12 Temmuz 2013 Cuma

Le Moulin by Yann Tiersen on Grooveshark

Öyle insanlar vardır ki akşamları
Caddelerde korsanlar gibi sıçramak isterler

Bir tavernadan çıkmış, deli gibi içmiş olabiliriz. Dudağımızın kenarına ilişmiş bir şarkı olabilir belki. Belki senin gömleğin pantolonunun dışına çıkmıştır. Belki öteki ayakkabılarını eline almıştır. Belki kırmızı elbiseli kadının kulağında beyaz inci küpeler vardır.

Belki masaların birinde birisi şalını unutmuştur. Belki birisi çocukluk düşlerini... Belki öteki sızıp kalmıştır, kendini unutmuştur... Belki birisi unutmak için rakı şişesinden medet ummuştur.

Ama biz düşünmeyiz bunları, hiç düşünmeyiz. Dudağımızın kenarında bir şarkı, kalabalığız nasılsa... Turgut Uyar'ı anarız, nasılsa sarhoşuz, nasılsa öpüşürüz sokaklarda. Kimse yokken biz oluruz, bir oluruz belki.

Belki yolun kenarında kaşınan bir köpek görürüz, ben sevmek ister de korkarım. Belki birimiz atılır, her şeye atıldığı gibi, belki ondan cesaret alırım. Belki bir diğerimiz ıslık çalıyordur o esnada, birimiz de ayakta duramadığından yanındakine yaslanmıştır.

Belki sabaha karşıdır, hava daha aydınlanmamıştır. Belki serin sabah esintisini duyar, ürpeririz. Belki birimizin, ayakkabılarını elinde tutanın -çünkü topuklu ayakkabı giymiştir, kırmızıdır belki ayakkabıları, tırnakları da ojelidir, kırmızılı, inci küpeli kadınla pişti oldu diye üzülmüştür önce ama sarhoş olunca unutuvermiştir- krem rengi bir şalı vardır ona sarınır. Belki ben birine sokulurum üşüdüm diye, o da beni kolunun altına alır itiraz etmeden...

Belki köpek peşimize takılır. Çünkü kimseden sevgi görmemiştir, kimse de başını okşamamıştır daha önce... Belki birimiz, köpeğin gözlerinde dostluğu görürüz de evimize alırız. Belki köpeği evine alan hep çıplak ayaklarla dolaşır, evi parkelidir. Belki yumuşak, minik bir halısı vardır, onun üzerine basmayı sever en çok, yaz kış terlik kullanmaz. Belki köpek en sevdiği halıya kakasını yapar ama o dostluk adına katlanacaktır buna, ağzını açmaz...

Belki bir sokak lambasının dibine oturuveririm, kolunun altına girdiğim kaldırmaya çalışır beni. Belki o da düşer güleriz. Hep ağlanacak değil ya, bu kez güleriz, çok güleriz.

Belki bizimki mutlu içmelerdendir, neşeli içmelerdendir. Belki bir doğum günü kutlanmıştır belki bir yıl dönümü. Kırmızı ayakkabılı sevgilisinden ayrılmıştır belki, biraz gözleri dolmuştur sokaklarda yürürken de, bize belli etmemiştir.

Belki öyle insanlarızdır ki, caddelerde korsanlar gibi sıçramak isteriz. Dilimize "yo-ho-ho"su bol bir şarkı yerleştiririz, belki birimiz Jack Sparrow'u taklit etmeye çalışır da düşer, yine güleriz. Düşenlere güleriz, sarhoşuz ya. Kırılgan kalplerimiz yumuşamıştır ki kırılmazlar böyle hadiselere, en fazla bir sünger misali ezilirler, ezilirler de düzeliverirler.

Belki bir travesti görürüz yolda, pembe bir çorap giymiştir. Selam veririz, küfür işitiriz, o gece beklediği gibi geçmemiştir.

Nihayetinde bir çimenlik bulur yayılırız belki... Sabah çiyi ıslatmıştır ama önemsemeyiz. Sonra üşürüz, sokuluruz birbirimize... Belki o an birer evsiz oluruz, belki berduş, belki ayyaş, belki çapulcu. Uçan kuşlara bakarken, göğün altında uyuruz... Altımızda çimen, üstümüzde gökyüzü...

Sonra, belki bir yağmur bastırır öğleye doğru, belki biri ayağıyla dürter... Baş ağrısıyla uyanırız, belki kendimizi eve zor atarız...

8 yorum:

  1. Bu kadar "belki" insana kafayı yedirtir Cessie, demedi deme :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Belki kafayı yemiş- fkjsdkfds
      Tamam tamam. :D

      Sil
  2. şu ana kadar okuduğum en güzel yazılarından biri balığım.

    YanıtlaSil
  3. bak bu yazıyı iki farklı günde okudum.
    ben yazmış olmayı isterdim.
    :)

    YanıtlaSil
  4. müthiş yazmışsın.
    çok güzel.

    YanıtlaSil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;