30 Nisan 2017 Pazar

intihara yeltenen dostlarımıza nasıl davranmalıyız?

yine feysbukta gördüğüm bir yazı üzerine şuraya içimi dökeceğim. otostop adab-ı muaşeretinden sonra önümü alamıyorum. hede hödöleyen yazıları çok sevmiyorum, bu konu da zaten hede hödölenecek bir konu değil, hep beraber davranış kalıplarımızı irdeleyelim istiyorum sadece.

kaybeden olmanın yüceltildiği, hepimizin aşırı "zeki" olduğu, hepimizin inanılmaz "acı çektiği" bir zamanda yaşıyoruz demek ki. bu, toplum tarfından anlaşılamama, bu yüzden yalnız olma, yalnızlıktan duyulan acı hepimizin ağzına o kadar sakız oldu ki, hepimiz karşımızdakine gözlerimizi devirmeye başlıyoruz. herkeste bi ölüp de kurtulma isteği de hasıl, onları da gözlerimizi devirerek dinliyoruz. ama bazılarımız samimi olabiliyor, birileri çıkıp ölmeye yelteniyor. birileri çıkıp her zaman ölmeye yeltenir.

yanındaki yöresindeki birinin böyle hisler içinde olması insanın kaldıramadığı bir şey. biz kendi arkadaş çevremizde yaşayarak öğrendik. bir kendini suçlama durumu hasıl oluyor, iki taraf da hırçınlaşıyor, anlaşılabilir. herhangi bir yakınının senden ayrı gayrı bir şekilde mutsuz olmasını kabullenemiyorsun, bir birey olarak böyle hissedebilecek oluşunu kabullenemiyorsun, biraz da yetersiz hissediyorsun tabii. bu yetersizlik hissi daha da hırçınlaştırıyor, hepsi anlaşılabilir. ama söylemek istediğim şey şu: arkadaşlar, belki de intihara meyleden dostlarımıza "davranmamalıyız."

herkes farklı olacaktır, herkesin o noktaya gelene dek yürüdüğü yol da farklı olabilir. dolayısıyla görmek isteyeceği / istemeyeceği muamele de farklı olabilir. başarısız bir intihar girişiminden sonra kimisi konuşmak ister, kimisi rahat bırakılmak ister, kimisi hiçbir şey olmamış gibi davranılsın ister, kimisi kendisine özenli davranılsın ister, kimisi tüm bu çelişkili şeyleri aynı anda ister, ama hiç kimse ama hiç kimse, hiçbir koşulda, yargılanmak istemez arkadaşlar.

sizler hayatınızın hiçbir evresinde ölümü düşünmemiş ve arzulamamış olabilirsiniz. ölümü düşünmüş ve arzulamış ama düşüncelerinizi eyleme geçirmek için bir adım atmamış olabilirsiniz. kendi kısıtlı yaşam tecrübeniz ışığında, minik bir empati kapasitesine güvenip karşınızdaki insanın ciğerini bildiğinizi düşünüyor olabilirsiniz. o yollardan geçtiğinizi ama nasıl dirayetli davrandığınızı, nasıl hayat karşısında kahramanca savaştığınızı, tüm zorluklara göğüs gerdiğinizi düşünüyor olabilirsiniz. karşınızdaki insanı korkaklıkla yaftalayıp kendinizi daha cesur bulduğunuzu önce kendinize, sonra etrafınızdakilere beyan ederek lüzumsuz bir manevi tatmin sağlıyor olabilirsiniz. yazının temel fikri yargılamamak olduğundan, ben de bu davranış kalıbını yargılamamaya çalışıyorum ve diyorum ki, eyi, olabilir, bu da insan olmanın bir yolu.

burada kendi içtenliğimizi sorgulamalıyız, her zaman olduğu gibi. neden konuşuyoruz? bu insanla neden iletişim kurmaya çalışıyoruz? intihar konusunda neden fikir beyan etme gereği duyuyoruz? neden hırçınız? neden kendimizi daha güçlü hissetmeye ihtiyacımız var? bir de en önemlisi, asıl amacımız nedir?

asıl amacımız karşımızdakine yardım etmek mi gerçekten? yani gerçekten bu insanı kaybetmekten deli gibi korkuyoruz ve onun için bir şeyler yapmak istiyoruz ama çaresiz miyiz? eğer gerçek neden bu ise galiba susmak ve dinlemek, kendi doğrularımızı dayatmaktan daha mantıklı olacaktır. dediğim gibi, çok anlaşılabilir paniklemek, üzülmek, hırçınlaşmak ama şu noktada karşımızdakinin hisleri de hayli kırılgan olabilir. gerçekten "onu düşünüyor" isek, gerçekten hassas bir noktada duruyor ise, o zaman belki onun hislerini göz önünde bulundurarak yorum yapmak daha doğru olabilir.

çok beylik laflarımız var. "bizi hiç mi düşünmüyorsun?" sorulur muhakkak. "ailen ne kadar üzülür" söylenir muhakkak. yalnız karşınızdaki kişi kendi en temel iç güdüsünü, yaşama iç güdüsünü yani sikip atmış iken, gerçekten düşünmeyebiliyor diğer insanları. bu noktada onu bencillikle suçlamak, düşüncesizlikle suçlamak, zayıflıkla suçlamak, herhangi bir şey ile suçlamak kimseye bir fayda sağlamayabilir.

bence bu konuda yapılabilecek en mantıklı şey, çok sevdiğiniz insanın ölümü de seçebileceğini kabul etmek. ergenliğimin en hararetli zamanlarında bir keresinde esin'e ölmeyi ne kadar istediğimi anlatıyordum, ölmemek için de çok geçerli nedenlerim yoktu, etrafımdaki insanların ne kadar üzüleceğini bahane ediyordum. esin o gün bana "gerçekten ölmek istiyorsan ölebilirsin cessie" dedi. "gerçekten ölmek, çok zor bir şey değil. çok uzun sürecek bir şey de değil. öldükten sonra da ölmüş olacaksın zaten." demişti. "ailen, dostların çok üzülebilirler gerçekten ama, herkes ölebilir. geride kalanlar da yaşamına devam etmenin bir yolunu bulur, her zaman böyle olur bu" dedi. ilk kez o gün, ölmekle, tamiri imkansız bir trajedi yaratmayabileceğimi fark ettim. tamiri imkansız bir trajediye de sebep olabilir tabii, ama, olmayadabilir gerçekten. esin'in bu fikri bu kadar kabul edilebilir bulması biraz sarsmıştı beni ama ondan sonra gerçekten yapılabilir bir şey olduğunu fark ettim. "yapmayı çok istediğim ama yapamadığım" bir şey olmaktan çıktı yani intihar etmek, "aslında gerçekte yapmak istemediğim" bir şey oldu.

tabii tutup da insanları öl o zaman, ölünebilir diye teşvik de etmeyelim. hem ne olacağı belli olmaz -çünkü herkes her şeye aynı tepkiyi vermez- hem de suç zaten insanları intihara teşvik etmek gfdkjgfd.

davranış kalıbını "normal" olarak kabul ederseniz, karşınızdakine de "normal" hissettirebilirsiniz. bahsettiğim yine yaşadığı bu deneyimi küçümsemek değil, o da kırıcı olabilir çünkü. kişi ölüyordu çünkü, küçümsemeyin fjdsk. sadece, bu da insanın yaşayabileceği onlarca, yüzlerce şeyden biri.

kişi psikolojik yardım alması konusunda teşvik edilebilir -darlamadan. halini hatrını sorabilir, yanında olabilirsiniz -darlamadan. tuhaf tuhaf bakmayabilirsiniz. kendisini normal hissetmesi için yapılabilecek herhangi bir şeyi yapabilirsiniz. vücudunda herhangi bir yara izi vs var ise "nooldu, nasıl oldu, niye yaptın, nasıl yaptın haydi anlat" diye sıkıştırmayabilirsiniz. bunlar hoş şeyler değil çünkü. paylaşmak isterse paylaşacaktır.

eğer hırçınlığınızın nedeni, bu kadar etkilenmenizin nedeni aslında o kişiye duyulan sevgi ve kaybetme korkusu değil ise, çünkü insan kendisine dürüst olabildiği noktada bilir bunu, o zaman nedir, bunu sorgulayabilirsiniz. belki sizin de yardıma ihtiyacınız vardır, belki en önce kendinize yardım etmeniz gerekiyordur?

rahatsızlığınızın sebebi kendi eğiliminiz / korkularınız olabilir. eğer öyle ise, neden içten içe bu tür fikirlere sahipsiniz? neden bunları bu zamana dek irdelemediniz? şimdi ne yapacaksınız? bunlara da kafa yorabilirsiniz mesela.

hepimiz düşüyoruz, kalkıyoruz, bir şekilde kendi "doğru" yolumuzu bulmaya çalışıyoruz. o yüzden, belki de gerçekten, hiçbir konuda, hiç kimseye "davranmasak", öylece kabul etsek, geçip gitmesine izin versek huzura ereceğiz.

7 yorum:

  1. Valla bu meselelerde kendime hayrım olmadığından şimdi o toplara girmek istemem (:D) fakat tek diyeceğim senin de altını çizdiğin gibi son zamanlarda artan "fuck it, oh yeah bukowski okuyorum abi, kaybedenlerle oturduk bira içiyoruz ve hayat çok kötü"cü tiplerden hazetmiyorum. Çok kolay sarfediliyor bazı büyük laflar. Dediğin gibi ölmek zor bir olay değil ama o raddeye gelmek kolay değil. Bu "fuck yeah"ci tipler bunu anlamıyor. Herkesin acı eşiği değişik. Ama yine de ölme noktasına gelmek kolay olmasa gerek.

    https://www.youtube.com/watch?v=vHA1Cv9XsBk ^.^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O tiplerden ben de hoşlanmıyorum. Bazıları gerçekten boş muhabbet çeviriyor, bazılarının da gerçekten bi takım sıkıntıları var. Aslında ben feyste bir tanıdığımın, bir tanıdığının intihar teşebbüsü üzerine hınç dolu bişeyler yazmasına kuruldum öyle yazdım yazıyı. Bir yakınının böyle bir durumunu herkese açık bi şekilde ifşa etmek de doğru gelmedi, tavrı da pek hoş değildi, pek yargılayıcı idi. Hep söylüyorum benim tüm yakın arkadaşlarım böyle dönemlerden geçtiler, bi çoğu da ciddi anlamda depresifti, ben de biraz geçtim. Birbirimizle konuşa konuşa öğrendik galiba biraz ama dediğim gibi bir kuralı kaidesi yok zaten. Herkes her davranışı aynı algılamayabilir, aynı tepkiyi vermeyebilir ama altın kural kimsenin böyle yargılanmaktan yaftalanmaktan hoşlanmayacak oluşu...

      Sil
  2. biz nasıl üzülürüz düşünmiyo musun?

    veya

    aileni hiç düşünmedin mi?

    adam serden geçmiş ya, düşünür mü. burada psikolojik destek gerekli profesyonel olaraktan efenim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tulkas sen yaşıyor muydun? 😱
      Aynen aynen, anlatamıyorsun işte. Adam kendi hayatından vazgeçiyor komple anasını babasını nasıl düşünsün ahah. Herkes konuşmak istiyor işte böyle durumlarda, hepsi anlaşılabilir ama destek olayım derken zarar vermemek lazım.

      Sil
    2. hehehe yaşıyorum tabi efenim :P

      ya bunla alakalı bi anım var da başkasının özeli ondan anlatmiciim. ama bu konnuların uzmanı olan biri bile salak saçma davranabiliyor. hayat bazen çok saçma.

      Sil
  3. bibliyoterapi pls.


    http://www.idefix.com/Kitap/Olumu-Dusunmek/Vladimir-Jankelevitch/Felsefe/Felsefe-Bilimi/urunno=0000000410530?gclid=CjwKEAjw3KDIBRCz0KvZlJ7k4TgSJABDqOK7VhAKkFe9PPQyoq-khYLaszuXNcjEUc7FKPlFS-I69xoC8Ofw_wcB

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçenlerde şu kitabı sepetime eklemiştim ahaha.
      Bibliyoterapi çok tehlikeli, edebiyat çok zararlı bazen Utku. Kendi sürpriz intiharımdan Virginia Woolf ile sağ çıkarak büyük bir iş başardığıma inansam da her şey çok farklı da olabilirdi ahaha.

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;