayatımda hiçbir şey olmadı, tek bir olumsuz olay yok, her şey olduğu gibi devam ediyordu ve kendimi bu halde buldum yine.

Tek başıma oturmak çok zor, tek başıma kalınca çok huzursuz oluyorum. Uyumak için yatağa gitmek çok zor çünkü uyumadan önce düşündüğüm şeyler çok can sıkıcı. Şu veya bu şekilde kendimi uykunun kollarına teslim ettiğimde de kâbuslar... Ve uyanmak da çok zor çünkü normal bir şekilde uyanmıyorum kaç gündür, panik içinde uyanıyorum ve dakikalarca kendime gelemiyorum.

Gergin ve nispeten korkmuş bir şekilde sigara içiyorum ve resim yapmaya çalışıyorum ya da boş boş etrafa bakıyorum. Müzik dinleyemiyorum çünkü müzik bile birden bire son derece acı verici bir şeye dönüştü.

Evden çıkmıyordum ve kimseyle konuşmuyordum, Mert geçen gece beni evden çıkarmayı başardı, karşıdaki parka gittik, biraz oturduk, ışıklara baktım, mahalleye baktım, her şeyin son derece yabancı oluşuna baktım ve patlamış mısır yedim. Ve Mert'le konuştuk, böylece insanlarla konuşmaya tekrar başlamış oldum.

Ruh hastası olmaktan bıktım, gerçekten bıktım yani. Ve insanların bana gelip "ben bipolar mıyım?" diye sormasından da bıktım. Bipolar mısınız değil misiniz bilmiyorum, bunu ben bilemem zaten, bu konuda eğitim alan kişi ben değilim. Ama bunu sorabileceğiniz insanlar var. Kendim bipolar mıyım değil miyim onu da bilmiyorum ama benim de bunu sorabileceğim insanlar var ve bu insanlara bu sorunun cevabını verebilsin diye yaklaşık 10 senelik eğitim ve bir diploma verdiler!

Ruh hastası olmaya neden bu kadar meraklısınız bilmiyorum ama bu havalı bir şey değil, cool değil. İsminin ne olduğu önemli değil ama şayet bipolar isem size yaptığım şeylerden bahsedeyim: HİÇBİR ŞEY! Okuluma devam edemiyorum, dinlendirici bir uyku uyuyamıyorum, sürekli kendimi orada burada bir yerlerde buluyorum, kolumda bacağımda bir sürü yara izi var, gecenin köründe kendimi hastaneye kaldırmak zorunda kaldım -2 kez!- ve bazen kendimi metrodan zar zor dışarı atıyorum ve otobüse bindiğimde çığlıklar atmayacağıma emin olmadığım için taksiye binmek zorunda kalıyorum ve taksiciye 50 lira ödüyorum, 50 lira! 50 liram yok. Çok büyük hevesle başladığım işler havanın biraz değişmesiyle birlikte ya da bazen böyle bir şey bile olmadan benim için çok büyük angaryalara dönüşüyor ve bu işlere devam edemiyorum.

Geçen gün tencerede kalan iki kaşık mantıyı bitirdi diye Mert'in kitaplığını dağıttım. Bir başka gece perdemizi, bir başka gece de Mert'in kapısını tutuşturmaya kalktım. Böyle birisi ile yaşamak ister misiniz? Günlerce arkadaşlar günlerce koltuktan kalkıp banyoya gidemediğim için banyo yapamadım ve aylardır BIYIKLARIM VAR. Uzaktan bakınca tüm bunlar komik ve çılgınca geliyor olabilir ama içinde yaşarken hiç öyle değil ve ancak Mert peygamber sabrına sahip olduğu için buna katlanabiliyor. Gerçekten, komik değil. Son derece gereksiz ve sağlıksız ve zahmetli. 

Ruhsal hastalıklara atfedilen, internette okuduğunuz "pozitif" etkilerin hiç birinin gerçek olmadığını düşünüyorum. Falanca ressamın şizofren, filanca yazarın bipolar, falanca aktrisin borderline olması, bu "etiketi" taşıdığınızda ressam ya da yazar ya da aktris ya da başka bir şey olacağınız anlamına gelmiyor. Bir insan yaratıcıysa yaratıcıdır, uyumsuzsa uyumsuzdur ve hastaysa hastadır. Bu kadar arkadaşlar. Tembelseniz de tembelsinizdir. Bok gibi bir hayatınız olduğunu düşünüyorsanız ve onu değiştirmek için hiçbir şey yapamıyorsanız da bu sadece sizin beceriksizliğinizle ya da korkaklığınızla alakalı olabilir, bu hasta olalım veya olmayalım HEPİMİZ İÇİN BÖYLE. Yani çok özendiğiniz "ruh hastası" etiketi sizi olduğunuzdan daha yaratıcı, daha havalı veya daha ilginç bir insan kılmayacak ve yaptığınız veya yapamadığınız şeyler için size mazeret oluşturmayacak. Sağlıklısınız, bununla yüzleşin ve hayatınıza devam edin, dünyanın en kötü şeyi değil. Umarım bana da "sağlıklısın, bununla yüzleş ve hayatına devam et" derler ve ben de bununla yaşamak zorunda kalırım. Sağlıklı oluşumla yaşamak zorunda kalmayı çok isterim gerçekten.

Neyse herkesten çok sıkıldım, bıyıklarımdan da çok sıkıldım ve Uğur Bey'den de çok sıkıldım. Alın, depresifli şarkı.

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;