13 Eylül 2013 Cuma

Bunu dinleyelim

Uzayda olduğumu ve balkonda oturduğumu düşünüyorum. Hava iyice serinlediği için battaniyem de var, ama kahvem yok. Çünkü kahve sevmem ben. Her gecenin köründe yazı yazan insan, bir şeyler de içiyor olmak zorunda değil. Herhangi bir şey içmiyorum. 

Uyku tutmadı... Aslında gözlerimden uyku akıyor ama yatağa yatışınca kafama üşüşen düşünceler yüzünden uyuyamıyorum. Ve ne düşündün diye sorsanız size açık bir yanıt veremem, kendim bile bilmiyorum.
Şu an mesela, gördüğüm rüyayı düşünüyorum. Buraya da onu anlatmaya geldim zaten... 
Merak etmeyin bu evlendiğim veya bir savaşın ortasına düştüğüm bir rüya değil... Ne yazık ki kendisine Steve diye seslenilen çocuğu da tekrar görmedim...

Rüyamda, Yokyer'deki gibi, sanki şehrin bir köşesinden başka bir diyara bir kapı açılmış. Şehir dediğim de Adana değil tabii. Londramsı bir yer. Çünkü hava kapalı ve Harry Potter filmlerindeki gibi rüzgârlı. Duvarların arasından görünen pek dar bir sokak var. Oraya giriyorum. Yürüyünce karşıma bir merdiven çıkıyor. Merdiven de çok karanlık. İki yanında ağaçlar var. Merdivenin üstünü de bu ağaçların dalları kapatıyor. Böyle çok kasvetli bir merdiven. Yanımda da biri var ama kim olduğunu hatırlamıyorum şimdi.

Merdivenlerden inince pırıl pırıl bir güneşle ve yemyeşil çimlerle karşılaşıyorum. Liseden, üniversiteden bazı arkadaşlarım oturmuş sohbet ediyorlar. Hemen yanlarına gidiyorum. Ben de biraz farklıyım, daha neşeliyim. Her zaman olduğum gibi değilim, daha enerjiğim. Biraz ilerde bir kızla bir çocuğu fark ediyoruz. Nedense kardeş olduklarını düşünüyoruz. Keyifsizce oturuyorlar. Ben de yanımıza çağırmaya karar veriyorum. Koşarak yanlarına gidiyorum, o esnada çocuk kalkıp merdivenlere yöneliyor. Ben de peşine düşüyorum, ama sonra onu boşverip kızın yanına dönüyorum. Kemikli bir yüzü ve çilleri var. Saçları küt kesilmiş. Çok zayıf bir tip, benim en sevdiğim insan tipi yani. Hemen konuşmaya başlıyorum, yanımıza çağırıyorum ama gelmiyor. Ben de ısrar ediyorum biraz.

Bu kadar. Rüya burada bitiyor... Ama hep aklımda işte...
Keşke gerçekte de öyle bir geçit buluversem başka bir dünyaya. Orası ne güzeldi. Hem güneş de rahatsız etmiyordu, pırıl pırıldı ama yakmıyordu. Gölge bir yer bulmaya ihtiyaç duymadan oturabiliyordunuz... Tüm bunları aklımdan çıkaramadım bir türlü.

Düşünmekten kurtulmak için yazmak gerekir ya bazen.
Düşünmekten kurtulmak için yazdım.

10 yorum:

  1. merhaba ben geldim ilk resim ne kadar güzeeel :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,, hoşgeldin :D
      Ben de çok sevdim :)

      Sil
  2. Rüyalar insanın aklına takılıyor, ya da bazı insanların.
    Günlerce etkisinde kaldığım rüyalar var.
    On yıldır aklımda olan ve tekrar görmek istediğim rüyalar var.

    (Nefret ediyorum biraz her yorumuma bunu sıkıştırmaktan, utanç verici mi ne?
    Mimledim seni ^^'' http://hercailia.blogspot.com/2013/09/mim-2.html)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim de var tekrar görmek istediğim rüyalar. Mimi yaparım yarın :D

      Sil
  3. Woow.. Çok Hoş !..
    Blogumdaki çekilişime beklerimm
    http://ilknur--akpinar.blogspot.com/2013/09/2-cekilisime-5-kitap-ile-davetlisiniz.html

    YanıtlaSil
  4. düşünmekten kurtulmak için yazmak.. bazen işe yarıyor Cessie'm, bazen ama..

    öyle bir geçit bulursan ben de geleyim mi? hiç sesimi çıkarmam, varlığımı fark etmezsin bile.

    YanıtlaSil
  5. Gel tabii ki Çalıkuşu'm.
    Sesini de çıkar, ben yalnızlık ve sessizlik istemem ki orada.
    Piknik yaparız *.*

    YanıtlaSil
  6. ohooooo her zaman yaptığım şey.
    geçit hayal rüya.
    :)

    YanıtlaSil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;