23 Nisan 2015 Perşembe

Bazı seviyesizliklere bazı yanıtlar...


ben kötüymüşüm, inşallah daha kötü olurmuşum. paranoyakmışım, amaçsızmışım. 

olurum, neden olmasın? kötü olurum, daha kötü olurum. dibi boylarım sonra iyi olurum kalkarım. sevdiğim adamın elini tutarım, vapurda omzuna yatarım. dokuz yıl sonra en yakın arkadaşımla konserlerde zıplıyor olurum. sokaklarda sekerek yürürüm, şarkı söylerim. dans ederim bir daha dans ederim. ayağım kayar düşerim, ağlarım, biraz daha ağlarım. birileri tutar elimden koşmaya başlarım, beraber koşarız, koşmaya başlarız. son metroya ucu ucuna yetişiriz, otururuz yere kahkahalar atarız. bir şarkı dinlerim, hüzünlenirim bütün gece ağlarım, sabah bir başka şarkıyı zıplayarak söylüyor olurum. olurum, neden olmasın?

sen şimdi benim dokuz sene sonra olacağım yaştasın. sen dokuz senedir, on dokuz senedir benim dokuz sene sonra olacağım yaştasın. ama aslında sen şimdiden, benim elli yaşında olmayacağım kadar elli yaşındasın, yaşlısın. aslında sen emeklisin, ama çalışıyorsun. sen ölü bile değilsin çünkü yaşamadın. birlikte geçirdiğimiz günler en güzel günlerindi çünkü ben sana yaşam verdim. o günler en kötü günlerin çünkü o yaşamı elinden aldım. olurum neden olmasın? daha kötü olurum. şair de demiş, “biz kırıldık daha da kırılırız / kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza” daha çok kırılırım, unufak olurum sonra birileri gelir (hiç kimse gelmese kız kardeşim gelir) beni toparlar. süpürür bir kasenin içine koyar. biraz da tutkal akıtır üzerime, kase olurum. değişirim, dönüşürüm ama ben hep var olurum. 

sen de yok olursun işte. insan ne kadar yok olabilirse o kadar yok olursun. içimdekiler yüzünden kimsenin hayatına giremezmişim, hayatında olamazmışım. hayatına “girdiğim” herkes ağlayarak sarıldı bana, kimseye anlatmadıkları şeyleri paylaştılar, hayatına girdiğim insanların bazıları bir zamanlar senin kurduğun cümleyi kurdular : “sen olmasan-” ama yazmayacağım, çünkü bu mahrem cümle, senin suratına bir şeyleri çarpma pahasına ortaya dökülmemeli. çünkü o zaman “şimdi” onu söyleyene haksızlık etmiş olurum. işte tam da içimdekiler yüzünden var olurum. belki birinin, belki birilerinin hayatında, belki de hiç kimsenin. çırılçıplak ve yapayalnız, bu dünyada. ama “var” olurum. 

ama ben bir zamanlar “seninle” ama “yok olduğum” bir hayatın da özlemini duydum. çünkü o zaman da biliyordum senin insana ancak “yok oluş” getireceğini. marifetmiş gibi “ben hayatımda hiçbir kıza yalvarmadım” diyorsun ya, keşke bana da yalvarmasaydın ve iyi ki bana yalvarmışsın. öbür türlü hala seninle birlikte yok olamayışımın suçluluğunu duyuyor olurdum.

sen beni kırdın. ve ben şekil değiştirdim.”kırılmış bir şey” oldum. bir süre sonra “onarılmış bir şey” olacağım. çünkü camdanım ben, kalın, dayanıklı, aynı zamanda kırılgan ve şeffaf. 
olur tabii. daha kötü olurum ben, neden olmasın? değişirim, dönüşürüm. ölecek gibi olurum, ölmem. belki ölürüm. ama hiçbir zaman üçüncü sınıf bir plastik olmadığımı bilirim. 

ben, senelerdir, “bunu ben yaptım ve sonuçlarına ben katlanırım” diyebiliyorum. bir şeyler yaparım, sonuçlarına katlanırım. geriye dönüp baktığımda da “hepsini ben yaptım, ben yaşadım. hiçbirinden de -biri dışında- pişman değilim!” derim. diyebilirim. 

olur tabii, ben çok kötü olurum. ama umuyorum, her ne olursam olayım, hiçbir zaman, bir insanın hayatındaki “tek ve telafi edilemez” pişmanlık olmam. 

en iyisi sen beni bırak, kendi onmaz sefaletinle meşgul ol. 

2 yorum:

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;