31 Temmuz 2017 Pazartesi

üj bej kitap

Kaç zamandır yazacağım yazacağım yazamıyorum allam. Bu aralar kalabalıklardan kaçıyorum, kulaklıkla bütünleşik gibiyim. Kitap okumaya çalışıyorum. Kendi kendime kafayı yiyorum. Bu takım işlerle meşgul oluyorum. Bu gün araziye çıkamadım yine.

Ayça İş Bankası'nda çalışıyordu, bu yüzden indirimlerden yararlanabiliyormuş. Onunla birlikte birkaç kitap siparişi verdik. Kitapları seçmeye çalışırken çok zorlandım. Işınbike, Leylâ Erbil konusunda çok ısrarcı oldu. Tezer Özlü'nün can dostu olduğunu da bildiğimden, bir yerlerden başlamak istedim.

Bu içinde iki öykü olan minik bir kitap. İlk öykü, yanlış hatırlamıyorsam Maraş katliamı ile ilgiliydi. İkinci öyküyü daha çok sevmiştim ama ne hakkındaydı şimdi en ufak fikrim yok. Biraz karıştırırsam kitabı kesin hatırlarım ama Cemal'e verdim okusun diye, şimdi istemeye çok üşeniyorum.

Şu an ekşi'de dolanırken bir entry gördüm, aynı şeyden bahsediyor olabiliriz. İkinci öykü, belki de buydu. Anlatımı farklı, ilginç. Biraz bilinç akışını anımsatıyor, Tezer Özlü'yü de anımsatıyor. Sanırım Özlü biraz daha naif, Erbil'i daha hırçın demesem de, despot mu denir, öyle bir şey buldum. O kadar kırılgan değil gibi. Ben çok sevdim, samimi, güzel. Öteki kitaplarını da kesin okurum.


Bahsedeceğim ikinci kitap Alice Harikalar Diyarında. Alice'in maceralarını okuduğumuz bir kitap daha var, Aynanın İçinden, bilirsiniz zaten. Bir tek Can basmış galiba onu, öteki yayınevlerinde hiç denk gelmedim. Bunu da Ayça'nın indiriminden yararlanıp almıştım. Daha önce kırmızı-siyah yayınevinden çıkan baskısını okumuştum, bu daha iyi gibi geldi.

Alice Harikalar Diyarında'yı herkes biliyor zaten, neresinden tutup ne anlatacağımı bilmiyorum. Filmlerini, çizgifilmlerini, romanları, hepsini deli gibi seviyorum. Ömrümde hayatımda okuduğum en sayko, en ucu bucağı olmayan ve bir yere bağlanmayan çocuk kitabı olabilir.

Tabii bir şeyler bir yerlere bağlanmak zorunda değil. Önemli olan yolculuk, önemli olan bulmak değil aramak. Her şeyi arayabilirsiniz. Aşkı veya bilgiyi arayabilirsiniz, köklerinizi arayabilirsiniz, en sevdiğiniz yazarın köklerini arayabilirsiniz, hepsini birden arayabilirsiniz.

Arayışı besleyen muhakkak ki merak duygusudur. Değilse aramaktan başka yapılacak bir şey olmayışıdır neden ki bu da arayış sayılmaz. Bulunan, anlaşılmaz çünkü. Yanından geçilip gidilir.

Makul bir miktarda merak duygusuna sahipseniz, saatini kollayan bir beyaz tavşan görünce peşine takılır ve o delikten düşersiniz. Şüphesiz ki düşüş uzun sürecektir. Bu esnada küçülmeniz, büyümeniz, genleşmeniz ve süblimleşmeniz çok olasıdır. Bunu oksipital bilmemnenin bilmem nasıl çalışmasına ya da halüsinojenik mantar yemeye bağlamaya da gerek yok, bu işin ritmi bu.

Yolda birileri ile karşılaşmak çok muhtemel. Bir dış gözleme ihtiyaç duyduğundan yolda karşılaşılana "ben kimim" diye sorabilirsin. Ya da tam aksine, ya iç gözleme ihtiyaç duyduğunu düşündüğünden ya da şahsi merakından ötürü o sana "sen kimsin" diye sorabilir. Ve bu yolculukta "dün olduğum kişi ile şu an olduğum kişi aynı değil" demek, bu yolculuk bir yaşamı kapsayacaksa -ki kapsaması en doğru olan olurdu bana göre- bunu yaşamın her anında söylemek, kimliğin inşasının asla sonlanmayacak bir şekilde sürmesi, bir sonun olmaması, olmak zorunda olmaması ve bunları size nargile tüttüren bir tırtılın söylüyor olması muazzam.

Amaca yönelik yol, yürünmesi kolay olan yoldur. Sonu olduğu düşünülen yol, yürünmesi kolay olan yoldur. Rotan belli ise, yorgunluğu daha az hissedersin. Yolunu kaybettiğinde yapabileceğin iki şey vardır, ya yeni bir yol izlemek, ya yeni bir yol açmak. Gideceğin yer belli değilse her yol mübahtır çünkü seni muhakkak bir yerlere çıkaracaktır.

Zamanı öldürmek üzerine müthiş bir metafor. Rutine saplanmak yaşamı ve zamanı öldürmektir. Beş çayına ya da sekiz-on mesaisine hapsolmak arasında çok büyük bir fark olmayacaktır. Ama hiç şüphesiz rutin de -kaçılamıyorsa- eğlenceye dönüştürülebilir. 364 doğmama günü kutlanarak ya da başka bir şekilde.

Yaşamı kafanın içinde bir karnavala dönüştürmenin pek çok yolu olabilir. Ve delirmeyen hiç kimse oralara uğramaz, dolayısıyla "we're all mad here." ama delilik her zaman bilinen toplum dışı ve tecrit edilmiş delilik anlamına gelmek zorunda değil. Deli, hiç şüphesiz şunu söyleyebilir: "Ben deli değilim, yalnızca, benim gerçekliğim sizinkinden farklı."

Kuzgunlar neden yazı masasına benzer?
Onu henüz ben de bilmiyorum.

50 kez falan okunur bu, kaçırmayın.



Sonuncusu "Özel Günceler | Apaçık Yüreğim". Çeviri şiir okumayı sevmediğimden şiirlerine hiç bulaşmadım. Geçen yıl Fanfarlo'yu okumuştum. Aşk üzerine bir minik öykü idi, şiirselliğine, anlatımına, konusuna bayılmıştım. The Libertine diye bir film var, bilmem bilir misiniz. Ben bayılıyorum. Bana o filmi hatırlatmıştı çok net bir şekilde.

Sonra Şaraba ve Esrara Dair'i okudum. Ondan kısa da olsa bir yerlerde bahsetmişimdir. Ayyaş kafası ile keş kafası üzerine bir küçük kıyaslama, deneme. Her ne yazmışsa okumak isterim, Baudelaire'in düzyazısı da şiir zira. Hatta ve hatta keşke orijinal dilinde okuyabilsem.

Bu da kendisi için aldığı notlar, güncesinden parçalar, kesitler. Her şeyi bulabilirsiniz bunun içinde. Toplum üzerine yergi, din üzerine, toplum ahlakı üzerine, kişisel ahlak üzerine. Küçük küçük pasajlar halinde, okuması da kolay ve keyifli. Hacmi küçük, dolayısıyla yoğunluğu fazla. Bunu da kaçırmayın çünkü Kerouac'in de dediği gibi, "Hiç uğruna, Baudelaire şiirleri uğruna..."

Buraya gelirken çok saçma hazırlandım. Elime geçirdiğim kitapları attım çantama. Şimdi biraz sıkıntı çekiyorum, hiç birini okuyasım gelmiyor. O yüzden milletten kitap tırtıklıyorum. Şimdi Ruhi Mücerret'i aldım Deniz'den. Üç de Bukowski var elinde, güzel. Mert'i aradım, bir Brautigan, bir Robbins, bir de Kerouac salık verdim, postalayacak. Şiir okuyasım var, hiç şiir kitabı getirmemişim. Saçma çünkü muhakkak çantamda bir şiir kitabı taşırım. İlk off günümde bunu çözeceğim.

Ruhi Mücerret'e gelir isek, biraz sevdim, biraz sevmedim, biraz çok fazla kuyruğunu kovalıyor. Bitirebilirsem bi beş günde de onu yazarım herhalde. Siz neler okuyorsunuz? Bana ses verin. <3

2 yorum:

Bu aralar dinliyorum / aşığım

nasiplenin arkadaşlar :)

926 şarkının sadece 200'ünün gösterilmesi ayıp.

Zevkle Takip Ediyoruz:

Kitapkurtları;

Farklı İklimlerden;