16 Aralık 2015 Çarşamba

günaaaaydııııııııııııııığn

dün değil önceki gün şu yazıyı yazdıktan birkaç saat sonra muazzam bir öfke patlaması yaşayıp mert'e saldırdım. sonra da yaklaşık bir saat boyunca ağladım. mert neler olduğunu hiçbir şekilde anlamadı ki bu çok normal çünkü neler olduğunu ben de hiçbir şekilde anlamadım. ben biraz sakinleşince bir şeyler yedik, sonra da beni dışarı çıkmaya ikna etti.

ani bir kararla daha önce burnumu ve kulağımı deldirdiğim art tattoo'ya gittik. oradaki dünya şekeri kadına "ben dövme yaptırmak istiyorum, bu işin raconunu da hiç bilmiyorum bana yardım edin" dedim. yani aslında çok uzun bir süre önce bunu mina'yla konuşmuştuk ve bir türlü kalkıp hayata geçiremedik dövme projelerini. iyi mi oldu kötü mü oldu bilmiyorum, zira benim fikrim değişti durdu değişti durdu. ama sonunda boşverdim, pişmanlıksız bir ilk dövme düşünemiyorum ahaha. bir de onun şu an yaşadıkları, gündemi çok çok farklı olduğu için, bu konuda sıkıştırmak, yakasına yapışmak istemedim. sonuç olarak "ben biraz daha düşüneyim" diyerek oradan ayrıldım.

gün içinde ebru'ya da çemkirdiğimden, o da biraz endişelendi ve hemen beni görmek istedi. biz dövmeciden soul'a geçtik, o da okuldan oraya geldi. akşam güzel yemekler yedik, muhabbet ettik ve doğum günümü erkenden kutladık.

ailem adana'dan koca bir koli gönderdi, koli dün eve hapsetti bizi, doğum günümü evde pijamalarımla geçirmek zorunda kaldım. zaten böyle olacağını tahmin ediyordum, o yüzden "yarın bir şey yapamayız, bu gün doğumgünümü kutlayalım!" dedim, kutlama dediğim de her zaman olduğu gibi lezzetli şeyler yemek bira içmek ve muhabbet etmekten ibaretti. doğumgününe çok büyük anlamlar yükleyebilen, bunu çılgın bir eğlence haline dönüştürebilen insanlar değiliz.

okuldan arkadaşlarım, kamptan arkadaşlarım, herkesler kutladı, çok mutlu oldum. çok şımardım ehehe. sabahtan akşama kadar aşk-ı memnu izledim. bir ara da mert'le muazzam bir kitap listesi yapıp idefix'ten sipariş verdik, heyecanla kitaplarımı bekliyorum.

burroughs okumaya cut-up üçlemesiyle başlamak muhteşem kötü bir fikirmiş. twitter'da da beyan ettiğim gibi, yumuşak makine'de ne anlattığını adamın kendisi dışında hiç kimsenin anlamadığına inanıyorum. aynı zamanda virginia woolf'un gece ve gündüz'üne başladım, 100 sayfa kadar okudum ve kitap başıma musallat oldu. nasıl? şöyle.

itiraf etmeliyim ki 2015 yılı kitap okuma anlamında da korkunçtu benim için. incecik kitaplar bile günlerce elimde süründü. inanın kalın kitap görünce mideme kramplar giriyor artık. 200 sayfayı geçen herhangi bir kitabı asla bitiremeyecekmiş gibi hissediyorum. üstelik kitap üç günden fazla elimde sürünürse sıkılıyorum, bunalıyorum, konudan kopuyorum. okuma hayatım boyunca hiç böyle şeyler yaşamamıştım, çok ilginç. öbür yandan dışa yolculuk bu aralar hem çok iyi geldi hem çok kötü. beş gün gibi bir sürede, çok acı çekmeden ve kitaba da çektirmeden, bitirmeyi başarmışım kitabı. bu güzel. kitabı okurken inanılmaz keyif aldım bu da güzel. kitap hiç hayırlı bitmedi, bu kötü. ama artılara dayanarak, ilacım virginia diyip başladım yeni kitaba. şimdi ne elimden bırakabiliyor ne de okuyabiliyorum. şunu da belirtmeden geçemeyeceğim, gece ve gündüz, dışa yolculuk'tan daha çok çekti beni, sanki daha çok seveceğim. bütün bunlar ışığında, jacob'un odası'nı da alış veriş listeme ekledim, siparişimi verdim.

başka neler aldım? madem başladım size alış veriş listemizi ifşa edeyim. bu yıl kundera'nın varolmanın dayanılmaz hafifliği'ni okuduk mert de ben de. mert bayıldı, çok etkilendi. ben o kadar sevmedim. kundera'nın ilk ayrılık valsi'ni okudum ve o kitaptan aldığım tadı adamın hiçbir kitabından alamadım. hep kendimi beklentilerden arındırmaya çalışsam da, her defasında bu beklentiyle başlıyorum ve her defasında hayal kırıklığına uğruyorum. bu yüzden kundera konusunda çok çekimserim. ama mert değil, bu yüzden şaka'yı attı sepete. kitapta ne anlattığı hakkında en ufak fikrim yok. onun dışında bukowski okumak istediğine karar vererek, bukowski'nin iki kitabını da attı sepete. bunlardan biri şiir, bir tek ben miyim böyle yaşayan?. yani çok gülüyorum tabii bazı kitapların isimlerine çünkü bu bukowski sonuçta, müslüm gürses değil ahahaha. ama yapacak bir şey yok. diğeri öykü olmalı, kadınlar. bu kitabı birlikte seçtik çünkü ben de bukowski okumak istiyorum ve okuduğum bir kitabı mert'in almasına müsaade edemezdim. ani bir kararla otostopçunun galaksi rehberi'ni aldım, ama serinin ilk kitabını. o haşmetli, muazzam, tüm kitapların bir arada bulunduğu enfes baskıyı değil. böyle kitaplar çok iç açıcı görünse de, çok albenili dursalar da benden pes arkadaşlar, böyle ağır toplara giremiyorum artık kitap konusunda, böyle ağır kitapları da taşıyamıyorum zaten.

bukowski'den söz edince, fante'yi atlamak olmayacaktı, mert'in aklına soktum çünkü gerçekten kendi kitap listem dağı aştı ve param yok. fante'yi de mert'e iteledim ama kitaba bir şekilde çörekleneceğim, inanılmaz güzel bir kapağı var çünkü: büyük açlık. birhan keskin'den yol'u aldım çünkü sitede kocaman kocaman "metis'ten kitap alana ajanda hediye" yazıyordu. demek ki bu iyi bir pazarlama taktiğiymiş gerçekten.

richard brautigan'ın talihsiz kadın'ını aldım bir başlangıç olarak. bu herifi ender'le bir konuşma sırasında buldum, bir yazı atmıştı baktım bu dayınınmış. sonra biraz kurcalayınca okumak lazım dedim. küçücük kitapları zaten. bu herifin kitaplarını hep 6,45 basıyor, üzülüyorum. gerçekten 6.45, 6.45 yani. mert kendisine alice harikalar diyarında'yı aldı ben de oz büyücüsü'nü. zaten bu kitapları bu yaşımıza kadar neden okumadık hiçbir fikrim yok. bir arkadaşım inci aral'ı çok tavsiye etti, inci aral'dan şarkını söylediğin zaman'ı sepete attık. burroughs konusunda umudumu yitirmiş değilim bu yüzden yok edici ile yola devam edeceğim. cut-up üçlemesini eeeeennnnnnnnn sona bırakmayı planlıyorum.

mark mann'ın gezginler'i üzerine bir yazı okudum bir sitede, sanırım tırt kitap, yazarı hiç tanımıyorum. ama hikâye hoş gibi geldi. hugh howey'in vardiya'sını merakla bekliyordum zaten. serinin ilk kitabını (silo) canım settie göndermişti, keyifle okumuştum. ellerini ovuşturan karasinek edasıyla bekliyordum ikinci kitabı, her kitapçı ziyaretimde kendimi tuttum ve bu alış verişe sakladım vardiya'yı.

can yayınları, mini kitap serisi yapmışlar. of bu da iyi bir pazarlama taktiğiymiş bakın, karşı koyamadım bu mini kitap serisine, dava'yı aldım. yani, dava'yı zaten okumak istiyordum, dava'yı almış olmam sorun değil ama şart mıydı şimdi, değildi. son olarak arthur c. clark'ın çocukluğun sonu kitabını, hem kapağının güzelliğine vurularak hem de biraz bilim kurgu mu okusam dürtüsüne karşı koyamayarak aldım. dediğim gibi, şimdi heyecanla bekliyorum, şimdi baktım yok edici dışında bütün kitaplar temin edilmiş bile.

annemin gönderdiği koliden neler çıktı? anneciğime methiyeler düzmeden bu yazıyı kapatmayacağım. çünkü o dünyanın en güzel beyaz peyniri. botlarımı göndermişler, boya kalemlerimi göndermeyi unutmuşlar. annem bana çanta dikmiş bezden inanılmaz tatlı *.* onun dışında yemek doluydu koli, biraz mandalin, biraz elma, birkaç pişirimlik mantı, haluj, mert için bir miktar içli köfte, benim için bir miktar patlıcan dolması, biiiiiir sürü gubate! yani eğer ihtilal çıkarsa biz evimizde birkaç ay yaşayabiliriz hiç çıkmadan galiba ahah.

bu gün büyük ihtimalle kamptan bir arkadaşımla buluşacağım. onun dışında bir planım yok. çok erken kalktığım için çok erken yatıyorum. her sabah en geç beşte uyanıyorum. biraz daha biraz daha kendimi iteleyerek altı- altı buçuğa kadar yatakta kalmayı başarıyorum. iyiyim, daha iyiyim, daha iyi olacağım. ve tabii ki son olarak İYİ Kİ DOĞDUM! *.*

12 yorum:

  1. Doğum günün kutlu olsun:) Annenin gönderdiği candır. Üniverstedeyken ne iyi olurdu arkadaşlarla toplanır yerdik:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :D bizim için de çok makbule geçti gerçekten :)

      Sil
  2. Merhaba bloğunu yeni keşfettim takibe aldım yeni yayın ve yorumlarda görüşmek üzere:) Ben de beklerim ..

    YanıtlaSil
  3. Ay hakikaten ne süründü dövme işi öfh. Ben bir takım kararlar verdim o arada, fekat hafta içi bir gün gitmek istiyorum. Koluna Canım Mervem yazdırmak isteyenlerin akın akın geldiği bir cumartesi günü o koltukta oturmak istemiyorum :/
    Doğduğuna çok sevinen insanlardan biriyim, birbirimizi bulmuş olmamıza da ayrıca seviniyorum. Öpüyorum çok. Şimdi gidip facebook'tan taciz edicem seni.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de birbirimizi bulduğumuza çok seviniyorum. Dövme konusunda canımı sıkan çekincelerim var, şimdi onları senle paylaşacağım

      Sil
  4. Doğum günün kutlu olsun Cessie!
    Ben de az önce İdefix'ten gelen dev kitap kolisiyle uğraştım, sonra senin yazını okumaya başladım. İtiraf ediyorum, "ooo ajanda mı!" diye bir Metis kitabı da ben aldım. Kitap yerine ajandayı alsam daha ucuzdu halbuki. Hiçbir zaman ajanda kullanmayı beceremedim ama çok da seviyorum bir yandan. ^^

    Vardiya'yı almana da sevindim, bayılıyorum o seriye. Hem künyede ben varım! Bissürü kitabı keyifle oku, doğum günün tekrar kutlu olsun, dövme yaptırmaya karar verince dövmecini çok dikkatli seç. Diyeceklerim bu kadar. ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya ben de beceremiyorum kullanmayı ama her yıl bir heves alıyorum :) Vardiya'yı merakla ve heyecanla bekliyorum. Çok teşekkür ederim

      Sil
  5. Kitap seçimlerin harika ! Doğum günün kutlu olsun canım :)

    YanıtlaSil
  6. Doğum günün kutlu olsun!
    Yazıyı okurken nasıl canım çekti bilemezsin, kendimi siteye girmemek için zor ikna ettim kararlıyım uzun süre yeni kitap yok. Yeni kitapların da hayırlı olsun umarım keyifle okursun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben ettim sen etme sonra insan bir de okunacak çok kitap var stresi çekiyor. Teşekkür ederim :)

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;