30 Kasım 2019 Cumartesi

selam arkadaşlar

Ay çok uzun bir süredir buralarda yoktum, biliyorum. Ama merak etmeyin, kaçırdığınız hiçbir şey yok. Adana'da geçirdiğim 4 ayın sonunda akli melekelerim yerine gelmiş olacak ki, henüz kendimi müthiş zor durumda bırakacak abuk sabuk bir şey yapmadım ve inanmazsınız ama alkol tüketimim 1,5 bira ile sınırlı, bu yolda gururla yürümeye devam ediyorum.

İlaçlarımla mücadelem sürüyor, uyanamıyorum, okula gidemiyorum, bazen düzenli kullanamıyorum falan ama onları da olabildiğince aksatmamaya çalışıyorum. Okula gidemeyişim çok canımı sıkıyor, ne var ki henüz pes etmiş değilim. Vizelerimin çoğuna girmeyi başardım.

Açıköğretimden felsefe okumaya niyetlenmiştim, onu size söyledim mi hatırlamıyorum. Şaşırtıcı bir şekilde gerekli başvuruları yapmayı başardım o konuda da, geçen hafta sonu da ilk sınavlarıma girdim.

Kendimi boş bırakmama konusundaki sarsılmaz kararımı uygulamak adına okulun dans sporları klübüne de gitmeye başladım, pazartesi akşamları bachata dersim var. Başta beceremem diye gerilmiştim ama (4 hafta oldu) şimdi çok eğleniyorum. Her ne kadar götümü kıvırmayı başaramasam da adımları yakalayabiliyorum, sanırım.

Perşembe günleri dart maçlarına devam zaten. Tüm yaz dart atmayınca elim ölmüş, atışlarım inanılmaz korkunç ama gidip azıcık çalışacak enerjim ve vaktim olamıyor.

Vize dönemimde küçük bir sinir harbi yaşadım, her şeye ağlıyordum. Okul konusundaki başarısızlık artık sırtımda koca bir yük oldu arkadaşlar... Ailem her ne kadar iyi bir şey yaptıklarını sansalar da "HADİ, BU YIL BİTİRECEKSİN, KOP DA GEL" gibi at yarışı seyircisivari yaklaşımları beni daha da geriyor ve kendimi sağdan sola çarpmak istiyorum çünkü aslında okul o kadar da iyi gitmiyor.

Kutlu Teyze ile görüşmeye devam ediyorum. Halimi iyi görüyor. Son iki senedir çeşitli mali krizler yaşadığımızdan annem "Aman iyiysen gitmeyiver" gibi bir yaklaşım içerisinde, anneme psikolojik tedavinin öyle bir şey olmadığını anlatmak zor oluyor... Bipolar bozuklukta her şeyi başa saran tavır zaten "eman iyiyim, gitmeyivereyim" tavrı olduğundan buna paye vermemek adına elimden geleni yapıyorum.

Pazartesi kendi kendime gaza gelip dilimi deldirdim. Pirsingciden çıkıp dansa gittim, 1,5 saat orada tepinip su kaybettim. (Ağzımı kullanamam şimdi, bari yemek yiyeyim diye asla düşünmediğimden, aç bilaçtım zaten.) Bununla yetinmeyip, arkadaşlarımla buluşmaya Ahır'a geçtim evime gidip yatmak yerine. Şekerim düştü, dilim şişti. Bir yandan dilime buz koyarken bir yandan bayılmamak için fişne suyu içmeye çalıştım. Sonraki gün inanılmaz acılıydı, su içmek bile işkenceydi. 3 günü yarımşar kase mercimek çorbası içerek geçirdim. İnanılmaz halsizdim, hayat çok zordu. Şimdi katı şeyler yiyebilmeye başladım az az. Eğer böyle niyetleriniz var ise, rica ediyorum 20 kez düşünün.

3. gün halimden o kadar endişeye düştüm ki kendimce küçük çaplı araştırmalar yapmaya başladım ve çok tatlış bir vlog buldum, size de bırakayım.
Ne varsa ODTÜ'lülerde var, keşke Hacettepe diye tutturmayaydım da ODTÜ kastıraydım...

Ayrıca burada bir okuma grubuna katıldım. Onunla alakalı olan biteni, okuduğum kitaplardan bahsederken yazacağım. Evet, bu seneki 105 kitap hedefimi tamamlamama 5 kitap kaldı. Üşenmezsem bir ara okuduklarımdan bahsedeceğim, şimdi buraya sıkıştıramadım. Bari şarkı da bırakayım.

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;