28 Şubat 2014 Cuma

Kontrbas

Çarşamba günü Burcu ve Mert'le Kontrbas'a gittik. Bu kez kaybolmadık, çeşitli maceralar yaşamadık. Kızılay'da bi' şeyler yedik, bitki satan yerlere baktık, orada ıvır zıvırlar satan bir yer gördük. Burcu toka falan aldı, bir de bıyık bükücü aldık, ay yani bıyık alma şeyi. Ben işe yaradığı konusunda şüpheliyim ama Burcu bu konuda umutlu. Deneyeceğiz bakalım.

Sonra biletlerimizi alıp beklemeye başladık. Bu esnada Mert ıslıkla mehter marşını falan çaldı. Bir kız bize bakıp güldü, ben Mert'le dalga geçtim ve böyle böyle derken içeri geçtik, yerlerimize oturduk. Tabii ki en arkalarda bir yerlerdeydik. Bir kere önden bir yerden yer bulamadan mezun olursam gözüm açık gider, önümde iki sene daha var! Fighting!

Oyunu izlerken ister istemez, Ekşi Sözlük'de okuduğum şu yorum geldi aklıma: "bana, özlediğim oda tiyatrosu'nu yeniden veren oyun. tek kişilik bir oyunda yönetmenin* neler yapabileceğini; oyuncunun* duygu değişimlerini bağırıp çağırmadan, abuk sabuk hareketler yapmadan su gibi nasıl aktarabileceğini gösteriyor. konudan konuya geçen yazar hayatta olup bu sahnelenişi görseydi ayakta alkışlardı." 

Tabii Euridice'nin Elleri ile kıyaslamadan edemedim ve sanırım onu Kontrbas'tan daha çok sevmiştim. Mert ise benim aksime bu oyunu daha çok sevdi. Bu oyundaki cinsellik tam onun tarzı bir cinsellikmiş. Buna benzer bir şeyler söyledi, ben de bir anlam veremedim. Burcu ise ilk kez tiyatroya gitmiş, o oyunu sevdi.

Dönüşte tek kişilik koltuğa Mert'le sıkıştık. Mert tiyatroyu çok sevdiğinden ve sinemadan çok daha güzel olduğunu düşündüğünden bahsetti. Bence sinema da çok iyi ama biz güzel film bulamıyoz piyasada. Gerçi Mert Örümcek Adam 2 için çok heyecanlı.

Kontrbas'ı Patrick Süskind yazmış. Ben lisedeyken okuyup çok sevmiştim, Emine Hoca "Ankara'da sahnelenecekmiş" demişti teeee 2012 yılında. Bu oyun 2 senedir sahneleniyor mu peki? Neyse, o zaman gidemeyeceğim için üzülmüştüm ama, bu yıl, Ankara'da oyunu izlediğim için mutluyum.

Yöneten Metin Belgin, Olcay Kavuzlu tek başında oynuyor. Tek perde, bir saat sürüyor.

(Fotoğraf buradan)

6 yorum:

  1. Eskişehir de iken seyrettim.Çok güzeldi.Bu tür eserlerde oyuncuya çok şey düşüyor ben başarılı bulmuştum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz de sevdik ama ben bazı hareketleri çok abartılı buldum. Beklenmedik bir anda bağırmaya haykırmaya başladı. Gerçi tiyatrodan çok anlamam, bilemiyorum :)

      Sil
  2. Sesini yükselttiğinde yanımdaki teyzede sıçramıştı.Meğersem azıcık sızmış.Yorumun onu anımsattı.Bu tür oyunlarda seyirciyi oyuna çekme yöntemidir.Doğal yani sonuçta tek kişilik bir oyun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ama Euridice'nin Elleri de tek kişilik bir oyundu fakat oyuncu yerli yersiz bağırmıyordu. :/ Bu yüzden o oyunu daha çok sevdim sanırım.

      Sil
  3. heey izlemedim ama okudum. suskind çok iyi diğer kitaplarını da oku iştee :)

    YanıtlaSil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;