21 Ağustos 2016 Pazar

bir badireyi daha atlattık çocuklar

günlerdir çalışmaktan imanımız gevredi çocuklar ama bir badireyi daha atlattık. geçtiğimiz günlerde, ben carettaların da valisiyim diyen antalya valisini arazide ağırladık. işte içinde benim de bulunduğum bir ekip araziye çıktı basınla (uu çok havalı) ve valiyle ve savcıyla ve işte benim ne olduklarını anlamadığım önemli bi' takım adamlarla. geri kalanımız da kampı temizleyip kahvaltı hazırladı. biraz ünlü olduk, bakınız.

sonra fatih'in bir gününü merak ettiler, çekmek istediler, bir şeyler oldu. sonuç olarak artık bir "ebe"miz var. onu da şuradan izleyebilirsiniz.

hazır savcı yakalamışken, çeşitli anarşist fikirlerimden bahsedip ne yaparsam ne kadar ceza alacağımı sordum. bir de dayanamayıp, cezai ehliyetimi nasıl kaybedebilirim diye sordum. bu kadar sakin ve zekice konuştuğun sürece cezai ehliyetini kaybetmen mümkün değil dedi. -güneşgözlüklüemoji-

bir ara ben her zamanki gibi çok uykusuz ve çok depresiftim ve olimposta yine flört konseri vardı. nasılsa konsere gitmeyeceğim diye yemek almaya gittim, geldiğimde itiraz edemezsin, geliyorsun dediler. duşa nasıl girdim, nasıl çıktım bilmiyorum, kendimi yine olimposta buldum. bu kez darbe olmadı, kafamıza meteor falan düşmedi, herhangi bir olumsuzluk yaşamadık.

fotoğraf o geceden. feyste de paylaştım ve yazdım, 21 yaşında yeni bir aile falan edindim galiba. böyle böyle birbiriyle alakasız kaç ailem oldu sayamıyorum artık ve bu mutluluk verici.

biz ödül oyununu kazanan sörvayvırlar, konserde deli gibi ama deli gibi dans ettik. biraz sahnenin önünü zaptettik, belki de diğer insanlar bize küfretti falan ama olsun. ertesi gün araziye gideceğimiz için konserin sonunu bekleyemeden çıktık ve kampa döndük.

bu günlerde bir telaşımız daha vardı. hoca bir firmayla irtibat kurmuş, belki kampa sponsor olacaklar. firma kurayla seçilen 35 çalışanını kampa gönderecekti. işte kamp baştan aşağıya temizlendi, insanlar inanılmaz yoruldu. flört yine bizi yalnız bırakmadı, minik bi konser verdiler. onlara kulis hazırlayacağız diye odamızı boşaltıp çadıra taşındık. duvarları, yerleri, aklınıza gelen her yeri temizledik ve o pisliğin içinde yaşıyor oluşumuza hayret ettik zira biz bir de odayı temiz sanıyorduk. üst ranzada duvar silerken fotoğraf ve videolarım var.

insanların çadırlarını hazırladık. az önce de o çadırları toplayıp teslim ettik. solda gördüğünüz de meliha'yla bizim çadırımız. çadırımızın şapkası yoktu, ben de kendi şapkamı bağladım tepesine. galiba odaya geçmeyeceğim. çok üşüyen bir tipim, sıcaktan etkilenmiyorum o kadar. onun dışında matta yatmakla ilgili de pek bir sıkıntım yok. zaten bir ay kaldı kampın bitmesine, bir ay da çadırda takılabilirim bence.

gelen ekiple hemen kaynaştık. insanlar gerçekten tatlı ve sıcakkanlıydı. zaten kampa gelebilmek için başvuru yapmışlar, haydi kampa gidin diye zorla sürülmemişler. insanlara "aha sizi memnun etmek için çalışıyoruz" gibi bir şey hissettirmeden kamp işlerini yoluna koymaya çalıştık. çeşitli tartışmalar oldu, olmadı değil ama hiçbir şekilde ekip arasında dargınlık, küslük vs yok, zaten böyle bi şeye izin de verilmez buralarda. ağız tadıyla birbirimizin saçını başını yolamıyoruz, bu yüzden deşarj olma konusunda tek yolumuz MÜZİK VE DANS.

mesela misafirler gelmeden önce bir genel off yaptık. deli gibi dans ettim. ertesi gün meliha'yla antalya'ya gittik. alış veriş yaptık biraz, biraz da gezdik geldik işte. neyse olaya geri dönüyorum.

dün gece flört geldi, inanılmaz tatlı bi' grup onlar. çok sıcak ve samimiler. dediğim gibi minik bi' konser verdiler. biz zaten öyle yorgun, gergin ve deşarj olmaya muhtaçtık ki zaten, delirmiş gibi ortaya fırlamamız şaşırtıcı değildi. bir de biz eğlenirsek diğerleri de eğlenir, onlar da kendini müziğin ritmine bırakır diye düşündük. ve fakat öyle olmadı. hemen aralara sızarak kolundan tuttuğumuzu kaldırdık. sonra onlar da hoplayarak zıplayarak eğlenmeye başladılar. ve yine deli gibi dans ettik.

savcı ve flört ve ali fuat hoca'nın misafirleri de dahil olmak üzere heeeeerkese aşk hayatımdan bahsettiğimi söylememe gerek var mı bilmiyorum.

bütün bunlar dışında, 25'inde hocanın doğum günüsü var, onun dostları gelecektir. bir hafta sonra başka misafirlerimiz olacak. bu bir hafta içinde toparlayabildiğimiz kadar arazileri toparlayıp sabah akşam araziye çıkacağız. bu işler bittikten sonra da OLİMPOSA TATİLE GİDİYOZ ÇOCUKLAR SİZ DE ORDA KURUYUN.

şimdi etrafta çok fazla uyaran var. o yüzden dikkatim çok dağılıyor. o yüzden de bir bütünlük kuramıyorum yazıyla ilgili. getirdiğim kitapları da kesinlikle okuyamıyorum. begüm en kısa zamanda dövmemi çizmeye başlayacakmış. bütün bunlar dışında da pek bir şey yok işte. gerisi bok biraz.

size çok tatlı bi' şarkı bırakıyorum. galiba güzel işler yapıyoruz, altından da kalkıyoruz. mutluyum.



Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;