18 Nisan 2015 Cumartesi

dünyadaki her şey skywalker'ın karanlık tarafa geçmesiyle alakalı!


birkaç gün önce anneme su kaplumbağası işinden bahsettim. burada da bahsetmiştim, hani antalya'da gerçekleşecek, su kaplumbağalarının korunmasıyla ilgili program. annem "bize sormadan neden böyle bir şeye başvurdun?" dedi. ben de "çünkü 21 yaşındayım" dedim. annem hoşlanmadı bundan, yazı dizinin dibinde geçirmemi istiyor. bense bu yaz evden kaçma planları yapıyorum. neyse, bencil ve düşüncesiz olduğu için "umarım kabul edilmezsin, bu iş olmasın diye dua edeceğim" diyerek beni delirtti. suçunu bildiğinden iki üç gün aramadı. sonraki arayışlarında da ben açmadım.

dün onu daha fazla merakta bırakmak istemediğime karar verdim ve aradım. hava çok güzeldi, şarkılar söyleyerek ve hoplayıp zıplayarak öğle yemeğine gitmiştim ve dönüşte de burcu'yla çimlere serilmiştik. neden aradım ki annemi yani? gerçekten neden aradım? her neyse sevimsiz bir konuşmaydı, gün boyu bu konu beni rahatsız edip durdu.

yeminimi bozup star wars izlemeye karar vermiştim, serinin ilk iki filmini de izlemiştim. ilk iki derken çekilen ilk iki filmi kastetmiyorum. şu ikibinli yıllarda yayınlanan üçlemeden bahsediyorum. neyse işte, üçüncü filmi de dün izledim. annemle olanlardan sonra bir de skywalker'ın ihaneti minik kalbime çok ağır geldi. derin bir hüzne gark oldum. sonra da derdimi kimseye anlatamadım...

hayatta her şey skywalker'ın karanlık tarafa geçmesiyle alakalı işte. birine güveniyorsunuz, sonra bir bakıyorsunuz güvendiğiniz adam gitmiş, karşınızda bir başkası duruyor. tanıyamıyorsunuz. terk edemiyorsunuz ama birlikte de olamıyorsunuz. ona bir şeyler vermiş, ondan bir şeyler almış, onun için bir şeylerden vazgeçmiş oluyorsunuz. sonra da kahrınızdan ölüyorsunuz amk. fiziksel olarak ölmüyor olabilirsiniz ama içinizde bir şeyler ölüyor. geri dönüşü olmayan zararlar verilmiş oluyor, her şey kırılıp dökülmüş oluyor, her şek bir anda daha karanlık bir hal alıveriyor. hadi bakalım, hadi alakası yok hiçbir şeyin skywalker'la diyin!

onun ardından whiplash'i izledim. bu aralar kendimi aştım film izleme konusunda, iki saatlik bir filmi sekiz saatte bitirdiğimi göz önünde bulundurursak, bir gecede iki film izlemiş olmamı ayakta alkışlayabiliriz. bayağı iyi filmdi, zaten bu içinde nefret barındıran usta çırak ilişkisi mevzularını her zaman çok sevmişimdir. bozulan moralimi biraz toparladı film. hakkında çok fazla konuşmak istemiyorum, zaten filme dair bir yazı da değil bu. neye dair olduğu konusunda çok net bir şey söyleyemeyeceğim bir yazı. o yüzden parçayı şöyle bırakıp konuşmaya devam edeceğim.

bozulan moralimi toparladı demiştim. bu toparlanış beş saniye falan sürdü sonra sabun köpüğü gibi yok oluverdi. çünkü annem... ebru da pek iyi değil fakat buna rağmen her zaman olduğu gibi dün gece de ben ağlarken teee ispanyalardan, yanımda olmayı başardı. zaten bazen ebru'dan başka kimsem yok gibi hissediyorum. biraz diğer insanlardan uzaklaşmaya karar verdim. bu günü de uyuyarak geçirdim. insan genetiği ödevi için makale bulmam, pazartesi günü gireceğim biyoarkeoloji vizesine çalışmam gerek... ama sanırım büyük budapeşte oteli'ni izleyeceğim.


hadi bu da şarkı olsun. 
gidip whiplash'in son sahnesini izleyeyim, sonrasını sonra düşünürüz.

6 yorum:

  1. Filmler konusunda güzel seçimler yapmışsın. Whiplash ufak doz yerine geçsin, Büyük Budapeşte Oteli kafanı biraz olsun rahatlatıcakır. Anneler öyledir, ben de bazen sıkıntı yaşıyorum. Ama gerektiği yerde -bu önemli bi nokta, kulaklarımı tıkamayı ve canımın istediği şeyi makul ölçülerde yapmayı öğrendim. Canını sıkma, yalnız değilsin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Budapeşte'nin yönetmenine baktım tarzını hiç sevmiyorum herifin. Filme başladım ama 24. dakikaya zar zor gelebildim :) Sonra LazyOtter'ın önerisi üzerine Piano Teacher'ı izledim, bayağı iyiydi.

      Annem konusunda... İkimiz de birbirimizi bir türlü kabul edemedik ikimiz de birbirimizden bunu bekliyoruz, olmuyor tabii... İyiyim zaten bu gün :) Teşekkürler :)

      Sil
    2. Wes Anderson'ı ben de sevmiyorum ama Budapeşte çok hoşuma gitmişti :(
      Hangi Piano Teacher bu ? Merak ettim.

      Sil
    3. Ay izlerim ben de ittire kaktıra da olsa... Piano Teacher Michael Haneke'nin olan.

      Sil
  2. allam yaaaa bi gün rahat dur yaaaa :))))) bi üzülmeden takmadan gün geçir.

    metalhead adlı filmi izlesene yaaa. metalci kızın yaşamı. çok iyi bi film :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İzleyeyim hiç duymamıştım. Duramıyorum ki rahat bana her gün olaylı her gün bayram :)

      Sil

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;