6 Aralık 2012 Perşembe

A-rııı Vız Vız Vız

Mary by The Subways on Grooveshark  <---(konuyla alakasız şarkı...)


Öğle arasında yemekhane sırasında beklerken yine bir stant kurulduğunu ve etrafının bir kalabalıkla çevrelendiğini fark ettik. Önce pek aldırış etmedik zira her gün bir şeyler oluyor yemekhanenin önünde kolektifler sağ olsun. Sonra "bal", "arı" , "arıcılık" gibi kelimeler çarptı gözümüze. Biraz daha ilgiyle izlemeye başladık. Çiğdem hocayı da gördük, baktık insanlara bir şeyler anlatıyor, iyice meraklandık. Ama sırayı bırakıp gidemiyoruz da...  Kendi içimizde grup gurup gidip bakma kararı aldık. Bir kısmımız sırada beklerken bir kısmımız gidip bakacak, sonra onlar sırada duracak geriye kalanımız bakacaktı. Böylece yerimizi sıramızı kaptırmamış olacaktık. Bu kararı uyguladık ve bir grup yanımızdan ayrılarak oraya gitti. O esnada Çiğdem Hoca bizi gördü. "Gelin siz de bakın" tarzı bir şeyler söylediğini görünce -çünkü duyamadım, ses vardı- çığlık atarak o tarafa doğru koşturdum. Diğerleri de peşimden...

(Buraya bir küçük not düşmek isterim ki Çiğdem Hoca'yı çok seviyorum ben *.* )


Önce oradaki dergilere,broşürlere, kitap ayracına ve diğer eşantiyon zımbırtılara saldırdık. Bir de minik minik ballar dağıtılıyordu. Birer tane aldık. Küçük bir bilgilendirme yapıldı arılarla, arıcılıkla ilgili. Gerçi ben büyük kısmını duyamadım...

Orada öyle eyleştikten sonra "Derse aç gideceğiz" diye korkup yemekhaneye yollandık. Ben kitap ayracımı düşürmüşüm. Çiğdem'le koleksiyon yapıyorum diye tutturduğumdan geri döndük. Bir baktım Çiğdem Hoca dağıtıyor, hemen gittim yanına. "Hocam hocam!" dedim. Ehe o da taklit etti beni güldü. "Efendim?" dedi. "Bana da verir misiniz ondan? Ben de istiyorum" dedim. "Size vermedim mi bunlardan ben?" dedi. "Ya ben kaybettim benimkini" deyince bir tane daha verdi. Bir iki de fotoğraf çekip yemekhane sırasına döndük yeniden.

Yemekten sonra Elif "Hoca ile fotoğraf çekinelim" gibi bir öneri attı ortaya. "Ne alaka olum ya, ben utanırım. Hem fotoğraf çekineceğimize bir soralım neymiş bu ne değilmiş, ben hiçbir şey anlamadım." dedim. Ama beni dinlemediler. Gidip yanına rica etmişler, o da geldi hemen. Ben de nasıl olduysa (!) kendimi fotoğraf karesinde buluverdim. "Aaa fotoğraf mı çekiniyoruz şimdi?" diyerek hocaya yapıştığımdan olabilir. Hem o arıcıların arı sokmasın diye kafalarına geçirdikleri şeyden de giydim! :D Ama o fotoğrafı ne yazık ki paylaşamıyorum sizlerle. Çünkü telefondaki hafıza kartını bilgisayar görmüyor, fotoğrafı bir türlü atamıyorum. Neyse... Kızlardan biri bir şekilde feyse meyse koyarsa paylaşırım belki.


Tüm bu fotoğraf çek(il)me işleri bittikten sonra "Hocam ben bi'şey sorucam" dedim. "Sor" dedi. "Şimdi biz direkt ürünlere, dergilere saldırdık ama nedir bu olay? Bana bir anlatır mısınız? Bizim okul arıcılıkla ilgili faaliyetlerde mi bulunuyormuş, hiç bilmiyordum ben." dedim. O da anlaşmaya başladı.

Meğer Hacettepe Üniversitesi Arı ve Arı Ürünleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (HARÜM) diye bir şey varmış. Çiğdem Hoca da dahil olmak üzere okuldan bazı hocalar burada çalışıyormuş. Ülkenin çeşitli yerlerinden gelen ballar veya ülkeye gelen ballar (yanlış anlamadıysam) onların denetiminden geçiyor, kalitesi veya piyasaya sürülüp sürülemeyeceği belirleniyormuş.

Ayrıca Türkiye bitki örtüsü zenginliği, kovan sayısı ve iklim çeşitliliği göz önünde bulundurulduğunda arıcılık için müthiş uygun bir yermiş. Buna rağmen arıcılık bilinçli bir şekilde sürdürülmediği için elimizdeki potansiyeli değerlendiremiyormuşuz. Diğer ülkelerde arılardan elde edilen ürünler bal yapımının dışında krem, likör, şarap, şampuan gibi çok farklı ürünlerin üretiminde de kullanılıyormuş.

Bu kurum çeşitli illere giderek arıcılıkla ilgili bilgilendirmeler yapıyormuş. Ayrıca arı hastalıkları ve bu hastalıkların tedavisi üzerine de çalışıyorlarmış. Son yıllarda bombus arılarının üretimi konusunda danışmanlık hizmeti vermek, bazı önemli nektarlı bitkilerin fidelerinin geliştirilmesini sera ortamında sağlamak merkezin hedeflerindenmiş.

Bunların dışında, kendisine veya bölümden herhangi bir hocaya soru sormak konusunda çekinmememizi, hocaların çalışmalarına ilgi göstermemizi söyledi. Laboratuvar koşulları uygun olursa bu çalışmalara "özel çalışma" adı altında olmasa da katılabileceğimizi, elimizden geldiğince farklı alanlardaki çalışmalara katılmamızı, böylece uzmanlaşmak istediğimiz alanı seçerken daha gerçekçi düşünebileceğimizi ve daha sonra aslında çok farklı bir alanda çalışmak istediğimizi fark edip hüsrana uğrama ihtimalimizin azalacağını söyledi.

Yani bu gün hem yeni bir şeyler öğrenmiş oldum, hem de yeni bir şeyler öğrenmiş oldum. :D
Gün büyük anlamda neşeli geçti. Aldığım dergileri karıştırma fırsatı bulamadım henüz. İngilizce oldukları için onları okumak müthiş efor sarfetmemi gerektirecek. Bu nedenle hafta sonuna bıraktım. Koleksiyonuma da yeni bir ayraç eklemiş oldum.

Yazının sonunu bağlayamadım yine.
Tamam bu kadar.
Bitti.

EK:
Ekledim! Ekledim!
Fotoğrafı ekledim!


5 yorum:

  1. her günün seni mutlu eden bişeyler öğrenmekle geçsin balığım, ama unutma hiçbirini. üniversite bittiğinde ilk iki yılını hatırlamayan insanlardan olma.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olmayacağım.
      Olunmaz ki hem. Her şey ilk ilk yıllarda. İlkler unutulmaz.

      Sil
    2. (: hadi bakalım. hevesin hiç kırılmasın. öperim :*

      Sil
  2. eh güzel haberler.
    biyologluk yolunda adımlar.
    çiğdem hoca.
    liseden de hocalar vardı sevdiğin.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet var.
      Çok sevdiğim hocalara mesaj falan atıyorum. :D

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;