1 Haziran 2014 Pazar

Aynı Yıldızın Altında Üzerine (çok spoilerlı)


Öncelikle, zaten gördünüz ama, tüm blog camiasına müjdelemek istiyorum tekrar: SONUNDA KİTABI ALDIM VE OKUDUM! Sanırım çıktığı ilk günden beri kapağına bayılıyordum ve evrenin bir şekilde kitabı bana ulaştırmasını bekliyordum. Kısmet çıldırdığım ve hunharca kitaplara saldırdığım bu gözü dönmüşlük anınaymış meğer. Bu gün Burcu'yla çıktık ve kitabı aldım. Odamıza gelince okumaya başladım ve birkaç saat içerisinde de bitirdim. İşte benim çerez kitap dediğim budur arkadaşlar! Çerez kitap dediğin böyle olmalı! John Green'i "çerez kitap yazarım" ilan ediyor ve bu sıfatla sonsuzluğa kazıyorum!

En başta şunu söyleyeyim: Ağlamadım. Gerçekten. Bir damla bile göz yaşı çıkmadı. İkincisi okurken, şarkıyı ilk dinlediğim anda bu kitaba uygun olduğuna karar vermiştim, en başta sözlerini yazdığım şarkıyı dinledim. Çok tatlı bir şarkıydı ve bu tatlı kitap için iyi bir fon müziği oldu bence. 

Kanser olmadım. Kanserden ölen yakınlarımız oldu ama onların hastalığına yakından tanıklık etmiş değilim. Bu yüzden kitabın ne kadar inandırıcı olduğu, bir kanser hastasını ne kadar doğru yansıttığı konuları benim çok fazla yorum yapamayacağım konular fakat şunu kesin olarak söyleyebilirim ki, bu eğlenceli ve akıcı bir kitap.

Ölümün eşiğinde fakat ölümle ölesiye dalga geçen iki genç insan. Normalde böyle bir kitabın ağlak olmasını beklersiniz değil mi? Fakat son ana dek değil. Aksine güldüren, insanın yüzünde tebessüm oluşturan bir kitap. Çok ironik. Gerçekten güzel. 

Nedense Hugh Lauri'nin "Acı bir olaydır. Başınıza gelir ve onunla nasıl baş edebiliyorsanız öyle baş edersiniz." sözü aklıma geldi durmadan. Hazel duygusaldı sanki. Augustus! Onun acıyla baş etme yöntemi, en çok cesaret isteyen ve güç isteyen yöntemdi bence. Ben olsam, muhtemelen böyle yapamazdım. O bütün bunları "gerçekten" kahramanca göğüsledi. Öleceğini bilirken bile metanetini korudu son zamanlara dek, ve gülmeyi başardı, ve güldürmeyi de başardı. Ölürken bile sevdiği kıza bir şeyler bırakma peşindeydi. Ve bence bu, gerçekten ama gerçekten çok güçlü insanların yapabileceği bir şey.

Ben daha duygusal bir kitap beklemiştim. Çünkü herkes ağlamış. Okudum. Ama ben ağlamadım. Ama yine de bana "Öküz müsün sen?" demeyin. Lütfen.

Böylece hem merakımı gidermiş, hem kafamı dağıtmış oldum. John Green'in de diğer kitaplarını da ara ara okuyabileceğime karar verdim. Yani benim için faydalı ve eğlenceli bir okumaydı. Ve en sevdiğim karakter, göt yazardı desem, umarım beni taşlamazsınız :D 

Çeviren Çiçek Eriş. Kitap Pegasus Yayınları'ndan çıkmış ve 317 sayfa.

12 yorum:

  1. İtiraf ediyorum. Ben de kitabı okurken ağlamadım.

    Benim için okuduğum en zevkli kitapların arasına girdi. Kanserli iki gencin hayatını hiç acıtasyona gerek duymadan anlatması da yazarı ayrı sevmeme neden oldu. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de çok zevkliydi, yazarın diğer kitaplarını da okuyabilirim. Sanırım ben de aynı nedenden sevdim kitabı, ağlak değildi, çok dramatik değildi falan. :)

      Sil
  2. kitabı okumadım ama filmini merakla bekliyoruum:)

    YanıtlaSil
  3. bu arada bana Nicholas Sparks'ın "a walk to remember"ını hatırlattı, tavsiye ederim, benim çok hoşuma gitmişti -romanını okumadım onun da filmi:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Peki, bu öneri için teşekkür ederim. Onu da izleyeyim şu finalleri atlatınca :)

      Sil
  4. Bu yazar düşünüp de bir türlü kelimelerle ifade edemediğim bir yazardı. Sen bulmuşsun aklımdakini çerez kitap yazarı :) Çok yerinde olmuş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eheh bi terim daha türettik, güzel oldu. Çerez kitap yazarı :)

      Sil
  5. ikinci kitabı daha vurucuymuş :)

    YanıtlaSil
  6. bu yazarın yazdığı diğer kitap işte. kitap aşığı'nı dinledim. o öle diyoo :)

    YanıtlaSil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;